Pandemi insanlarla tanışmayı zorlaştırdı. Dersler ve kulüpler çevrimiçi yapılmaya başlandı. Öğrenciler sık sık yalnız başlarına yemek yemeye başladılar ama bu durumdan en iyi şekilde de yararlanmaya çalışıyorlar.

Elle Fleenor Indianapolis’teki Butler Üniversitesi’ne, tabii ki maske takarak, iki haftalık karantinanın ardından adımını attığında bir kişiyi bile tanımıyordu.

Derslere ve kaynaştırma programlarına Zoom programı üzerinden katıldı, yemeğini odasında yemeye başladı ve yurdundakiler dışındaki insanlarla nadiren iletişime geçti.

Scottsburg’ten birinci sınıf öğrencisi Elle, üniversitenin hayal ettiği gibi olmayacağını biliyordu fakat okulunun Covid-19’un yayılımını yavaşlatmak için aldığı önlemlerin arkadaş edinme çabalarını engelleyeceğine ve bu durumun onu ne kadar yalnızlaştıracağına hazır değildi.

Bazen kendi kendine çevrimiçi derslerde birileriyle tanışacağını ama daha sonra tanıştığı kişiyi kampüste maske takarken tanıyamacağını söylerdi.

Elle “Çok zor ve yalnız geçiyor.”diyor. “Birinci sınıf öğrencisi olarak tüm bunlara maruz kalmak gerçekten çok zor.”

Ülke çapında milyonlarca birinci sınıf öğrencisi pandemi sırasında okula uyum sağlamaya çalışıyor. Derslerin çoğunlukla çevrimiçi işlenmesi, yurt odalarında yenilen akşam yemekleri, profesörleri ve yaşıtları tanımakta zorluk yaşanacağı anlamına geliyor. Bazıları asansörde geçirilen vakit gibi diğer insanlarla geçirilecek kısacık süreleri bile dört gözle bekliyorlar.

Diğerleriyse güneş ışığı aldıklarından emin olmak adına kendilerini yürüyüşe çıkmaya zorluyorlar.

Öğrenciler evden, ailelerinden ve birlikte büyüdükleri arkadaşlarından uzakta olmaya alışmaya çalıştıkları için üniversitenin ilk yılı normalde bile zordur.

Bu yıl psikologlar ve uzmanların çoğu Covid-19 yuvası olan üniversitelerde alınan önlemlerin yalnızlığı artıracağından korkuyor.

“Virüsün yayılımını engelleyecek önlemlerin insanlarla olan iletişimimizi kısıtlayacağına ilişkin geri bildirimler alıyoruz.” şeklinde belirtiyor Brigham Young Üniversitesinde nöroloji ve psikoloji profesörü olan Julianna Holt-Lunstad.

Dönem içindeki iki haftada vakalar artışa geçince Pennsylvania’daki Gettysburg Üniversitesi bütün öğrencilere karantina uyguladı. Yüz yüze dersler iptal edildi. Öğrencilere yalnızca lavaboyu kullanmaları ve yemek almaları için odalarından çıkmaları söylendi. Wayne Üniversitesinden ana branşı biyoloji olan Molly Cordray çamaşır bile yıkayamadıklarını söyledi. “Gerçek bir birinci sınıf öğrencisinin deneyimleri açısından, bizim hiç deneyimimiz yok.”

Oryantasyonda yapılamayan, Başkan Abraham Lincoln’ün Gettysburg Konuşmasını yaptığı yere yürümek gibi birinci sınıf geleneklerini yapacaklarına emindiler.

Birinci sınıf öğrencileri hariç tüm öğrenciler derslere çevrimiçi girmek üzere eve gönderildi ancak karantina kalktığından beri hala yeni insanlarla tanışmaya fırsat olmadığını Molly’nin oda arkadaşı Delaney Rabenold söylüyor. Günlerini ödev yaparak ve TikTok uygulamasında gezinerek geçiriyorlar. Günlük gezilerinin yemek almaya gitmek olduğunu söyleyerek de espri yapıyor.

Molly Cordray öğrencileri asıl mahveden şeyin izolasyon olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Kapana kısılmış gibi hissediyorum ve varoluş korkusu içindeyim. Geçen yıl bu zamanlarda önceki dönemin öğrencilerinin çoktan arkadaş edindiklerini ve kaygısız olduklarını biliyorum ama şu an burada yapayalnızız; tanıdık bir yüz bile olmadan, arkadaşlarımız olmadan, oda arkadaşı dışında hiç kimse olmadan odalarımıza kapandık.”

Neyse ki Cordray ve Rabenold kolaylıkla bu durumu atlattı. Genelde gece 1.00’a kadar konuşup gülüşerek oturuyorlar.

Florida Üniversitesinde birinci sınıf öğrencisi olan Sima Habach, oda arkadaşıyla beraber küçük bir yurt odasında aynı alanı paylaşarak yemek yemeye alışıp, ders çalışıp uyuyarak kendilerini benzer bir durum içinde buldular.

“Uzun süre çevrimiçi derslere girmek çok yorucu bu yüzden ara vermeye çalışıyoruz.”

Rutinleri şöyleydi: Sabah derslerinden sonra bir şeyler atıştırırlardı ve her gece spesifik olmak gerekirse saat 22.00 ya da 23.00’da uyumaya giderlerdi.

Öğrenciler çevrimiçi derslerin monotonluğu yok ettiğini söylüyor. Bazı dersler öğrencilerin kendi ders takvimlerine göre sonradan izleyebilecekleri kayıt altına alınmış dersler oluyor. Diğer dersler ise Sima Habach ve öğrencilere göre kimsenin kendilerine ait bir alan varmış gibi hissetmediği küçük ekranları dolduran yüzlerce öğrencinin bulunduğu Zoom programından yapılıyor.

Bloomington’daki Indiana Üniversitesinde Maliye öğrencisi Harry Zhou derslerin çoğuna internet üzerinden katılıyor. Bazen profesörlerin kendileri görünmesin diye kamerayı ders kitabına yönelttiğini veya bilgisayar ekranlarını yansıttığını söylüyor. Bu yüzden öğrenciler soru sormak için ellerini kaldırdıklarında görmemeleri kolay oluyor.

Yüz yüze eğitimde de durumlar pek iyi değil. Massachusetts’teki Wellesley Üniversitesinde birinci sınıf öğrencisi Van An Trinh’in söylediğine göre sınıflardan biri maskeli öğrencilerin birbirinden uzaktaki sıralarda oturdukları büyük bir şapelde bulunuyor.

Trinh, küçük toplantılar düzenleyerek veya öğrencilere ait açık bahçelerde görüşerek yeni insanlarla tanışmanın yolunu buldu. Kulüp toplantılarına Zoom üzerinden katılmasına rağmen okuldaymış gibi hissediyor. Tartışma sınıfları veya kulüplere Zoom üzerinden katılmanın bir şeyi değiştirmediğini söylüyor.

Philadelphia, Temple Üniversitesi birinci sınıf öğrencisi Danny Waltrich 13. kattaki yurt odasına asansörle çıkmayı dört gözle bekliyor. “İnsanlarla konuşabildiğim tek an bu.” diyor.

Yemek salonları, bir zamanlar dolup taşan merkezler; kafaları eğik şekilde telefonlarına bakan ve birbirinden altı adım uzakta durmak zorunda olan uzun öğrenci kuyruklarına dönüştü. Danny çoğu zaman odasında yemek yiyor.

Atlanta’daki Emory Üniversitesi’nde öğrencilerin yalnız yaşadığını ve kütüphanenin de kapalı olduğunu söyleyen California, San Jose’den birinci sınıf öğrencisi Rachel Osband, derslerin ve ofis saatlerinin Zoom’dan tuhaf olduğunu ve sınıf arkadaşlarıyla yakınlaşmaya çalışmanın onları takip eden bir sapık gibi hissettirdiğini de ekliyor.

Florida Atlantik Üniversitesine başlayan Majesty Wooden sınıfındaki insanlara Instagram profilleri aracılığıyla ulaşarak arkadaş edindiğini ama mesafeyi korurken kampüste insanların yanına gitmenin tuhaf olabileceğini de belirtti.

Bir de “hoşlanma” konuları var tabii. Wooden ve arkadaşları kampüsteki herkes maske takarken kimden hoşlanıp hoşlanmadıklarını anlamanın zor olduğunu söyledi. “Herkesle aranızda altı adımlık boşluk varken bu konular biraz zor oluyor.”

Harvard Tıp Okulunda profesör olan ve okulda yalnızlığın izlerini azaltmayı hedefleyen “Kampüste Yalnızlığa Hayır” projesinin kurucusu Jeremy Nobel pandeminin bir fırsat olduğunu söyledi. “Sık görülen bir düşmanımız olan Covid-19 ile karşı karşıya olduğumuz için yalnızlığımızdan faydalanabiliriz. Neden bunu konuşabileceğimiz bir şey olarak kabullenmiyoruz?”

Texas’ta genç yetişkinleri tedavi eden terapist Dr. Stephanie Waitt hastalarının üniversite hayatı sandıklarından daha farklı olduğu için, çalışırken zorlanmaları yüzünden anksiyete, depresyon, yeme bozuklukları ve intihar girişimleri vakalarının arttığını söyledi.

Çevrimiçi eğitimin zorluklarına rağmen birçok öğrenci pişmanlık duymuyor. Rabenold, “Evet, normal bir üniversite deneyimi kazanmıyor olabiliriz ama yine de birkaç yıl sonra dönüp baktığımızda bizden başka kim üniversitenin ilk yıllarını pandemi sırasında geçirdiğini söyleyebilir?”

Kaynak: New York Times

Yazar: Marie Fazio

Çevirmen: Yaren Kardelen Budun

Düzenleyen: İrem Taşdemir