Eğitim bilgiyi yaymakta ve kavrama gücünü geliştirmekte bize yardımcı oluyor, aynı zamanda birbirimizle olan iletişimimizi güçlendiriyor. Covid-19 salgını devam ederken hükümetler okulları nasıl tekrar açacakları konusunda endişelenmekteydi.

Fakat üniversiteler hakkında daha fazla şüphe oluştu. Öğrenci nüfusunda Covid-19 yayılımındaki yükselişle ilgili tartışmalar, “Öğrenciler neden yerel halkı ve kendilerini tehlikeye atarak üniversitelere gitmeli?” gibi soruları ortaya çıkardı. Bu sorular genellikle üniversitelerin pahalı, seçkin olduğu ve belki de harcanan çabaya değmeyeceği görüşleriyle bağlantılıydı.

Meslektaşlarımla birlikte yükseköğretimin önemini değerlendirme amacıyla, British Council tarafından yetkilendirilen bir araştırma yürüttük. Üniversitelerin topluma olan katkıları üzerine 2010’dan beri yayınlanan 170 araştırmayı inceledik.

Araştırmamız, üniversitelerin öneminin sadece öğrencilere sağladığı eğitimde değil aynı zamanda birçok diğer ek alanda da yattığını gösterdi. Bu alanlar ekonominin gelişmesini, demokrasiyi desteklemelerini, eşitliği ve sürdürülebilirliği ilerletmelerini de içeriyor.

Üniversitelerin rolü

Özellikle gayrisafi millî hasılası kişi başına 4 bin 125 doların (3 bin 178 Euro) altında olan düşük ve orta gelirli ülkeleri inceledik. Araştırmamız üniversitelerin ekonomik, toplumsal, politik faydaları veya zararları ve yükseköğretimin bu toplumlara verdiği şekli değerlendirmenin peşindeydi.

İncelediğimiz araştırmalar üniversitelerin bilgiyi ve beceriyi nasıl ilerlettiğini ve ekonomiye, yeniliği desteklemeye nasıl katkı yaptığını keşfetmişti. Nasıl sürdürülebilir işler yarattığını ve yoksulluğu düşürdüğünü, ayrımcılık ve istismara uğrayan grupların haklarını ve ihtiyaçlarını destekleyip desteklemediğini soruşturuyordu.

Üniversitelerin daha geniş çaplı olarak toplumda oynadığı rolle ilgili birkaç eleştiri bulduk. Yinelenen nokta üniversitelerin toplumsal gelişim ve katılım hedeflerinde başarılı olmadığıydı. Hedeflerinin aksine, kaydolan öğrenciler orantısız şekilde ekonomik, etnik grupların veya ırkların seçkin sınıflarındandı. Kadınlar öğrencilerin giderek artan bir bölümünü oluşturmasına rağmen kampüslerde pek çok cinsel taciz ve cinsiyet tabanlı şiddet suçlamaları vardı.

Bazı ülkelerde, üniversitelerin işverenler veya toplumsal gruplarla iyi iletişim kuramadığı yönünde şikayetler vardı. Bazı durumlarda araştırma, üniversite planlamalarının yerel, ulusal veya uluslararası ihtiyaçlara göre düzenlenmediğini gösteriyordu. Düşük kaliteli öğrenme ortamlarında, çok sayıda öğrenciyi kaydetmeye odaklanılmıştı. Dersler standartlaşmış öğrenme hedefleri üstüne kurulmuştu ve yerel ortamla bağlantısı yoktu.

Ancak kanıtları inceledikçe üniversitelerin topluma kattığı değerler ezici bir üstünlükle belirginleşti. Üniversite ya da daha yüksek bir öğrenim vasfı olan nüfus ile yükselmiş ekonomik büyüme arasında kesin bir bağ var. Üniversite eğitimi ayrıca sürdürülebilir ekonomik gelişmeye de katkı yapıyor. Ayrımcılığı deneyimlemeye devam eden gruplara da beceriler ve iş fırsatları sağlıyor. Bu gruplar Hindistan’daki Scheduled Castes gibi yerel azınlıkları ve çok sayıda farklı geçmişe sahip kadınları içeriyor.

Yerel faydalar

Üniversiteler toplumsal ve ekonomik faydaları daha çok yerel bir düzeyde getiriyor. Küçük şehirlere yatırımlar, işler ve ticaret sağlıyor. Mezunlar yerel sanayiyi kuvvetlendirmeye yardımcı olabiliyor.

Üniversite eğitimi gıda yoksulluğunda bir düşüşle de bağlantılıdır. Kırsal alanda yaşayan insanlar için mevcut meslek çeşitliliğini arttırıyor. Bilişim teknolojilerine ulaşıma yardımcı olabiliyor.

Üniversite eğitimi, mezunların eşitlik talep etmelerine yol açabiliyor. Bazı çalışmalar, fakir ve dışlanmış gruplarda doğan gençlerin haklarını savunmak ve toplumsal değişiklikler uğruna mücadele etmek için nasıl yeni beceriler kazandıklarını gösteriyor.

Mezunlar; sağlığa, eğitime ve barışın sağlanmasına katkıda bulunuyor. Hükümetlere yaptıklarının sorumluluğunu aldırabilmek için toplum kuruluşlarını destekliyorlar. Stajyerlik gibi girişimler, hükümetler ve sivil toplum kuruluşları arasında daha etkili bağlara teşvik ediyor.

Tartışma, değerlendirme ve eleştirel düşünceye odaklı olan, üniversitelerle ilişkilendirilen öğrenme ve öğretme biçimi aynı zamanda daha geniş çaplı kazanımları da beraberinde getiriyor. Okullarda daha iyi eğitim verilmesine, HIV gibi salgınlar hakkında daha iyi bir kavrayışa ve yolsuzluğa karşı koymada daha ileri bir anlayışa destek olduğu biliniyor. Diğer faydalar, yükseköğretim ile savaşlardan sonra daha güçlü bir toparlanma arasındaki bağlantıyı içeriyor.

Şüphesiz; üniversite eğitimi, incelemelerimiz ya da toplum hizmetleri geliştirilebilir. Fakat bu çalışmaları gözden geçirmek, düzgün verilen bir üniversite eğitiminin politik, ekonomik, toplumsal ve kültürel anlaşmazlıkların üstesinden gelmekte yardımcı olabileceğinin kanıtıdır.

Salgın ilerledikçe üniversitelerin aşılar, tedaviler ve risk değerlendirmesi üzerindeki uzmanlıklarına bel bağladık. Bu araştırma, Covid-19’un etkilerinden kurtulmak için toplumlara yardım etme konusunda üniversitelerin fazladan bir gücü olduğunu öne sürüyor. Üniversiteler insanlara, yaşamlarımızın nasıl birbirine bağlı olduğu ve becerilerimizin birbirimiz için nasıl faydalı olabileceğiyle ilgili düşünmesinde yardım ediyor.

Ne yazık ki Covid-19’un yüzleşeceğimiz son küresel kriz olma olasılığı yok. Üniversite eğitimi küresel krizleri gerçekleşmekten alıkoyamaz. Ama küresel mücadelelere karşılık vermekte, insanlara hazırlıklı olmalarında yardım etmekte ve kayıp, sıkıntı ve belirsizlik yaşanan zamanlarda birbirimize destek olmamızda çok önemli bir rolü var.

Yazar: Elanie Unterhalter

Kaynak: The Conversation

Çeviren: Aslı Dobruca

Düzenleyen: Yaren Kardelen Budun