İngiltere İşçi Partisi Yeşil Bir Yeni Anlaşmadan Yana

 

[ed: Kaynak metin 12 Aralık Birleşik Krallık erken seçiminden önce yayınlanmıştır]

İşçilerin bildirisi yarın yayınlanacak ve Yeşil, Yeni Anlaşma (YYA) da bu bildirinin bir parçası olacak. Bildirinin bu önemli vizyonunu olduğu gibi koruyabilirsek; bu, iklim aktivistleri ve sol için büyük bir zafer demek.

Eylül ayındaki İşçi Partisi konferansında, 2030 yılında net sıfır emisyon hedefi istemiyle Yeşil Yeni Anlaşma önergesi için gerçekleştiren en son oy sayımının, izleyici balkonundan kaydedilmiş titrek bir iphone çekimi bulunuyor. Son sayım yüksek sesle okunduğunda, konferans salonu tezahüratlar içinde kalıyor. Delegeler; ezici bir üstünlükle, toplumsal ve ekonomik adaleti arttırmaya yönelik radikal bir önlem paketi sayesinde yapılacak dekarbonizasyon düzenlemesinden yana oy kullandı. Bunun sonucu olarak partinin bir sonraki bildirisi, tam olarak ne şekilde olacağı net olmamakla beraber, bu yeni anlaşmanın bir versiyonunu içerecek. Eğer anlaşma yarı ölçüde kabul edilirse, olabildiğince az emisyon hedefi için iş kollarının teşvik ve vergi indirimiyle desteklenmesi adına ılımlı bir girişimin tesisi olarak oylanacak . Eğer ki tam olarak kabul görürse bu anlaşma, sadece karbon emisyon miktarını hedeflemeden, geniş bir sosyal ve ekonomik dönüşüm içeren, önemli bir geleceğe sahip olabilir. 

Demokratik mülkiyet gündemi, kapı eşiklerinde ve seçim kampanyaları sürecinde, çarpıcı bir iklim kriziyle yüzleşen seçmenin bir şey yapamaz ve güçsüz hissetmesine karşı koymanın çok önemli bir yolu haline geldi. YYA, sadece vergilendirme ve harcama konularında yeşil iş kollarına ön ayak olmak yerine, iklim felaketinin aciliyetiyle örtüşen radikal bir program olmak zorunda.

İdare Ekonomisi

İşçi Partisi üyelerinin hakkında çağrıda bulunduğu Yeni Yeşil Anlaşma, sadece ekonomiyi karbondan arındıran bir dizi müdahaleden ibaret değil. Bunun yerine, demokratik ve sürdürülebilir bir toplum inşa etmek için tasarlanarak ortaya konulan, ortak bir çabanın programıdır. Başlangıç olarak Birleşik Krallık ekonomisi, doğal kaynakların sömürülmesine derinden bağlı. Sömürülen kaynaklar ve yükselen karlar, bir üst düzey yönetim ağını, seçkin hissedarları ve kurumsal yatırımcıları zenginleştiriyor, toplumlara ise kollektif olarak inşa ettikleri bu zenginliklerden el çektiriliyor. Bu model, yapılan Yeşil Yeni Anlaşma’nın temelini oluşturamaz. Bu, ilkel bir birikim, neo-kolonici şiddet ve çevreye zarar veren kontrol ilişkileri ile kurulan ve sürdürülen bir model. Bizim, doğal kaynakları sömürmenin ötesinde bir gelecek hayal etmeye ihtiyacımız var.

Kollektif mülkiyet temelinde yeşilci bir yeni anlaşma inşa etmenin anlamı, kaynak sömürüsü üzerine kurulu ekonomimizi kaynak yönetimi merkezli model ile değiştirmek demektir. Ekonomimizi mülkiyet açısından daha demokratik formlara demirlemek insanlara destek olacak ve ekonomik kararların nasıl alınacağına dair söz hakkı verecek. Kısa vadede bu enerji üretim ve dağıtım mülkiyetinin demokratikleşmesi, çevreci enerjinin üretimi ve kullanımında merkezden bağımsız kılınmış yeni bir ağ ile temiz enerjiye geçiş anlamına gelecek.

Bu; arazi sahipliğini değiştirmek, büyük ölçekli yeniden yapılanma, arazi restorasyonu arayışı ve herkes için iyi, düşük karbonlu konut sağlamak amacıyla bir program izlemek anlamına gelecektir. Nick Estes’in de yazısında Kırmızı Anlaşma üzerine umutlarından kabaca bahsettiği gibi, ekonomimizi bakım ve yönetim üzerine odaklayarak küresel adalete dayalı ve sömürge karşıtı politikalar üzerine kurulu ekonomik bir program gerçekleştirebiliriz. Yeşil Yeni Bir Anlaşmanın her şeyden önce, iklim krizinden en çok etkilenenlerin seslerinden, sosyal hareketlerden ve Kanada’nın Unist’ot kampı gibi yerel direniş gruplarından ders alması gerektiğini vurguluyor.

Aradığımız radikal YYA, ortaklaşa yaratılan değerlerin toplu olarak yönetilmesine, sürdürülmesine ve bakım işinin geleceğe yönelik ilerici bir vizyonun temeli olabileceği yeni ortak paydaların geliştirilmesine dayanmalıdır. Demokratik kamu mülkiyeti, kaynaklarımızın korunmasında ve doğal sistemlerimizin restorasyonunda temel alan yeni bir ekonomik sağduyuyu nasıl kurabileceğimizi ifade eder.

Yeni, yeşil bir anlaşma, kamusal yatırımda dönüşümsel bir artış gerektirecektir. Bu kısmen uzun vadeli borçlanma ile tahsis edilebilir, ancak hızlı ve adil bir geçiş için kamuoyuna açık bir Yeşil Yatırım Bankası’na da ihtiyacımız olacak. Dekarbonizasyonu sağlamak için yönlendirme gücünü kullanarak merkez bankacılığını yeniden koşullandırmamız gerekecek. Ek olarak, John McDonnell’in yakın zamanda seslendirdiği gibi, Uluslararası Para Fonu, Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Bankası gibi kurumlar da dahil olmak üzere uluslararası finans mimarisini yeniden şekillendirmemiz gerekecek. Bu aynı zamanda ortak çıkarlara tabi özel bir finansman gerektirir. Tıpkı 2008’deki çöküşün ardından oluşturulan ve bankacılık sektörünün elden geçirilmesi çağrısında bulunan orijinal Yeşil Yeni Anlaşma’nın olduğu gibi, bugün sermaye gereksinimlerinden teminat sınırlarına kadar radikal bir şekilde yeşil düzenlemeye ihtiyacımız var.

Sıfırdan Başlayarak…

Ekonomiyi bilinçli olarak daha sürdürülebilir şekilde yeniden şekillendiren yeşil bir sanayi stratejisi ;  yeşil, yeni bir anlaşma için temel niteliğindedir. USH (Ulusal Sağlık Hizmeti) bir kez daha önemli bir seçim meselesi olarak ortaya çıktığından, bakım çalışması için bir YYA (Yeşil Yeni Anlaşma), destek olarak çalışanlar için gerçek bir yasal tanınma ve ayrıca (yaşlanan bir nüfus, engelli insanlar ve çocuklar için) ortak bakımı teşvik eden yeni bir altyapı desteği ve bir bütün olarak bakım sektörünün yeşilci olarak dönüştürülmesi için bir fırsat anlamına gelir.

Hem hükümetlerin hem de şirketlerin eylemsizliği, herhangi bir hareketin ancak sıfırdan meydana geleceğini açıkça ortaya koymuştur. Yöneticiler herhangi yakın bir zamanda büyük çapta bir değişime sebep olmayacak, değişime öncülük etmesi ve hareket hızımızı belirlemesi gereken çalışanlardır. Bernie Sanders’in Ekim ayında açıklanan Kurumsal Hesap Verebilirlik ve Demokrasi Planı, şirket formunun radikal bir şekilde elden geçirilmesi için uygulanabilir bir model sunarak, şirket sahipliğini değiştirerek çalışanların, dış hissedarlar yerine, firmalarının nasıl yönetildiğine dair kesin bir söz sahibi olmasını sağlıyor. Yeşil Yeni Bir Anlaşma bağlamında endüstriyel strateji, işçilerin karar alma gücünü artırmak için işçi mülkiyetini ve kooperatifleri zorlamak anlamına gelecek.

İşin ve işyerinin geleceğini değiştirmek, aynı zamanda inşa ettiğimiz çevreyi dönüştürmeyi de içerecektir. Gerçekten uygun fiyatlı, geniş hizmet veren toplu taşıma ve kollektif olarak sahip olunan bir yolculuk paylaşma hizmeti şehirlerimizin çalışma şeklini değiştirebilir. Kişisel arabaları varoluşun dışına çıkarmanın ötesinde, onları eskimiş kılacak yapıyı inşa etmemiz gerekir. Yeşil Yeni bir anlaşma, düşük karbonlu evleri herkes adına güvence altına almak için cesur bir konut stratejisi ve güçlendirici bir ordu gerektiriyor. Yeşil ve Yeni bir Anlaşma vizyonu, özel servet yerine halkın katkısıdır; yeni evrensel hizmetler, daha fazla boş zaman ve toplumların gelişmesine yardımcı olabilecek yirmi birinci yüzyıl ortak değerleri demektir. Gelişmek için metadan bağımsız hale gelmemiz gerekir. 

 

Öyle ki ; küçük politik numaralarla kapitalizme ince ayarlar verilmesinin bunu başarmaya yetmeyeceği açıktır. Ekonomimizin yapı taşlarını, hem kırsal hem de kentsel arazi mülkiyeti de dahil olmak üzere, yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Kim neye sahip, bu çok daha şeffaf olmalı. Arazi yönetimi atmosferden karbon çekmek için hafife alınan, buna rağmen kesinlikle hayati bir araçtır. Düzgün bir şekilde ölçeklendirilirse, yeniden yapılanma ve restorasyon yeni iş imkanları sunabilir ve toprak erozyonu ; sel ve kıyı fırtınalarının yıkıcı etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir. İngiltere’de, kapladığımız arazi kütlemizin yüzde 25’ini geri çevirme ve restore etme planı, emisyonun yılda yüzde 15 oranında azalmasına neden olabilir. Karbon sonrası bir gelecek, daha fazla yürüyüş parkuru, daha fazla şehir parkı ve daha fazla vahşi yaşam dünyası anlamına gelir. Dekarbonizasyonu önümüzdeki on yılda bir gerçeklik haline getirmek için, sıradan vatandaşların ekonominin parametrelerini içten dışa doğru yeniden birbirine bağlayarak dönüşüme katıldığı demokratik kamu mülkiyeti için hükümet önderliğinde bir yeniden yapılanma sürecine ihtiyacımız olacak. 

Yeşil bir yeni anlaşma, dekarbonizasyonu amaçlayan bir dizi teşvik ve ödemeden daha fazlasıdır. Fosil yakıt kapitalizminin dayanaklarını oluşturan cinsiyetçilik, ırk ve sınıf hiyerarşilerini ortadan kaldıran, kaynak sömürüsünün ötesinde bir toplum inşa eden ve paradigmaları değiştiren bir program olmalıdır. Bu, sadece birkaç kişiden birçok insana geniş kapsamlı bir mülkiyet devri gerektirecektir. Ancak o zaman bu toplulukları adil ve eşit bir şekilde temsil edebiliriz. İngiltere 12 Aralık’ta sandık başına gittiğinde, Yeşil Yeni Anlaşma…

 

Yazan: Josh Gabert-Doyon

Çevirmen: Kubilay Doğan

Kaynak: Jacobin