Zihinsel hastalıklar ve limbik-kortikal bilinç teorisi

Zihinsel hastalıklar ve limbik-kortikal bilinç teorisi

Hiçbir bilinç teorisi, insan doğasının gerçekliğinden bağımsız olarak var olamaz; bu teorinin kuralları, insanların yaşam deneyimleriyle yakından ilgilidir ve tasarlanma biçimi, beşerî zihniyetin unsurlarıyla mantıksal olarak bağlantılı olmalıdır.

Bu yaşam deneyimi, bireyden bireye farklılık gösterdiği için derin bir çeşitliliği kapsayan, insan hayatının tüm unsurlarını (hayaller, efsaneler, hayal gücü, sanat, kültür ve din dahil) içeren birleşik bir bilinç teorisi oluşturmak kolay değildir. Bu, birçok çocuk gelişimi teorisi ile birlikte, günümüzde yaygın olan bilinç teorilerinin hiçbirinin insan doğasının tüm kapsamını tam olarak bütünleştirmemiş olmasının belirgin bir nedenidir.

Bu kısmen, büyük ölçüde zihinsel sağlık hastalıklarına ve patolojiye dair bir araya getirilmiş bilgiden, yani beyin ve sinir sistemi algımızın gelişme şeklinden kaynaklanmaktadır. Söz konusu değerlendirme açısı, bilincin, kişiliğin ve insanların yaşam tecrübelerinin genel algısına uygun değildir. Modüler merkezler, genetik gelişme, epigenetik etkiler vb. hakkındaki tartışmalar, beynin, önemli unsuru olan bilinci aslında nasıl oluşturduğu ile ilgili derin bir anlayışa kapı aralamaz.

Kuşkusuz, nörolojik bilim ilgi çekicidir ve zaman zaman açıklayıcıdır, ancak genellikle bir bilinç teorisinin geliştirilmesinde kullanılamayacak kadar sınırlı ve dogmatik bir şekilde uygulanmıştır. Daha sonralarda, nörolojik bilimle ilgilenen bir kişi, nörotransmiterlerin ve beyin kimyasının, faydalı ve bu nedenle oldukça sorgulanabilir bir yapı olan bilinç ve psikiyatrinin tartışmasız olarak temeli olduğu anlayışını ciddi ölçüde devam ettiren farmasötik-psikiyatrik kompleksin etkisi ele alınmıştır. Son zamanlarda, bu sistemin gerçekte ne kadar bilimsel olduğu detaylı olarak inceleme altına alınmıştır. Gerçek bir bilinç teorisi, nörotransmiterlerden ve beyin kimyasından çok daha fazlasını dikkate almalıdır; insan doğasını, onun beyinde ve bedende nasıl belirdiğini, geliştiğini, ne şekilde düzenlendiğini ve değiştiğini göz önünde bulundurmalıdır. Birçok araştırma çalışmasında, DSM5’te (Zihinsel Hastalıkların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Beşinci Baskı) listelenen çoğu zihinsel hastalığın, beynimizdeki sorunlu limbik devrelerin kasıtlı olarak devre dışı bırakılmasıyla başarılı bir şekilde tedavi edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu süreci anlamak için limbik-kortikal haritalamaların beynimizde nasıl geliştiğini düşünmemiz gerekir.

Öncelikle deneyimin limbik-kortikal haritalamalarına bakılabilir; ayrıntılarıyla son derece karmaşık olan bu haritalar limbik sistemde bulunur ve bilincin düzenlenmesini sağladığı düşünülür. Bu düzenlemeyi, kendimiz ve etrafımızdakilerden oluşan bir oyuncu kadrosu, aramızdaki etkileşimler, gerçek ve hayali senaryolar, mantıksal olay örgülerinden oluşan bir manzara ve çeşitli “kümeler” ile birlikte bir oyunmuş gibi algılarız. Bu oyunları geçmişteki belli yıllarda yaşadıklarımıza dayanarak yazarız, o yüzden bazı insanlar hayali tehlikeleri önlemek için harekete geçecek kadar olumsuz yönde olaylar öngörür. Kimisi de oyunlarındaki karakterler için sürekli olarak daha olumlu sonuçlar düşünür. Bu nedenle, söz konusu oyunlar kişinin karakteri ve eylemleri ile ifade edilir.

Bilincin gelişimi

Limbik-kortikal haritalama teorisini savunanlar, bilinç gelişiminin çok önceden başladığını düşünmektedir. İlk oluşum bebekler yaklaşık 6 haftalık olduğunda, limbik-korteksin yeterince belirmeye başladığı noktada meydana gelir. Bu deneyim haritalaması, bebek henüz bir fetüs iken, limbik korteks büyüdükçe başlar ve bebek kendini anne çevresiyle ilişkilendirirken devam eder.

Bebek yürümeye başladıkça ve çevresinden bilgi topladıkça limbik korteks giderek daha fazla deneyim haritalayarak tanımlanmış bir “benlik” ve “öteki” duygusu kazandırırır. Bu kavramlar, çocuğun hayal gücünü oluşturarak, zihindeki imgelerle çalışmak için gerekli olan sembolik biçim veya temsili bilinç aşamasına ulaşana kadar gittikçe daha düzenli hale gelir. Böylece çocuğun ilk gerçek ve şekillenmiş benlik duygusu ortaya çıkar.

Benlik duygusu, yürümeye başlayan çocuğun küçüklük ve ergenlik döneminde otomatik olarak yukarıdan aşağıya işleyerek korteksin tüm yapısından geçen, yeni gelişmiş limbik-kortikal beyin haritalarıyla ilerledikçe devamlı oluşturulur ve düzenlenir; ayrıca çocuğu yaşam boyunca yönlendirir. Bu nedenle bilinç, korteksin belli bir bölgesinde bulunmaz; ancak tüm sistemin bir ürünü olarak görülebilir. Korteksin her bir parçası, kendi işlevi için var olmaktan ziyade bütünün bu görevine katkıda bulunur.

Bu sebeple, bir kişinin geçmiş yıllarda yaşadığı olumsuzluklar hayatının geri kalanında iç dünyasına sadomazoşizm olarak yansıyabilir. Bununla birlikte oluşan haritalar, beyni aşırı uyarıp, seratonin rezervlerini tüketir ve zamanla zihinsel hastalıklara dönüşür. Aynı zamanda bu haritalar, olumsuz davranışlar sergileyerek söz konusu durumla başa çıkma girişimlerini tetikler.

Zihinsel hastalıkları tedavi etmek için limbik-kortikal bilinç teorisinden yararlanma

Zihinsel hastalığı olanlar için umut, bilinen kortikal haritalamaların aslında değiştirilebileceği gerçeğindedir; sorunlu devreler yarar sağlamadıklarından dolayı “devre dışı bırakılabilir” ve onların yerine yeni ve daha iyi deneyimlerle oluşturulmuş işlevsel devreler aktive edilebilir.

Bu süreç deneyim sona erdiğinde eski devreler dinlenmeye bırakıldığı zaman başlar; ki bu da eski limbik devrelerin yukarıdan aşağı sıralanmış yapısını birlikte seçmenin ve bilinçli değişimi oluşturmanın ilk adımıdır.

Bu aşama, psikoterapinin çoğunun temelidir ve kendi alanında eğitimli bir terapist tarafından yürütülür. Terapist, tedavi tamamlandıktan sonra hastanın acı yerine sevgiye ve çözüm odaklılığa dayanan yeni bir sayfa açmasını sağlar. Uygulanan bu terapiyle, olumsuz beklentiler, tahminler, davranışlar ve bunlara eşlik eden psikiyatrik semptomlar kademeli olarak sona erer.

Çeviren: Erva Aksoy

Düzenleyen: Büşra Koçak

Kaynak linki: Journalpsyche

Leave a comment