Zeus’un doğum yeri: Girit’te bulunan Psychro Mağarası

Zeus’un doğum yeri: Girit’te bulunan Psychro Mağarası

Girit’in Dikte sıradağlarının doruklarındaki Laşit Platosu’nda Physcro Mağarası bulunur. Bu yer ki mitolojide yüce tanrı Zeus’un yetiştirildiği yerdir.

Antik Yunanlıların tanrıları ölümsüz olmalarına rağmen hiçlikten meydana gelmemişlerdir. Buna tek istisna, ilk varlık olan “Kaos” (Chaos)tur. M.L. West; Hesiodos’un şiirlerinin çevirisinde (1988), Kaos’u “çukur” olarak aktarmış ve “Yunancada Kaos, tam olarak bu anlama gelmektedir; karışıklık veya düzensizlik anlamlarını içermez’’ diye eklemiştir (syf. 64). Kaos aynı zamanda “boşluk” olarak da çevrilebilmektedir.

Kaos; Erebos ve Gece (Night) gibi kadim tanrıları meydana getirmiştir. Birçoğu aslında belli fikirlerin vücut bulmuş hâli olan bu tanrılar, başka ilahları meydana getirmiş ve nihayet Dünya (Gaea) ile Gökyüzü’nün (Ouranus) birlikteliğinden birtakım tanrılar doğmuştur; bunlardan biri de “evlatların en korkuncu” olan Kronos (Cronus‘tur (Teogonia 138). Kronos daha sonra babası Uranos’u hadım etmiş, kendisi ve kardeşleri, “Titanlar” olarak anılmaya başlamıştır.

Psychro Mağarası’na giden patikadan Laşit Platosu’nun görüntüsü. Fotoğraf: Josho Brouwers

Kronos kız kardeşi Rhea ile evlenmiş ancak bu mutlu bir evlilik olmamıştır. Hesiodos’un anlattığı üzere; bir kehanete göre, Kronos da evladı tarafından alt edilecektir. Bunun üzerine Kronos; Rhea’nın doğurduğu tüm çocukları bütün olarak yutar. Hesiodos’un yazdığı üzere, “Rhea’nın ıstırabı korkunçtu”.  Zeus’a hamile kaldığı vakit Rhea, ebeveynleri Uranos ve Gaia’nın yanına gitti ve onlardan tavsiye istedi. Uranos büyük olasılıkla Kronos’tan öç almaya hevesliydi. Sebebi her neydiyse de Uranos ve Gaia kızlarına Girit’te bulunan Liktus’a gitmesini söyledi.

 Rhea ebeveynlerinin tavsiyesine uydu ve Zeus’u doğurduktan sonra onu “erişilmesi zor bir mağarada” yetiştirmesi için Gaia’ya verdi. Rhea Kronos’un yanına kundağa sardığı bir taş ile geri döndü ve Kronos da bir an bile düşünmeden taşı yuttu. Hikâyenin geri kalanından büyük olasılıkla haberdarsınızdır: Zeus büyüdü, güçlü bir yetişkin oldu ve annesi Rhea’nın yardımıyla kardeşlerini serbest bıraktı. Bu genç tanrılar, daha sonra Titanlara savaş açıp onları devirdi.

Yürüme işini eşeklere bırakmak isteyenler için kafileler mevcut. Eşekler temkinli hayvanlardır ve eski çağlarda insan veya yük taşımacılığında kullanılmışlardı. Fotoğraf: Josho Brouwers

İşin komik tarafı, muhtemelen Hesiodos’un Diktaion Antron olarak bahsettiği yeri ziyaret etmek mümkün. Dikte sıradağlarında, deniz seviyesinden 1025 metre yükseklikte “Psychro Mağarası” bulunmaktadır. Mağaranın yanındaki tabelalarda da yazdığı üzere, mağara 1883 yılında yörenin sakinleri tarafından keşfedildi ve çok geçmeden birçok arkeoloğun ilgisini çekti. Knossos’ta çalışan bir arkeolog olan Arthur Evans, bu mağarada gün yüzüne çıkarılmış bazı objeleri satın aldı.

Mağaranın girişi aslında 35 metre genişliğinde ve 16 metre uzunluğunda taştan bir kaya sığınağıdır. Kaya sığınağının ön kısmı bir temenos, yani bir çeşit kutsal alandır ve bazı yerleri döşemelidir fakat günümüzde bunları tespit etmesi zordur. Mağaranın bir hayli derinlerine inildiğinde, birtakım farklı odalara ve küçük bir gölü barındıran bir alana varılmaktadır. Modern merdivenler ve destekler sayesinde, sarkıtlardan aşağı suyun damladığı serin iç odalara erişim nispeten kolaydır.

Sarkıtları ve dikitleriyle mağaranın içinden bir görüntü. Köprü, burada bulunan küçük gölün karşısına geçmeye imkân sağlıyor. Ziyaretçiler; yapmasalar daha iyi olacağı gerçeğine rağmen, iyi şans için göle bozuk para atarlar. Fotoğraf: Josho Brouwers

Mağaradan çeşitli objeler çıkarılmıştır. Bunların birçoğu şimdi Kandiye’de bulunan Heraklion Arkeoloji Müzesi’nde tutulmaktadır. Bu objelerden en eskileri Orta Minos dönemine aittir. (Milattan önce ikinci milenyumun ilk yarısı; sit alanında, yaklaşık olarak M.Ö. 1800 yılı olduğu yazmaktadır). Aralarında kil ve bronz heykelcikler ile birlikte silahların da bulunduğu bu objelerden Orta Çağ’a ait olanlar hariç, antik döneme ait en yakın tarihli olanlar M.Ö. 7. yüzyıldan, yani Arkaik dönemden kalmadır.

 Bu alanı günümüzde ziyaret etmek oldukça yorucudur. Sit alanına ulaşmak için dağı tırmanmanız gerekmektedir. Yürümek istemiyorsanız bir eşek de kiralayabilirsiniz fakat sit alanına vardığınızda, mağaranın içindeki odalara ulaşmak için yine yürümeniz gerekecektir. Ancak yorulduğunuza değeceğinden emin olabilirsiniz; mağaranın doğal güzelliklerinin yanı sıra sit alanına giden yolda Laşit Platosu’nun nefes kesici manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz.

Yazar: Josho Brouwers

Kaynak: Ancient World Magazine

Çeviren: Hasan Özuğurlu

Düzenleyen: Lusena Yılmaz

Leave a comment