13 Eylül 2005 tarihinde devasa çok oyunculu çevrimiçi rol yapma oyunu (RPG) olan World of Warcraft’ta bir hastalık yayılmaya başladı.

VILIAMZAHURAK1234 / SHUTTERSTOCK.COM

Yeni bir güncelleme ile üst düzey oyuncular için Zul’Gurub olarak bilinen yeni bir bölge oyuna sunuldu. Bu bölgede, devasa kanatlı bir yılan olan “Hakkar the Soul Flayer” (Ruh Avcısı Hakkar) (uyarı: bu yazı aptalca kelimeler içerebilir) adında bir boss vardı ve oyunda henüz benzeri görülmemiş bir güce sahipti: “Bozuk Kan”. Amaç, Hakkar bir vuruşta oyun karakterlerine 875-1125 arası hasar verirken, aynı zamanda yakındaki düşmanlarına ve hedefine de her on saniye için 200 hasar vermesiydi. Bu durumu eşsiz kılan şey ise Bozuk Kan’ı kapmış oyuncunun çevresindeki oyunculara da bu hastalığı yaymasıydı. Böylelikle oyuncular ‘sağlıklarını’ yavaş yavaş kaybedecekti.

Hastalığın sadece bu savaş esnasında savaşçıların sinirini bozması ama en nihayetinde boss ile savaşılan alandan çıkmaması gerekiyordu. Ancak, yaratıcılar burada yanıldılar.

Hakkar, hastalığı oyuncuların evcil hayvanlarına da bulaştırabiliyordu. Ne yazık ki bu şu demekti: hastalık hayvanınıza bulaştıktan sonra onu hiçbir şeyden haberi olmayan ilk hastaya ulaşabileceği şekilde serbest bırakıp sonrasında tekrar çağırdığınızda, boss bölgesinin dışında olsanız dahi hastalık etkisini sürdürmeye devam ediyordu.

Hastalığı ilk yayan oyuncu evcil hayvanını World of Warcraft evrenindeki başka bir şehirde tekrar çağırdığında salgın bir veba gibi yayıldı. Bu durum yetmezmiş gibi oyundaki oyuncu olmayan ve oyunculara görev veren karakterler, yani NPC’ler, bu hastalığı herhangi bir hasar almadan veya ölmeden bir başkasına yayabiliyordu. Yani NPC’ler semptomsuz hasta gibi davranıyorlardı.

Ortaya çıkan bu salgın, oyuncuların ve epidemiyologların şimdilerede Hakkar Blood Plague (Hakkar Kan Vebası) veya Corrupted Blood (Bozuk Kan) olarak adlandırdığı bir konu başlığı haline geldi.

Özellikle epidemiyologlar için olayla alakalı en harika özellik, son zamanlarda Twitter’da bir başlıkta ve The Lancet’te yayınlanan 2007 tarihli bir makalede ele alındığı gibi, gerçek dünyadaki virüsleri ve salgınları başarılı bir şekilde modellemesiydi.

Salgın, yaşlılar veya bağışıklık yetmezliği olan insanlar olarak görülen düşük seviyeli oyuncuları hızla öldürdü. Gerçek dünyadaki hava yoluyla seyahat eden insanlar gibi oyunda da bir yerden bir yere ışınlanabilmek bu hastalığın başka bölgelere hızla yayılmasının önünü açtı. Hastalığın yüksek seviyeli oyuncuları öldürmesi ise zaman aldı.

Bir de üstüne üstlük gerçek hayatta insanların bu salgına verdiği tepki gibi oyuncular da tepki vermeye başladı. Salgını kontrol altına alabilmek için oyunun yapımcıları ‘karantina’ uygulamak istedi. Hasta olan oyunculardan kendilerini henüz hastalığın bulaşmadığı alanlardan izole etmelerini istedi. Gerçek hayattaki örneklere paralel bir şekilde birçok oyuncu istenilenleri gerçekleştirdi. Ancak bazı oyuncular bu karantinayı delme girişimlerine yöneldi. Bu hastalığın bulaşıcı doğası nedeniyle salgın, kısa sürede şehirlere yayıldı.

Hastalığı şehirden şehre kasıtlı veya kasıtsız bir biçimde yayan oyuncuların yanı sıra, gerçek dünyadaki sağlık görevlileri gibi davranarak bu hastaları iyileştirmeye çalışan birçok oyuncu vardı. Ancak bu durum, her ne kadar genel ölüm oranını düşürmüş olsa da hasta oyuncuları hastalığı yayacak kadar uzun bir süre hayatta tutmak ve böylece hastalığı kapıp başka bir bölgeye gittiğinde hastalığı yaymak, The Lancet’te yer alan makaleye göre Bozuk Kan salgınını hızlandırmış olabilir.

En nihayetinde, salgınla dünyadaki önlemlerle başa çıkma girişimi, oyuncuların riskleri ciddiye almaması ve salgının olduğu bölgelere giderek hastalığı başkalarına yayması nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı. Yaşanılan salgını önlemek içinse başka bir güncelleme yayınlanması gerekiyordu.

Yaşanılan salgın biraz aptalca da olsa ve nihayetinde hiçbir sonuç doğurmasa da aşırı derecede bulaşıcı bir hastalığın halk sağlığı eylemleriyle kontrol altına alınıp alınamayacağını görmek için iyi bir model oluşturdu. Çünkü, oyuncular oyuna o kadar bağlılardı ki araştırmacılar gerçek insanların herhangi bir salgında nasıl davranacakları konusunda bir fikir sahibi olabildiler.

2005 yılında araştırmacılar makalelerinde konuyla alakalı şöyle yazdılar: “Hepsi birlikte, her biri gerçek dünya epidemiyolojisinin bir yönünü doğrudan yansıtan oyun dünyasının bu görünüşte zararsız yönleri, oyunun küçük bir alanında çok küçük bir ilgi noktası olması gereken ve çok özel bir oyuncu kitlesine hitap eden bir hastalık, milyonlarca Amerikalıyı, Asyalıyı ve Avrupalıyı kendi ülkesinde etkileyen kontrolsüz vebanın ilk çevrimiçi örneği haline geldi.

Böylelikle ‘Bozuk Kan’ salgını, insanların gerçek dünyadaki bir salgınla nasıl başa çıkabileceklerine dair önemli veriler sundu ve yazarlar bir salgına neden olabilecek daha gerçekçi hastalıkları modellemek için başka oyunların nasıl kullanılabileceği konusunda önerilerde bulundu.

Sonrasında ne yazık ki, mevzuyu hepimiz bir de zor yoldan öğrendik.

Yazar: James Felton

Kaynak: Iflscience

Düzenleyen: Yusuf Ertürk

Çeviren: Oğuzcan Balyemez