Unutulmuş Viking Tanrıçaları

Unutulmuş Viking Tanrıçaları

Frigg, Viking tanrılarının kraliçesi, Odin’in eşi ve çok sevilen tanrı Balder’in annesiydi. Yine de Freya’ya -büyü, savaş, cinsellik ve hazine Tanrıçası- daha fazla tapılırdı ve Viking Çağ’ında daha popüler kadın tanrıçaydı. Denizlerin Tanrıçası Rán da Vikingler’in asla göz ardı etmediklerinden biriydi. Bu tanrıçaların öykülerinin pek çoğu bize Edda şiirleri, destanlar ve Snorri Sturluson (1179-1241) gibi Orta Çağ’ın eski ilim ustalarının eserleri aracılığıyla ulaşmıştır.

Diğer tanrıçalardan geriye kalan daha az hikaye var ama yine de bizim için önemli bir yere sahipler. Gençlik ve baharın kutsanmış tanrıçası Idunn onlardan biridir. İskandinav mitolojisini sevenler, Thor’un güzel karısı Sif’i ve Loki’nin çalınan saçlarını parlak, altın rengi buklelerle nasıl değiştirdiğini de bilirler.

Kayak ve vahşi doğanın koruyucusu Skaði (Skathi ya da Skadi) öyle öfkeliydi ki tanrılar bile onunla savaşmak yerine, tazminat öderdi. Skaði, bazen Öndurguð (Eski İskandinav ‘kayak Tanrısı’) ve Öndurdís olarak da adlandırılır.

Fakat Vikingler’in başka birçok tanrıçası daha vardı. Ne yazık ki, Vikinglerin eski mitolojisi yazılı değil, sözlü bir gelenekti. Birileri bu hikayeleri yazıya geçirdiğinde (12. yüzyıldan başlayarak) çoğu kaybolmuştu. Bu makalede, unutulmuş bu Viking Tanrıçaları hakkında geriye kalan bilgileri, kim olduklarını ve onlara tapan insanlar hakkında bize ne gibi ipuçları verdiklerini incelenecektir.

Kaç adet Viking Tanrıçası vardı?

Peki Vikingler kaç tane tanrıçaya tapmışlardı? Bu basit bir soru gibi duruyor ama değil. Snorri Sturluson, cevaplar için en iyi kaynağımız çünkü o, Vikinglerden sadece bir yüzyıl ya da sonra yazan çok büyük bir mitoloji ustasıydı. Snorri, İskandinav şiirini korumak için bir nevi el kitabı olan Nesir Edda’yı yazmıştı. Ayrıca Heimskringla’yı (Norveç Krallar Tarihi) ve başka birkaç tane destanı da yazmıştır. Nesir Edda’da Snorri, 16 adet Aesir Tanrıçası’nın bir listesini verir ama kitabı tamamlamadan önce listesinde yer almayan birkaç kişiden daha bahseder.

Snorri, mükemmel bir kaynak olmasına rağmen bazen kusurlu da olduğu olmuştur. Orta Çağ okuyucularına hitap etmek için Hıristiyan eğimlileri tanıtma konusunda çekingen değildi. Yine de bu durum, zamanla ve mesafeyle sınırlıydı. Örneğin 13. yüzyılda İzlanda’da yazarken, 9. yüzyılda İsveç’te yaşayan insanların kime taptıklarından emin olamazdı.

Viking Tanrıçalarıyla ilgili bir başka zorluk ise bir tanrı ve tanrıça ile bir Jötunn (çoğulu Jötnar) arasında her zaman net bir ayrım bulunmamasıdır. “Jötunn” genellikle İngilizce’ye “dev” olarak tercüme edilir ancak kelimenin gerçek anlamı daha çok “titan” gibi, doğaüstü bir yaratıktır ve genellikle, her zaman değil, tanrılara düşmandır. Jötnar, sevgililer, eşler ya da tanrıların ebeveyni olabilir. Skaði ve Loki gibi bazı tanrılar, Aesir kabilesine kabul edilen Jötnar’dı. Aynı Viking toplumu gibi tanrılar da Aesir ve Vanir isminde kabilelere bölünmüştü. Aesir ve Vanir, tıpkı insan kabilelerinin yaptığı gibi barışı korumak için üye takas ederlerdi. Ayrıca Thor’un annesi Jörð (Toprak Tanrıçası ya da en azından Yeryüzü Tanrıçası) gibi bazı bağımsız tanrılar da olabilirdi.

Vikinglerin dünyası, ruhların kol gezdiği bir yerdi. Tanrılar ve devlerin yanında başka doğaüstü varlıklar da bulunmaktaydı. Nornlar (kaderi yöneten veya uygulayan ruhlar) ve Valkürler vardı. Disir (Ataların kadın rehber ruhları) ve Fylgja (hayvan ruhları, belki de Harry Potter serisindeki Patronus’a benzerlikte olan) da onlardan ikisiydi. Elfler, cüceler, troller, Väsen (toprak ruhları ve yaratıklar) vardı. Bu yüzden, kimin tanrı olduğu ya da olmadığı aldatıcı bir soruydu ve muhtemelen Vikingler de bu bununla vakit harcamazlardı. Onlar yardım için bu ruhlara başvururlar ve onları gözlerinde büyütürlerdi. Bu çeşitli ruhlara, belirlenen yerlerde ve belirli zamanlarda adaklar (blotlar adı verilen) sunarlardı.

Viking mitolojisinde kim, neyin tanrısıydı?

Yunan, Roma ya da Mısır mitlerine alışkın olduğumuz için genellikle eski tanrıların şu ya da bu şeyi yönettiğini düşünürüz. Mars, Savaş Tanrısıdır, Venüs, Aşk Tanrıçasıdır, vb., ancak Vikingler’in Tanrı ve Tanrıçaları tam olarak böyle değildi. İskandinav tanrıları, daha çok insanlara benziyordu; yani kişilikleri, ilişkileri ve kesişen etki alanları vardı.

Bir Viking Tanrısı için “Yıldırım Tanrısı” veya “Aşk Tanrıçası” olmaktan çok daha fazlası olsa da yine de onlar hakkında bu şekilde konuşabiliriz. Bunun nedeni, modern insanların, onları tanıdıkça niteliklerinin temellerini öğrenmemize yardımcı olmasıdır. Şimdi incelenecek olan bu “kayıp tanrıçalar” konusunda, temel özellikleri gerçekten onlardan kalan tüm bilgiler olabilir.

Kayıp Tanrıçalar

Eddalar, Frigg, Freya, Skathi, Sif, Jörð, Rán ve Idunn’a ek olarak aşağıdaki tanrıçalardan bahseder:

Saga, Snorri’nin Frigg’den sonra bahsettiği ikinci tanrıçadır ki bu da onun çok yüksek bir mertebeye sahip olduğunu gösterir. Fakat sonrasında Edda, Saga ve Frigg’in eşit düzeyde olduğunu söyler. Eşitlik bu şekildeyse, Saga’nın listedeki yerleşimi, tanrılar arasında üçüncü olduğunu gösterebilir ancak bu, yapay bir kurgu ya da hatalı bir çıkarım olabilir. Bize onun hakkında söylenen tek şey, Sokkvabekk adında büyük bir köşkte yaşadığıdır. “Saga” kelimesi, “söylemek” anlamına gelir. Bu yüzden Saga, bir Şiir Tanrıçası olabilir. Şiir, Vikinglerin olmazsa olmazı olduğu için bu onun yüksek rütbesini açıklayabilir. Şiir Tanrılarının en dikkate değer olanı (Odin’in yanı sıra) Bragi’dir. Ancak Vikinglerin kadın şairleri ve skaldları (İskandinav halk ozanları) olduğunu biliyoruz. Bu yüzden bir şiir tanrıçası olduğunu bilmek pek şaşırtıcı olmazdı.

Eir, Nesir Edda’da bahsedilen üçüncü tanrıçadır. Tıp Tanrıçası ve “doktorların en iyisidir”. Vikinglerdeki tıp hakkında çok az ayrıntı bilinmektedir. Mitoloji kaynaklarına ve İzlanda halk kitaplarından izlenimlere dayanarak, Viking tıbbının büyülerle, dualarla ve batıl inançlarla bezenmiş olduğunu görülüyor. Ancak bazı Viking ilaçlarının etkili olduğu edebi ve tarihsel kayıtlardan da açıktır. Harald Hardrada gibi tarihi kahramanlar ve Gunnlaug Serpent-Tongue gibi destan kahramanları, savaş alanında ağır yaralar almışlar ama daha sonra tamamen iyileşmişler. Egil Skallagrimson gibi destan kahramanları, tıbbın sadece uzmanlaşılmış bir beceri olmadığını, aynı zamanda herhangi bir kültürlü erkek veya kadının alanında uzman olduğunu gösteriyor.

Gefjun ve Fulla yan yana bahsedilir ve her ikisine de “Bakire Tanrıçalar” ayrıcalığı verilir. İskandinav ve diğer geleneksel toplumlarda tanrıçalık, gençliği akla getirmeye meyillidir. Özellikle Fulla’nın, başının etrafındaki altın bir banttan akan saçlarının salınmış olmasından bahsedilir ki bu, o dönemdeki bir gençten beklenebilecek bir özelliktir. Frigg’le ilişkilendirilir ve hizmetçi ya da nedimesi olarak ona eşlik eder, Frigg’in “kül kutusu”nu taşır (bununla ilgili hiçbir açıklama yapılmamıştır), ayakkabılarına temizler ve Kraliçe Tanrıça ile sırlarını paylaşır.

Bize sunulan küçük bilgilerden Gefjun’un, (Veren [refah ve mutluluk]) onun Fulla’dan daha ağır başlı ve olgun olduğunu görüyoruz. “O bir bakiredir ve bakire olarak ölen herkes ona hizmet eder.” Bu şifreli dize, zamanından önce ölen veya geleneksel olmayan hayatlar yaşayan kadınlar ve kızlar için alternatif bir “Valhalla” türünü gösteriyor gibi görünüyor. Ancak her zamanki gibi, herhangi bir ayrıntı şu an elde edilemez. Gefjun (alternatif olarak Gefion olarak da yazılır), Aesir’in çoğu listesinde bahsedilir ve tanrılar arasındaki öneminin altı çizilir.

Nesir Edda’nın başka bir bölümünde Snorri bambaşka bir Gefjun’dan bahseder. Bu bölümde Gefjun, doğaüstü güçleriyle Danimarka’daki Sjaelland (Zeland) adasını oymuş bir kralın eşi ve bir annedir. Yaygın bir inanç, Snorri’nin Nesir Edda’daki hedeflerinden birinin İskandinav pagan mitolojisini, efsanevi tarihle bağdaştırmak olduğudur ve bu nedenle Gefjun’un bu hikayesinin ne kadarının gerçek olduğu belirsizdir. Eddic şiiri Lokasenna’da Loki, Gefjun’u bakire olmadığı yönünde suçlar. Bu nedenle, 1) bu tanrıçanın en az iki farklı geleneği vardır veya 2) Gefjun’un rolünün bir şekilde yanlış anlaşılması olası değildir. Gefjun’u kısıtlayıcı bir Namus veya Masumiyet Tanrıçası yerine, yaratıcı bir tanrıça ve refah ve mutluluk veren tanrıça olarak düşünmek daha yararlı olabilir.

Aşk Tanrıçaları

Freya’ya ek olarak Vikingler’in en az üç aşk tanrıçası vardı. Bunlardan ilki, “erkeklerin ve kadınların düşüncelerini aşka çeviren” Sjöfn’du. İkincisi, evlilik birliğinin tanrıçası olan Lofn’du (adı “Sevmek” anlamına gelir ve büyük bir ihtimalle İngilizcedeki “aşk” kelimesinin kaynağıdır). Erkekler ve kadınlar, yasak aşk durumlarında veya arzularının sonucunu elde etmenin imkansız göründüğü durumlarda Lofn’a başvururlardı.

Var, aşıkların yeminlerini kutsal güven içinde tutan bir Aşk Tanrıçasıydı. Bu yeminlere uymayan erkek veya kadınlardan intikam alırdı.

Koruyucu Tanrıçalar ve Bilgelik Tanrıçaları

Nesir Edda, daha sonra, bir dizi koruyucu bilge ve kurnaz tanrıçayı betimler. Bunlardan ilki, adı “Dikkatli” anlamına gelen Vor’dur. Vor, o kadar bilge ve her şeyden haberdar ki hiçbir şeyi kaçırmayacak kadar “derinden sorup soruşturur”. Vor, “kadınların sezgisini” temsil ediyor gibi görünür. Viking şiirinde ve destanlarında bilgelik, açıkgözlülük ve doğru düşünüp karar verme yetisi için övülen kadınları bulmak yaygındır.

Bu tanrıçalardan bir sonrakinin adı, reddetme anlamına gelen Syn’dir. Syn, kilitlerin, kapıların ve geçitlerin tanrıçasıdır (muhtemelen hem gerçek hem de mecazi anlamda). Syn’in etki alanı mahkemelere kadar uzanırdı. Hukuk ve davalar, Vikinglerin tutkusuydu (ister inanın ister inanmayın) ve bu, destanlardaki olayların birçoğunu açıklar. Syn’in adı, İzlanda ve İskandinav sınır eyaletlerindeki hukuk savaşlarında yapılan savunma manevralarıyla eş anlamlı hale gelmişti.

Hlin (adı “Koruyucu” anlamına gelir), kendisi tarafından kutsanmış olanların güvende olmalarına ve düşmanlarından kaçmalarına yardım eden Frigg’in ajanıdır. Hlin’in adı, ‘huzur’ (hleiner) ile eşanlamlı hale gelmişti çünkü O, insanların sorunlarının üstesinden gelmesine yardımcı olabiliyordu.

Son ama çok önemli olan tanrıça Snotra’dır. Snotra bilge ve kibardır, aklı güçlüdür, gelin görün ki kelimelerin de ustadır. Snotra’nın adı, zeki bir erkek veya kadın için onurlu bir terim olan Eski İskandinav kelimesi “snotr” olarak kullanıma geçmiştir. Beowulf’un yazarı, snotra kelimesini ‘bilge’ ve ‘sağduyulu’ için kullanmıştır.

Elçi Tanrıçalar ve semavi varlıklar

Elçi Tanrıça’nın adı Gyn’dir. İskandinavya’nın kadın Merkür’ü gibi bir şey olan Gyn, Frigg’in ayak işleri için göklerde seyahat eder. Hofvarpnir (Eski İskandinav dilinde: “Hoof Kicker”) adında büyülü, uçan ve denizde yürüyen bir ata biner. Bazıları onun ‘Bolluk Tanrıçası’ olduğunu dair bir kuram ortaya atmıştı. Gyn’i görmek, tehlikeli veya hayırlı olayların bir alâmeti olabilirdi.

Sol, Viking Güneş Tanrıçası’nın adıdır. Hint-Avrupa putperestliğinde güneş erkektir. Ancak Vikingler güneşi, kötü kurtlar tarafından kovalanan, alevler içinde bir savaş arabasıyla gökyüzünde hızla geçen bir tanrıça olarak düşünmüşlerdi. Sol’un arabası, Muspellheim’dan (Ateş Dünyası) gelen kıvılcımlardan yapılmıştır. Atlarının adı Arvak ve Alvsinn’dir. Sol’un aslen ölümlü bir kadın olduğu, ancak sonradan bir tanrıça olduğu (kesin olmamakla beraber) rivayet edilir.

Bir başka tanrıça da Ay’ı kovalayan bir kız olan Bil’dir. Bil ve erkek kardeşi Hyuki, sıklıkla Ay’ın yakınında görünen, Venüs ve Mars olarak ifade edilir fakat bu konuda hiçbir zaman gerçekten ayrıntıya girilmemiştir. Eski halktaki birçok insan, geçimini astronomi ve astrolojiye bağlamıştı. Vikingler, gemi kullanmak ve çiftçilik için bu tür bir anlayışa güvenirlerdi. Yine de Viking astronomi kavramları hakkında, şiirlerinde gömülü ipuçları dışında, bize hiçbir ayrıntı ulaşmamıştır. Var olabilecek herhangi bir ayrıntılı bilgi sözlü gelenekle kaybolmuştur.

Rán’ın kızları

Deniz Tanrıçası Rán, Jötun ‘denizin yaşlı adamı’ Aegir ile evliydi. Dalgalardan sorumlu dokuz kızı olmuştur. Bu kızların isimleri, Vikinglerin denize karşı duyduğu korkuyu tüm o heyecan, zorluk ve dehşetini ifade etmektedir. Bu tanrıçalar arasında Blóðughadda (Kanlı Saç), Dröfn (Köpüklü Deniz), Hefring (Yükselen Deniz), Dúfa (Toslama) Uðr (Köpürme), Himinglæva (Şeffaf), Kolga (Soğuk), Hronn (Fışkırma) ve Bylgja (Dalga).

Bilginler, Rán’ın dokuz kızının Heimdallr’ın dokuz annesi olabileceğini, yani o güçlü tanrının dalgalardan doğmuş olabileceğini tahmininde bulundular. Ancak bu, tartışmaya açıktır.

Sigyn

Sigyn, kötü şöhretli fesatlık ve şer tanrısı Loki’nin sadık karısıdır. O, Loki’nin Váli, Nari ve/veya Narfi adlı en az iki çocuğunun annesidir ve bu çocukların hepsi de ölülerle bağlantılı görünmektedir. Ancak, Loki’nin çok daha korkutucu çocukları olan Kurt Fenrir, Dünyayı Saran Yılan Jörmungandr ve Yeraltı Dünyasının Kraliçesi Hel, Sigyn’den değil, korkunç Jötunn Angrboða (Keder Getiren) doğmuştur. Sigyn’in adı “Zafer Eşlikçisi” veya “Zafer Aşığı” gibi bir anlama gelir ve bu nedenle Sigyn’in bir Zafer Tanrıçası olduğu düşünülür. Ancak, kötü bir eşe sahip olan pek çok kadın gibi, bir zamanlar sahip olduğu şan ve şöhret, kocasının kabahatleri yüzünden kaybolmuştu.

Loki, çok sevilen tanrı Balder’in cinayetini planlaması nedeniyle tanrıların gazabına mahkum olmuştur. Tanrılar sonunda onu yakaladığında, Sigyn’in oğullarından birini (Váli veya Narfi) bir kurda dönüştürürler. Kurt adam daha sonra kardeşi Nari’yi yırtarak açar ve tanrılar Loki’yi oğlunun iç organlarıyla bağlar. Loki’den çeşitli nedenlerle nefret eden ve bir zamanlar Balder ile evlenmeyi uman tanrıça Skaði, daha sonra Loki’nin kafasının üstüne zehirli bir yılan asmıştır. Yılan, bağlı tanrının üzerine zehir damlatır ama Sigyn kocasının yanı başında kalır ve Loki’nin acı çekmemesi için bir kaseyle zehir damlalarını yakalar. Ancak kase dolduğunda Sigyn zehri atmak için işkence mağarasını terk etmek zorunda kalmıştır. O gittiğinde, Loki cezasına ulaşır ve ıstırap içinde sallanır, çığlık atar. Vikingler, depremlerin ve diğer sismik olayların nedeninin bu olduğuna inanıyorlardı. Edda şiiri Völuspá, Sigyn’in bu kötü alın yazısıyla perişan olduğunu söyler ancak kocasına yapılan muameleye mi yoksa onun bunu hak ettiği için mi (ya da her ikisine birden) kızgın olduğu yoruma açıktır. Yine de Sigyn’in yorulmak bilmeyen teyakkuzu, sadakati ve özverili imajı, son bin yıl ya da daha uzun zamandır birçok sanatçıya ilham vermiştir. Sigyn bir Zafer Tanrıçası olabilir ancak O, bağlılığın bir simgesidir.

Karanlık Tanrıçalar

Jomsvikingler destanında, Hákon Sigurdsson (İyi Hákon ile karıştırılmamalıdır) Norveç’teki kendi bölgesini Danimarkalı kuvvetlere ve elit Jomsviking kahramanlarına karşı savunmuştur. Denizdeki gelgit, Hákon aleyhine döndüğünde iki tanrıça olan Þorgerðr Hölgabrúðr (Thorgerd Golgi’nin gelini) ve kız kardeşi Irpa’nın yardımını elde etmeye çalışır.

“Hölgabrúðr” adı yalnızca Holgi’nin (Holgaland eyaletinin efsanevi kurucusu) karısını değil, daha çok Thorgerdr’ın Holgaland/Hörðaland’ın karısı/koruyucusu olduğunu anlamına gelir. Böylece, Thorgerdr ve Irpa’nın iki yerel koruma ve bolluk tanrıçası olduğu düşünülmektedir. Bu hiçbir zaman açıkça dile getirilmese de bunların Vanir olabileceğini tahmininde bulunabiliriz.

Ama bundan sonra hikaye kötüye gitmeye başlar.

Hákon’nun duaları ve adakları işe yaramayınca, insan kurban etmeye başvurur. İnsan kurban etme tanrıçaların lütfuna dair bir alamet getirmeyince Hákon kendi çocuklarında birini kurban eder. Sonunda ilgileri çekilmiş olan Thorgeld Hölgabrúðr ve Irpa, Hákon’a Danimarkalılara ve Jomsvikinglere karşı deniz savaşında bir zafer elde etmelerini sağlar. Sağ kurtulan Jomsvikingler yakalanmış ve destanın doruk noktasında, soğuk kanlı bir infazla yüz yüze gelmişlerdi.

Thorgeld Hölgabrúðr ve Irpa, sıklıkla diğer birçok destanda da Hákon ile ilişkili olarak anlatılır ancak bazen Thorgeld’den yalnız bahsedilir. Güney Norveç’teki bir tapınakta (Gudbrandsdal yakınlarında) bu iki tanrıçaya Thor’un katıldığına dair kayıtlar vardır. Maalesef onlar hakkında fazla bir şey bilinmemektedir.

İnsan kurban etmek Viking ve diğer pagan Germen dinlerinin bir özelliğiydi, ancak genellikle aşırı durumlar için kullanılırdı. Bu nedenle, Hákon’un oğlunu feda etmesi olasıdır ancak bu, aksiyon odaklı Jomsviking destanında sadece dramatik bir mecaz olabilir. Jomsviking destanı Thorgeld Hölgabrúðr’a ‘Thorgeld Hörga-troll’ bile diyor ve bu yerel tanrıçayı kararlı bir şekilde karanlık ve kana susamış bir savaş alanlarının hilecisi yapıyor. Diğer destanlarda bu olumsuz kişileştirme, Thorgeld Hölgabrúðr’un ölüm kehanetleri ve büyücülük ile ilişkilendirilmesiyle devam eder. Ne yazık ki, neyin gerçek neyin ise önyargı olduğunu bilmek imkansızdır. Tarih, kazananlar tarafından yazılır ve bu nedenle terk edilmiş tanrıçalar söz konusu olduğunda, gizleme ve kötüleme yaygındır. Bununla birlikte atalarımızın dünyası, her insanın (ve her doğaüstü gücün) adil veya nazik olmayacağı zor bir yerdi.

Ölüm Tanrıçaları

Vikingler ölüm için Valhalla (Odin’in savaşçılarının ikamet ettiği Katledilenler Salonu) ve Hel dahil olmak üzere birçok farklı ahiret ortamının son olduğunu düşündüler. İngilizce kelime olan “hell” (cehennem), aynı atalara ilişkin efsane Hel’den türetilmiştir. Viking yeraltı dünyası, eş zamanlı olarak hem “kuzey” hem de “alt” olarak, sonsuza kadar ulaşılamayacak ve kaçmanın imkansız olduğu bir alemdi. Gerçi Hel, bir ceza çekme yeri değildi. Daha sonra Snorri, Hel’de inançsızların ve hainlerin acı çektiği bölgelerden söz eder ancak bu, 1) Hıristiyanlıkla bağdaştırma ya da 2) Hel’deki sadece bir özellik veya konum olabilirdi. Hel’in görünümleri, Alvissmal ve Baldrs Draumarı da dahil olmak üzere birçok Edda şiirinde tasvir edilmiştir. Bu şiirlerde Hel, melankolik bir yer gibi görünür fakat bu, yaşayanların dünyasıyla belli belirsiz paralellik göstermektedir.

Cehennemin kraliçesi Tanrıça Hel’dir. Kötü şöhretli Bela Tanrısı Loki’nin, dişil dev Angrboda (Keder Getiren) ile yasak ilişkisinden olma kızıdır. Hel’in kurt Fenrir ve Dünyayı Saran Yılan Jörmungandr adında erkek kardeşleri vardır. Hel, karmaşık bir kişiliktir ve ölülerin güçlerini Ragnarok’ta tanrılara karşı yönetmekle yükümlüdür.

Gözden kaçmış bir Yeraltı Tanrıçası, Balder’in karısı ve kızı ya da tam olarak tanımlanmamış kozmik varlık Nep olan Nanna’dır. Balder, tanrılar arasında en sevileniydi. Loki’nin ihaneti sonucunda öldürüldüğünde Nanna’nın kalbi patlamış ve O, Balder’in gemideki cenazesinin yanında yakılmıştı. Nanna, sonra Hel’de Balder’in yanında bal şarabı içerken görülür. Balder, Ragnarok’tan sonra yeniden doğmuş olan dünyaya ruhsal göç yapmakla yükümlüdür. Belki Nanna da öyle olmuştur. O zamana dek bu nazik Tanrıça, ölümle kaybedilen, hafızada yaşayan aşkın güzelliğinin bir simgesidir.

Sonuç

Viking mitolojisi sembolizm, bilgelik, drama ve dokumadan oluşan dipsiz bir ırmaktır. Birçok tanrı, tanrıça, ruh, iblis, kahraman ve yaratık tarafından doldurulmuştur. Bu kadar çok şeyin bize kalmaması gerçek bir trajedi olmasına rağmen kalan bu küçük kısım bile hayal gücünü canlandırmaya devam ediyor. Belki bir gün arkeoloji, bu unutulmuş tanrıçalar hakkında daha fazla bilgi ortaya çıkarabilir.

Kaynaklar

Snorri Sturluson, The Prose Edda. (Çeviren J. Byock). Penguin Classics. London, England, 2005

The Poetic Edda. Crawford, J. (çevirmen). Hackett Classics. 2015.

The Saga of the Jomsvikings. N. F. Blake (translator). Thomas Nelson and Sons, Ltd. Edinburg. 1962.

McCoy, D. The Viking Spirit: An Introduction to Norse Mythology and Religion. Columbia. 2016

Rodgers, D.G. & Noer, K. Sons of Vikings: History, Legends, and Impact of the Viking Age. KDP. USA. 2018

Price, N. Children of Ash and Elm: A History of the Vikings. Basic Books, New York, 2020.

Skjalden. Aegir and Ran. Nordic Culture. August 4, 2020. https://skjalden.com/aegir-and-ran/

Yazar: Sons of Vikings yazarları

Çeviren: Rana Ecevit

Düzenleyen: Büşra Ekiz

Kaynak: Forgotten Viking Goddesses

Leave a comment