Yaratıcılık bir süreçtir, sonuç değil

Yaratıcılık bir süreçtir, sonuç değil

1666’da tarihin en etkileyici bilim insanlarından biri, dünyayı değiştirecek yaratıcı dehayla karşılaştığında bahçede dolaşıyordu. Isaac Newton elma ağacının gölgesinde dururken bir elmanın yere düştüğünü gördü. Newton, “Neden bu elma her zaman dik bir şekilde yere iniyor?” diye merak etti. “Neden yan tarafa veya yukarıya doğru gitmiyor da sürekli dünyanın merkezine doğru gidiyor? Şüphesiz, nedeni dünyanın onu çekiyor olması. Maddede çekim gücü olmalı.” 1

Böylece yer çekimi kavramı doğdu.

Düşen elma hikayesi, yaratıcı anların en kalıcı ve simgesel örneklerinden biri haline geldi. Yaratıcı koşullar hazır olduğunda, o “evreka anları” sırasında beyninizi dolduran ilham almış zekânın bir simgesidir.2

Çoğu kişi unutmuş olsa da Newton, 1687 ‘de Doğal Felsefenin Matematiksel İlkeleri adlı çığır açan kitabını yayımlayana kadar neredeyse yirmi yıl boyunca yer çekimi hakkındaki düşünceleri üzerine çalıştı. Düşen elma on yıllarca süren düşünce silsilesinin sadece başlangıcıydı.

Memoirs of Sir Isaac Newton’s Life by William StukeleyWilliam Stukeley tarafından yazılan Isaac Newton’ın Yaşam Öyküsü adlı kitapta Newton’ın elma olayını anlatan ünlü sayfa.

Yıllar boyunca büyük bir fikirle uğraşan tek kişi Newton değildir. Yaratıcı düşünme hepimiz için bir süreçtir. Bu makalede yaratıcı düşünme becerisini göstereceğim, hangi koşulların yaratıcılığı artırdığını ve hangilerinin engellediğini ele alacağım ve daha yaratıcı olmak için pratik ipuçları önereceğim.

Yaratıcı düşünme: Alın yazısı mı gelişme mi?

Yaratıcı düşünme beynimizin görünüşte birbirinden alakasız düşünceler arasında ilişki kurmasını gerektirir. Bu, doğuştan getirdiğimiz bir beceri mi yoksa pratik yaparak geliştirdiğimiz bir beceri mi? Cevabı öğrenmek için yapılan araştırmaya bakalım.

1960’larda George Land adlı yaratıcı performans araştırmacısı, 1.600 tane beş yaşında çocuğun üzerinde bir çalışma yürüttü ve çocukların yüzde 98’i “son derece yaratıcı” aralıkta puan aldı. Dr. Land beş yıl arayla her kişiyi yeniden teste tabi tuttu. Aynı çocuklar 10 yaşına geldiğinde çocukların sadece yüzde 30’u son derece yaratıcı aralığında puan aldı. Bu sayı, 15 yaşında yüzde 12’ye, 25 yaşında ise yüzde 2’ye düştü. Çocuklar yetişkinliğe adım attıkça yaratıcılıkları körelmeye başladı. Dr. Land’in deyişiyle, “yaratıcı olmayan davranış öğrenildi”.3

Benzer eğilimler diğer araştırmacılar tarafından da keşfedildi. Örneğin, 272.599 öğrenciyle yapılan bir çalışmada IQ puanlarının 1990’dan beri artmasına rağmen yaratıcı düşünme seviyesinin azaldığı bulundu.4

Bu, yaratıcılığın yüzde 100 öğrenildiği anlamına gelmez. Burada genetik de rol sahibi. Psikoloji profesörü Barbara Kerr’e göre, “(yaratıcılıktaki) varyansın yaklaşık olarak yüzde 22’si genlerin etkisi altındadır.” Bu buluş ikizler arasındaki yaratıcı düşünme farklılıklarının incelenmesiyle elde edildi.5

Bu demek oluyor ki, “yaratıcı bir insan değilim” demek yaratıcı düşünmeden kaçınmak için çok yavan bir bahane. Muhakkak bazı insanlar diğerlerine nazaran yaratıcı olmaya daha yatkın. Ancak neredeyse herkes belirli bir seviyede yaratıcı düşünme becerisiyle doğuyor ve yaratıcı düşünme yeteneklerimizin çoğunluğu geliştirilebilir.

Yaratıcılığın geliştirilebilen bir beceri olduğunu öğrendiğimize göre şimdi pratik yapmanın ve öğrenmenin neden ve nasıl yaratıcı çıktınızı etkilediği hakkında konuşalım.

Zekâ ve yaratıcı düşünme

Yaratıcı potansiyelinizi ortaya çıkarmak için ne yapmak gerekiyor?

Eşik Teorisi ile ilgili makalemde bahsettiğim gibi, yüzde 1’lik dilimde zekâya sahip olmanın fevkalade yaratıcı olmakla hiçbir ilişkisi yok. Bunun yerine sadece akıllı olmanız (dâhi değil), sıkı çalışmanız, bilinçli bir şekilde pratik yapmanız ve bunu tekrar etmeniz gerek.

Bir zekâ eşiğine ulaştığınız sürece harika yaratıcı işler elinizin altında olacak. 2013 yılındaki bir çalışmadaki araştırmacıların deyişiyle, “Zekâ eşiği karşılandığında kişilik faktörlerinin yaratıcılık için daha öngörülebilir hale geldiğine dair kanıtlar elde ettik.6

Threshold Theory (Creative Thinking)

Gelişim zihniyeti

Yaratıcı düşünmeyi artırma denilince araştırmacıların sözünü ettiği bu “kişilik faktörleri” tam olarak nedir? En önemli bileşenlerden biri yeteneklerinizi kendi bakış açınızdan nasıl gördüğünüzdür. Daha belirgin bir biçimde yaratıcı becerileriniz, büyük ölçüde yaratıcı sürece sabit zihniyetle mi yoksa gelişim zihniyetiyle mi yaklaştığınıza göre belirlenir.

İki zihniyet arasındaki farklar Carol Dweck’in muhteşem kitabında detaylı olarak açıklanır: Aklını En Doğru Şekilde Kullan (sesli kitap.)

Temel düşünce: Sabit zihniyet içerisinde olduğumuzda yetenek ve kabiliyetlerimiz sabit ve değişmezmiş gibi görevlere yaklaşıyor olmamız. Gelişim zihniyetinde ise yeteneklerimizin çaba ve pratikle geliştirilebileceğine inanırız. İlginç bir şekilde, nasıl konuştuğumuza ve çabalarımızı nasıl övdüğümüze bağlı olarak kendimizi belirli bir yönde kolayca harekete geçirebiliriz.

Dweck’in sözlerinden kısa bir özet:

“Bütün öz saygı akımı bize hatalı bir şekilde zekâyı, yeteneği, kabiliyetleri övmenin öz güveni, öz saygıyı geliştireceğini ve harika olan her şeyin bunu takip edeceğini öğretti. Ancak biz bunun geri teptiğini fark ettik. Yeteneği için övülen insanlar artık bir sonraki şeyi yapmaktan, zor görevleri üstlenmekten, yetenekli görünmemekten, bu mükemmelliğin itibarını zedelemekten endişe ediyorlar. Bunun yerine, konfor alanlarına bağlı kalıp yenilgiyle karşılaştıklarında son derece savunmacı oluyorlar.

Peki, neyi övmeliyiz? Çabayı, stratejileri, azmi ve sebatı. İnsanların engeller karşısında gösterdikleri kararlılığı ve dayanıklılığı. İşler yolunda gitmediğinde kendilerini toparlamalarını ve bir sonrakinde ne yapacaklarını bilmelerini. Bu nedenle, iş yerinde gelişim zihniyetini teşvik etmenin büyük bir kısmının sadece başarılı sonuçlara odaklanarak değil, geri bildirim vermek, sürece katılan insanları ödüllendirmek gibi bu süreç değerlerini iletmekten geçtiğine inanıyorum.”

(Carol Dweck)7

Mahcubiyet ve yaratıcılık

Gelişim zihniyetini pratik anlamda yaratıcılığa nasıl uygulayabiliriz? Tecrübelerime göre, bu tek bir şeye bağlı: Bir işi devam ettirirken kötü görünmeye istekli olmak. Dweck’in dediği gibi, gelişim zihniyeti sonuçtan ziyade sürece odaklıdır. Teoride bunu kabul etmek kolaydır fakat uygulamada buna bağlı kalmak çok zordur. Çoğu insan yeni bir beceri öğrenirken beraberinde gelen mahcubiyet veya utançla uğraşmak istemez.

Asla telafi edemeyeceğiniz hatalar listesi çok kısadır. Bence çoğumuz bunu belli bir seviyede fark etmişizdir. Yazdığımız kitap satılmazsa veya potansiyel bir flört tarafından reddedildiğimizde veya birini tanıştırırken o kişinin ismini unuttuğumuzda hayatlarımızın mahvolmayacağını biliyoruz. Bizi endişelendiren olayın ardından gelen şey tabii ki bu değil. Bizi başlamaktan alıkoyan şey aptal görünme, aşağılanmış hissetme veya mahcubiyetle başa çıkma ihtimalidir.

Gelişim zihniyetini benimsemek ve yaratıcılığınızı artırmak için sıklıkla cesaretimizi kıran bu hisler karşısında harekete geçmeye istekli olmanız gerek.

Nasıl daha yaratıcı olunur?

Korkularınızla yüzleşmeye ve başarısızlıklarınızın üstesinden gelmeye istekli olduğunuzu varsayarsak daha fazla yaratıcı olmak için bazı pratik stratejilere bakalım.

Kendinizi kısıtlayın. Dikkatlice tasarlanmış kısıtlamalar yaratıcı düşünceyi harekete geçirmek için en iyi araçlardan biridir. Dr. Seuss en ünlü kitabını kendisini 50 kelimeyle sınırladığında yazmıştır. Futbolcular küçük bir alanda oynadıklarında daha komplike beceriler geliştirirler. Tasarımcılar daha iyi büyük ölçekli tasarımlar hazırlamak için 7×13 cm’lik tuval kullanırlar. Kendimizi ne kadar çok kısıtlarsak o kadar becerikli oluruz.

Daha çok yazın. Neredeyse üç yıl boyunca, her pazartesi ve perşembe JamesClear.com‘da yeni bir makale yayımladım. Bu programa ne kadar uzun süre bağlı kalırsam mükemmel olanı ortaya çıkarmadan önce yaklaşık bir düzine fikir üzerinde yazmam gerektiğini daha çok fark ettim. Bir iş hacmi üreterek yaratıcı kıvılcımın gelip beni bulması için daha geniş bir alan hazırladım. Yazılarınızı herkesin görmesini istemiyor musunuz? Julia Cameron’ın Sabah Sayfaları rutini, başkaları için yazma amacınız olmasa bile yaratıcılığınızı artırmak için yazı yazmayı kullanmanın harika bir yoludur.

Bilginizi genişletin. En başarılı yaratıcı stratejilerimden biri kendimi birbirinden alakasız konu ve fikirler hakkında yazmaya zorlamak. Örneğin, günlük davranışlarımızı anlatmak için 1980’lerin basketbol stratejilerini, eski kelime işlemci yazılımlarını veya zen budizmini kullandığımda yaratıcı olmalıyım. Robert Epstein’ın deyişiyle, “Bilginizi genişletirseniz psikolojide ve yaşamda daha iyi olursunuz.”

Daha uzun uyuyun. Nasıl daha iyi uyunur konulu makalemde, Pensilvanya Üniversitesi’nden uykunun zihinsel performans üzerindeki olağanüstü etkisini ortaya koyan bir çalışmayı paylaştım. Ana bulgu şöyle: Uyku eksikliği kümülatiftir, iki hafta boyunca her gece 6 saat uyuduğunuz takdirde zihinsel ve fiziksel performansınız sanki 48 saat boyunca uyanık kalmışçasına düşer. Bütün bilişsel işlevler gibi, uyku eksikliği yaratıcı düşünmeye önemli ölçüde zarar verir.

Güneşin ve doğanın tadını çıkarın. Bir araştırma, 56 tane sırt çantalı gezgini 4 günlük sırt çantalı geziden önce ve sonra çeşitli yaratıcı düşünme soruları sorarak teste tabi tuttu. Araştırmacılar gezinin sonuna kadar sırt çantalı gezginlerin yaratıcılıklarını yüzde 50 oranında artırdığını ortaya koydu. Bu araştırma, doğada zaman geçirmenin ve güneş ışığına daha fazla maruz kalmanın yüksek seviyede yaratıcılığı beraberinde getirdiğini gösteren diğer çalışmaların bulgularını destekledi.8

Pozitif düşünceyi benimseyin. Bana biraz önemsiz gelse de pozitif düşünme yaratıcı düşünmede kayda değer gelişmeleri beraberinde getirebilir. Neden? Pozitif psikoloji araştırmaları, mutlu olduğumuzda daha kapsamlı düşünmeye eğilimli olduğumuzu ortaya koydu. Genişletme ve İnşa Etme Teorisi olarak bilinen bu kavram, fikirler arasında daha kolay bir şekilde yaratıcı bağlantılar kurmamızı sağlar. Buna karşılık, keder ve depresyon daha kısıtlayıcı ve sınırlı düşünmeye yol açar.

Harekete geçin. Doğruyu söylemek gerekirse yaratıcılık zor iştir. Yapabileceğiniz en iyi şey devam ettirebileceğiniz bir tempo seçmek ve bunu tutarlı bir şekilde içeriği harekete geçirmek. Sürece bağlı kalın ve bir programa göre düzen oluşturun. Yaratıcılığı gerçekleştirmenin tek yolu onu harekete geçirmektir.

Yaratıcı düşünmeye dair özet bilgiler

Yaratıcılık bir süreçtir, sonuç değil. Sadece bir evreka anı değildir. Zihinsel bariyerlerin ve içinizden gelen engellerin üstesinden gelmelisiniz. İşinizi bilinçli bir şekilde yapmaya bağlı kalmalısınız. Yaratıcı zekânızın meyve verdiğini görmek için yıllarca, hatta belki de Newton’ın yaptığı gibi on yıllar boyunca sürece bağlı kalmalısınız.

Bu makaledeki fikirler daha yaratıcı olmak için çeşitli yaklaşımlar önerir. Yaratıcılık alışkanlıklarınızı nasıl geliştirebileceğinize dair fazladan pratik stratejiler arıyorsanız Yaratıcılıkta Ustalık Kazanma adlı ücretsiz rehberimi okuyabilirsiniz.

Dipnot

  1. Stukeley, William. Isaac Newton’ın Yaşam Öyküsü. Sayfa 15.
  2. Ünlü olayın bazı yorumlarında, Newton’ın kafasına elma düşer ve bu dâhice kavrayışının önemini anlayınca ve “Evreka!” diye bağırır. Gerçekten bir elmanın Isaac’in kafasına düştüğüne dair bir kanıt yok fakat düşen elma hikayesi doğru gibi görünüyor. Hem Newton’ın arkadaşı William Stukeley hem de asistanı John Conduitt düşen elma olayının Newton’ın yer çekimi hakkındaki düşüncelerini başlattığını ayrı metinlerde doğrulamıştır.
  3. Land, George ve Jarman Beth (1992). Breakpoint and Beyond: Mastering the Future Today.
  4. Yaratıcılık Krizi: Torrance Yaratıcı Düşünme Testlerinde Yaratıcı Düşünme Puanlarında Azalma. Creativity Research Journal, 4(23), 2011.
  5. Kerr, Barbara. Encyclopedia of Giftedness, Creativity, and Talent.
  6. Jauk, Benedek, Dunst, Neubauer. “Zekâ ve yaratıcılık arasındaki ilişki”.
  7. Başarı için Doğru Zihniyet.” Harvard Business Review için Carol Dweck ile röportaj.
  8. Ann Atchley, Strayer, Atchley. Doğada Yaratıcılık: Doğal Ortamlarda Yaratıcı Düşünmeyi Geliştirme .

Yazar: James Clear

Çeviren: Zeynep Özçelik

Düzenleyen: Sude Özkan

Kaynak: JamesClear.com

Leave a comment