1911 yılında Kröller-Müller çifti Vincent’ın 200 tablosunu ve 600 çizimini satın almaya çalıştı.

Varlıklı bir deniz nakliye tüccarı, 1911’de Van Gogh aile koleksiyonunun tamamını satın almak istemişti. Eğer “sınırsız” teklif kabul edilseydi, Van Gogh Müzesi asla kurulamazdı. Bu “muhteşem teklif”in hayrete düşüren hikâyesi, müze araştırmacısı Roelie Zwikker tarafından yazılan makalede açığa çıkarılıyor.

Zwikker, 1911’de, Lahey’de yaşayan sanat tüccarı Johannes de Bois’e, aile koleksiyonunda -daha sonralarda Vincent’ın yengesi Jo Bonger tarafından yönetilen- kalan bütün Van Gogh’ eserlerini satın alabilmesi için “neredeyse sınırsız bir yetki” veren bir koleksiyoncu tarafından ulaşıldığını keşfetti.

Bu tekliften De Bois’in Haarlems Dagblad isimli 1918 Hollanda gazetesinde yer alan ve uzun süre boyunca unutulan bir makalesinde kısaca bahsedildi. Yedi yıl önce kendisine “kendi müzesi için bu koleksiyonun tamamını almak isteyen bir müşteri tarafından” yetki verildiğini yazdı. De Bois, “yapılmasına izin verilen son derece yüksek teklife rağmen yine de hayal kırıklığına uğramıştı. Kararlılıkla ve dingin bir gülümsemeyle paketi gönderdi.’’ diye eklemişti.

Gazetedeki makalede potansiyel alıcının ismi açıklanmadı. Fakat Zwikker, alıcının kimliğini Van Gogh’un eski biyografi yazarı Gustave Coquiot’un yayımlanmamış bir defterindeki bir referansa bakarak buldu. 1922’de Bonger’ı ziyaret etmesinin ardından Coquiot şu sözleri kayda geçti: “Bayan Kröller’ın sınırsız para teklifine rağmen, o Vincent’ın tüm eserlerini ona satmayı reddetti!” Bu, 1888’de Anton Kröller ile evlenen Helene Müller’e bir göndermeydi. (Daha sonraları her iki soy ismini de kullanmıştır, normalde Helene Kröller-Müller olarak bilinir).

Zwikker, 1911’de yapılan teklifin, gemicilikten bir servet elde eden ve eşinin bir modern sanat müzesi açmasına yardım etmek isteyen Anton tarafından yapıldığına neredeyse emindi. Keskin zekalı bir iş adamı olan Anton, Van Gogh’un eserlerinin büyük bir bölümünü almanın zekice bir yatırım olabileceğinin de gayet bilincindeydi.

1911 yılında Bonger, Van Gogh’un aşağı yukarı 200 tablosuna ve 600 çizimine sahipti. Değerlerinden söz edilecek olursa, günümüze dek bir tablo için yaklaşık talep fiyatı 2.700 gulden (Hollanda’nın eski para birimi) kadardı, ki bu miktar zamanında 225 sterline tekabül ediyordu. Bu bilgiler temelinde bahsi geçen 200 tablo yaklaşık olarak £45.000 değerindedir. Bu miktar küçük sayılabilecek bir adet Van Gogh tablosunun fiyatının günümüz parasıyla tahminen 5 milyon Sterlin’e eşdeğer olduğunu gösterir.

Bonger, Kröller-Müller’den gelen teklifi kabul etmedi ve ilerleyen dönemde koleksiyon, 1925 yılında Bonger’in vefatıyla oğluna geçti. Seneler sonra oğlu Vincent Willem van Gogh (ismini ünlü sanatçıdan almıştır), Hollanda hükümeti ile 1973 senesinde Amsterdam’da Van Gogh Müzesi’nin açılmasını sağlayan bir anlaşma yaptı. Hükümet, bina ve işletme masraflarını karşıladı ve Vincent Willem’e, koleksiyonun piyasa değerinin sadece küçük bir kısmını ifade eden bir meblağ ödendi.

Bütün bunlar olurken Helene Kröller-Müller, Van Gogh eserlerini biriktirmeyi sürdürdü. 1920’lerin sonuna doğru gelindiğinde elinde 90 tablo ve 170 çizim vardı. Biriktirdiği bu eserlerin hiçbiri doğrudan Bonger’den alınmamıştı, fakat bazıları Kröller-Müller’in tüccarları aracılığıyla ona ulaşmıştı. Sonraki yıllarda, koleksiyonunu 1938 yılında açılan Kröller-Müller Müzesi’ne bağışladı. Bu müze, Hollanda’nın doğu taraflarında, Hoge Veluwe milli parkının ücra ve fundalık bir bölgesine inşa edilmiştir.

Helene Kröller-Müller, Vincent’ın sanatına duydukları ortak tutkuya rağmen Jo Bonger veya oğluyla hiç tanışmadı. Kröller-Müller Müzesi’nin eski yöneticisi Evert van Straaten, ikisinin apayrı dünyalarda yaşadıkları için hiç anlaşamayacaklarına inanıyor. Bu durumu kibarca şu şekilde ifade ediyor: “Statüye düşkün Bayan Kröller-Müller’in Amsterdam’daki bir apartman dairesine giderken merdivenleri tırmanmak istemeyeceğini rahatlıkla hayal edebiliyorum.”

1911 yılında yapılan Kröller-Müller önerisi, Bonger tarafından hiçbir zaman ciddi anlamda düşünülmedi ki bu gayet akıllıca bir karardı. Koleksiyonun saklanması, müzenin Amsterdam’da kurulmasına olanak sağladı. Müze günümüzde Hollanda’da Rijksmuseum’dan sonra en sık ziyaret edilen ikinci müzedir.

Şaşırtıcı olan şey, koleksiyonun tamamı için tekliflerinin reddedilmesinin ardından Kröller-Müller çiftinin daha da az sayıda, hatta belki yalnızca birkaç düzine Van Gogh resmi alabilmek için bile bir teklif sunmamış olmasıdır. Bunun sebebi kısmen de olsa Helene’nin sosyal tutumuna dayandırılabilir; fakat zaten danışmanı, sanat tarihçisi H.P. Bremmer ve Bonger arasında süregelen bir rekabet de mevcuttu.

Anlaşılacağı üzere, Helene tüm bunlara rağmen muhteşem bir Van Gogh eser grubu toplamayı başardı. Vincent’ın eserlerinden oluşan en önemli iki koleksiyon Hollanda’da kaldı ve günümüzde her iki koleksiyon da müzelerde sergileniyor.

Yazar: Martin Bailey

Kaynak: The Art Newspaper

Çeviren: Berfin Naz Karadayı

Düzenleyen: Zeynep Sena Sökmen