Yükselen dijital dünyadaki duyular

Yükselen dijital dünyadaki duyular

Görme, duyma, koklama ve bunun gibi duyular sayesinde çevremizdeki dünyayla etkileşim kurarız. Duyular yaşam için gereklidir. Çoklu duyusal deneyim araştırma alanı insan hayatını tasarlarken, farklı insan duyularını ve onların etkilerini göz önünde bulundurur. Bu alan insan-bilgisayar etkileşimi, pazarlama ve sanat gibi alanlarda gelişmek göstermekle beraber akademik dünyanın önündeki yükselen trende de damga vurur. Şefler, pazarlamacılar ve teknoloji girişimcileri gibi çoğu pratisyen, tasarım süreçlerinin merkezinde insan duyularına yer veriyor.

Peki çoklu duyusal deneyim tam olarak nedir?

Çoklu duyusal deneyimi “özel olaylarla oluşan izlenimler” olarak tanımlarız ki bu duyular başka biri tarafından özenle işlenir. Örneğin bir ayçiçeği etkisi yaratmak için renkler, doku ve özel kokular göz önüne alınır. Duyular etki oluşumunun merkezinde bulunur, gerçek bir çiçeğin yokluğunda bile. Yani gerçek bir çiçeğe sahip olmasan bile ayçiçeği etkisi yaratmak için özel duyu elementlerini kullanabilirsin.

Çoklu Duyusal Deneyim

Bir Ayçiçeği Tarlasının Çoklu  Duyusal Deneyimi

Ayçiçeğinin renklerini görebilirsin.

Çiçekten yansıyan ışık gözlerine ulaşır ve ışığa duyarlı reseptörler tarafından yakalanır.

Bitkinin kokusunu alabilirsin.       

Çoklu koku antı molekülleri burnumuzdaki koku reseptörlerine ulaşır ve beyinimiz tarafından işlenir.

Ayçiçeğine doğru esen rüzgarı duyabilirsin.

Basınç değişimleri orta kulak tarafından yakalanır, kulaklarımızdaki duyma reseptörleri sayesinde algılanır.

Taç yaprakları ve çekirdeklerine dokunabilirsin.

Deri reseptörleri, sıcaklık içeren objelerin özellikleri hakkında bilgi alır.

Çekirdeklerin tuzlu ve leziz tadını alabilirsin.

Tat, koku ve doku reseptörleri tadımda birleşmiştir.

Çoğumuzun hayatı çok duyulu olarak tanımlanmasına rağmen çoklu duyusal deneyim düşündüğümüzden daha farklıdır.

Oysa farzedelimki bir ormanda yürüyüş yapıyoruz. Bu orman özel renkler, aromalar ve dokular gibi çeşitli doku elementleri barındırır. Çoklu duyusal deneyim başka biri tarafından özenle tasarlanır.Örneğin bir parkta yaptığımız yürüyüşü ele alalım. Özel bir etki yaratmak için, peyzaj mimarları tarafından tasarlanmıştır.

Çoklu duyusal deneyim teknolojinin avantajları sayesinde giderek gelişti.

Çoklu duyusal deneyim teknoloji sayesinde hızla değişti ve herkes için ulaşılabilir bir hale geldi.

Bir olay içinde barınan doku elementleri fiziksel, dijital ya da sanal gerçeklikligin bir kombinasyonu olabilir. Çoklu duyusal deneyim ulaşabileceğimiz sanal gerçeklikten ( arttırılmış gerçeklik), tamamen sanal gerçekliğe uzanabilir.

Şimdi de sıradaki örneğimize bakalım. Bir grup ögrencinin yeni büyüyen bir ayçiçeği projesi var. Ögrencilerin senden istediği yek şey sanal gerçeklik süreciyle bunu tecrübe etmen. Ve sana yapman gereken 3 seçenek sunuyor.

  1. Ayçiçeği tarlasına hiçbir teknolojik alet olmadan git.
  2. Ayçiçekleri hakkında bilgi toplamak için, tarlaya arttırılmış gerçeklik cihazı ile git.
  3. Sanal gerçeklikle tarlaya git.

İlk deneyim teknolojiden uzaktır, ikinci deneyimde arttırılmış bir gerçekliği tecrübe eder ve üçüncüde yaşadıgın deneyim teknoloji ile tasarlanır. Yani teknoloji bir olayı etkileyebilir ya da olayın kendisini tasarlayabilir.

Geleceğin çoklu duyusal deneyimi

Teknolojik avantajları, insan hislerini ve hayatlarındaki artan teknolojiyi göz önünde bulundurursak, Dünya’nın ötesindeki yeni gezegenleri keşfetmek gibi toplumun karşı karşıya kaldığı bazı sorunları aşmak için çoklu duyusal deneyimi gelecekte nasıl kullanabiliriz?

Hayatın Dünya’dan uzaya , yeni bir gezegen ya da güneş sistemine doğru evrildiği bir gelecek hayal edin. Hayat nasıl olurdu? Bu yeni çevreyi nasıl deneyimlerdik? Bütün duyularımızla mı yoksa daha fazlasıyla mı?

Bu noktada insanlığı Dünya’nın ötesindeki yaşama hazırlamak için küresel başarılar gözlemlenebilir. Henüz bilinmemesine rağmen geleceğin uzay hayatı çok sevilecek ve bi hayli farklı olacaktır. Astronotların çevresiyle olabildiğince düzgün etkileşim kurabilmesini için tüm insan duyularına ihtiyacı vardır. Örneğin “Dünya’yı Hatırlatan Isırıklar” konsepti astronotlara yardım etmek için tasarlandı. Astronotlar Dünya’daki ve uzay gemisindeki arkadaşlarıyla favori yemeklerini paylaştı. Böylece farklı bölge ve kültürlerden gelen, düğün ya da doğum günlerindeki özel tatlar bile  deneyimlenmiş oldu. Sanal gerçeklik ve arttırılmış gerçeklik teknolojisini birleştirerek arkadaşlarınızla veya ailenizle uzaktan yemek yemeniz mümkündür. Müzik, ortamdaki ışık, sıcaklık ve nem Dünya’ya has özellikleri yeniden tasarlamak için kullanılabilir. Yani çok duyulu teknoloji, hayal etmeyi ve bazı anıları yenien tasarlamayı giderek mümkün kılar.

Çoklu duyusal deneyim tasarlandığında karşılaşabileceğimiz sorunlar ve sorumluluklarımız

Son zamanlarda insan yaşamının sayısallaştırılmasında  Covid-19 virüsünden dolayı büyük bir düşüş vardır. Açıkça, sanal  ve gerçek hayatı karıştıran hem fiziksel hem de sanal dünyanın birleştiği sanal ile gerçeklik  yer değiştirdi. Fakat bu noktada duyuların çoğu tatminsiz bırakıldı yani giderek yükselen dijital dünyada çoklu duyusal deneyimi tasarlamak için çok daha fazla çaba gösterilmelidir.

Çoklu duyusal deneyim bir çok avantajı getirmesinin yanı sıra bir çok zorluğu da beraberinde getirir. Dahası bu zorlukların bazıları şirketlerin, bireylerin ve toplulukların bu dijital değişime hazır olmadığını ve geride kalabileceğini de gösterir. Ek olarak özel hayat, güvenlik ve evrensel konular gibi halkın göz önünde olan meseleler, teknolojiye erişim , artan tahminler ve kontrol edilebilirlik gittikçe daha çarpıcı olacaktır.

Bunu ve çoklu duyusal deneyim tanımımızı göz önünde bulundurarak, bilim kurgu yazarı Isaac Isamov ve onun 3 robotik yasasından ilham alarak, çoklu duyusal deneyimin 3 kuralını belirledik.

3 kuralımız çok algılı deneyimlerin tanımının merkezinde yer alan farklı soruları, yani neden (rasyonel/sebep), ne (etki), ne zaman (olay), nasıl (duyu elementleri), kim (biri), kimi (alıcı), gibi sorularla çoklu duyusal deneyimin merkezine odaklanır.

İlk kural “çoklu duyusal deneyim iyi şeyler için kullanılmalı ve zarar vermemelidir.” Özellikle düşünme sürecinde rehberlik etmeyi amaçlar. Hangi izlenimler ve etkinlikler için tasarlamak istiyoruz? Neden?  Ne iyi ne kötü, toplumun tartışabileceği bir konu olmalıdır.

İkinci kural “çoklu duyusal deneyim alıcılarına adil davranılmalıdır.”  Önemli bir hatırlatma ile çocuklara yetişkinlere davranıldığından daha farklı , özel davranılması gerektiğinden dolayı her bireye dikkatli davranılmalıdır. Son olarak üçüncü kural “kişi ve duyu elementleri ögrenilmelidir.” Bu kural çoklu duyusal deneyimi kimin tasarladığını ve tasarımdaki duyu elementlerinin garantilenmesini amaçlar. Özellikle bir birey, şirket, bir devlet adamı ya da bir AL sistemi.

Zorluklar olsa da güzel fırsatlar her zaman vardır. Henry David Thoreau’nun da söylediği gibi bu dünyanın hayal gücümüzün yelkeni olduğuna inanıyoruz. Çoklu duyusal dünyaları göz önünde bulundurarak  ve tekrar tasarlayarak, hayal ettiğimiz resimdeki deneyimin sanatçısı olabiliriz.

Öne çıkan görüntü: Jessica Lewis, Pexels

Yazar: Carlos Velasco & Marianna Obrist

Kaynak: OUPblog

Çeviren: Başak Şevval Mete

Düzenleyen: Serap Demirtaş

Leave a comment