Bakımın maddi yükü altında ezilen bazı ailelerde, daha düşük ücrete çalışan kişi işinden ayrılıyor. Bu kişiler genelde kadınlar oluyor.

Bazı kadınlar ev ve işleri arasında çoklu yükleri dayanılamayacak derecede arttığı için işlerinden ayrılıyor.

“Eşler arasındaki ücret farkı ne kadar fazla ise ikincil gelir elde eden kişinin, yani tipik olarak kadının, işgücü arzı o kadar az olur.”

– Pittsburgh Üniversitesi ekonomi profesörü Stefania Albanesi

Çalışma Bakanlığı tarafından Eylül ayı için açıklanan işsizlik sayıları raporunda, ekonomistlerin ve uzmanların korkularını haklı çıkardı: Pandemi sebebiyle ortaya çıkan durgunluk yüz binlerce kadını iş gücünden uzaklaştırıyor ve son birkaç yılda işyerinde binbir zorlukla elde ettikleri kazanımları yok ediyor. ABD’de işsizlik oranı Eylül’de yüzde 7,9’a , Nisan ayındaki yaklaşık yüzde 15’lik rekor seviyenin çok altına düşerken, bu düşüşün büyük bir kısmı ekonomik büyümeden değil – bazı iş kazanımları olmasına rağmen -iş piyasasından tamamen ayrılan yüzbinlerce insandan kaynaklıdır.

Bahsedilen insanların çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Ulusal Kadın Hukuk Merkezi tarafından yapılan bir analize göre, Ağustos ve Eylül ayları arasında iş gücünden ayrılan (ne çalışan ne de iş arayan) 20 yaş ve üzeri 1,1 milyon kişiden 800.000’ininden fazlası kadın. Bu rakam 324.000 Latin ve 58.000 Siyahi kadını kapsıyor. Kıyaslandığında, 216.000 erkek aynı zaman diliminde iş piyasasından ayrıldığı görülüyor.                                                                                   

Pandeminin başlangıcından bu yana, kadınlar arasında görülen işsizlik; konaklama, eğitim, eğlence ve hatta sağlık sektörlerinin bazı kısımları gibi kadın egemen sektörlerin çöküşünün doğrudan bir sonucu olmuştur. Ancak ekonominin bazı kısımları hayata dönerken son veriler, bazı kadınların gerçekten vazgeçmeye başladığını gösteriyor.

Peki kararlarındaki kilit faktörlerinden biri neydi? Uzmanlar, bunun, değişmeyen cinsiyetler arası ücret farkı olduğunu söylüyor.

İş gücünde cinsiyet eşitsizlikleri üzerine çalışan Pittsburgh Üniversitesi ekonomi profesörü Stefania Albanesi, “Ücret farkı sorunu bu noktada hikâyenin büyük bir parçasıdır” açıklamasında bulundu.

Yıl boyunca, kadınların tam zamanlı işleri güçlükle sürdürmeye çalışırken karşılıksız iş gücü yükü altında ezildiklerine dair işaretler görülmekte. Lean In & McKinsey & Company’nin Eylül ayında yayınlanan bir raporu, Mayıs ve Ağustos arasında Amerika’da şirket genelinde ankete katılan 40.000 kadından 4’te 1’inin işinden istifa etmeyi ya da kariyerinde vites düşürmeyi, belki yarı zamanlı olarak veya daha az zorlu bir iş için yahut daha iyi bir iş-yaşam dengesi olan bir iş bulmak istediklerini ortaya koydu.

Bakım yükü arttıkça, pek çok okul ve çocuk bakım merkezinin kapanmaya devam etmesi nedeniyle, birçok kadın – özellikle beyaz kadınlar – iş gücünden çekilme kararı aldı.

Eylül ayında 20 yaş ve üzeri beyaz kadınlar arasında işgücüne katılım oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 58,3’ten yüzde 56,3’e geriledi. Siyahi kadınlar için bu rakam, geçen Eylül ayında yüzde 62’den yüzde 59,8’e düştü ve İspanyol veya Latin kadınların iş gücüne katılım oranı, bir önceki yıl yüzde 61 iken bu yıl yüzde 57’ye düştü.

Profesör Albanesi, “Beyaz aileler daha yüksek servete ve daha yüksek ortalama gelire sahip olma eğilimindedir, bu nedenle kazançların oldukça düşük olduğu çoğu Afro-Amerikalı haneye kıyasla işgücü arzını azaltmaya güçleri yeter.” açıklamasında bulundu.

Profesör, çocuklara veya hasta aile üyelerine kimin bakacağına karar verilirken, daha yüksek ücret kazananın işe geri dönmesi veya çalışmaya devam etmesinin yalnızca ekonomik açıdan mantıklı olduğunu açıkladı ve çift gelirli bir evde çoğunlukla daha yüksek ücreti kazananın erkek olduğunu da ekledi.

“Eşler arasındaki ücret farkı ne kadar fazlaysa ikincil gelir elde eden kişinin, yani tipik olarak kadının, işgücü arzı o kadar azdır.”

Bu ekonomik durgunluğun cinsiyete dayalı etkileri hakkında Ağustos ayında yayınlanan bir raporun ortak yazarı ve Northwestern Üniversitesi’nde ekonomi profesörlüğü yapan Matthias Doepke, iş gücünden tamamen ayrılmanın sadece iş gücüne yeniden girmeye çalışan kadın için değil, aynı zamanda kadınların işgücündeki genel konumu için de uzun vadeli sonuçları olduğunu söyledi.

Profesör Doepke, “Her şeyden önce, yeni bir iş bulmak biraz zaman alıyor,” dedi, “ama aslında daha önemli olan, benzer bir iş bulmanın ve aynı kariyer pozisyonuna geri dönmenin daha da zor olmasıdır.”

“Dolayısıyla, durgunluktan on yıllar sonra bile, işini kaybeden insanların genellikle düşük kazanç elde ettiğini görüyoruz” diye ekledi. Bunun da gelir farklılığı üzerinde etkileri oluyor. Profesör Doepke’nin araştırmasına göre, bu durgunluk büyük olasılıkla bu açığı yüzde beş artıracak ve bu yıl kadınları işyerinden uzaklaştıran koşulları da devam ettirecek.

McKinsey’nin kıdemli ortaklarından Kweilin Ellingrud, kadınlar işten çıkarıldıkları veya gönüllü olarak işten ayrıldıklarında, iş gücünden daha uzun süre uzak duracaklarını söyledi. Bu çok endişe verici bir hikâye. Ellingrud,”Son on yılda çok, çok yavaş bir şekilde kazandığımız pek çok zemini şimdi kaybettik” cümlelerini de sözlerine ekledi.

Çeviren: Esma Yüksel

Düzenleyen: Can Güzel

Kaynak: NY Times