Görünen o ki pek çok liberal, Trump göreve gelmeden önce görece daha insani bir göçmenlik yaptırım sistemimiz olduğunu düşünüyor. Gerçek şu ki Clinton, Bush ve Obama başkanlık dönemlerinde sınırı boydan boya silahlandırdı (ayrıca yüzlerce kilometrelik duvarlar da ördüler), sınır devriyelerinin sayısını neredeyse dört kat artırdılar ve korkutucu derecede büyük bir sınır dışı kanalıyla toplu hapsi birleştiren acımasız ölçüde pürüzsüz bir sistem kurdular.

Trump’ın Hayalperestler ve “büyük, şişko, güzel duvarına” bütçe yaratma ısrarı üzerine kurulu göçmenlik politikalarıyla ilgili belki de en tuhaf şey, kendinden hemen önceki iki başkanın temel göç politikasının iskeletini nasıl yenilediğidir. Trump’ın talebi şu; Hayalperestlerin yasallığı, yanında çeşitlilik göçmen vizesinin kaldırılması, yeniden birleşecek ailelere yasal göç için sağlanan vize önceliğinde ciddi kısıtlamalar yapılması ve, elbette, yapacağı duvar için 25 milyar dolar; zira görünüşe göre Meksika duvar için para ödemek istemiyor.

Pek çok Demokrat bunu reddetti ve bu iyi bir şey. Ancak bunların hepsi önemli bir tarihsel ironiyi gözlerden saklıyor; yasallaştırma önlemlerini sınır dışı etme ve sınır güvenlik operasyonlarıyla (ayrıca vurguncu işletmeler için de daha geniş bir ikinci sınıf misafir işçi tedariğiyle) birleştirmek, a) Bush ve Obama döneminde tekrar eden ve başarısız olan yasama çabalarına ve b) Bush ve Obama dönemlerinin uygulamalarına yön veren ana akım, çift parti göçmenlik “reformu” çerçevesine tam olarak oturuyor.

Trump göreve geldikten sonra sınırı kaçak geçen insanları tutuklama oranlarında keskin bir düşüş oldu, başkan da bunun nedenini kendisinde gördü; sert konuşmaları, tatlı dilli öncüllerinin yapamadığı ya da yapmadığı şeyi başarmıştı. Ama kutlamalara erken başlamıştı. Tutuklamalarla ölçülen kaçak geçişler kısa sürede, Trump’ın tüm çabalarına rağmen tekrar artmaya başladı. Bu, uzun zamandır süregelen bir örüntünün parçası; göçmenlere yönelik baskı, milliyetçileri kısa vadede yatıştırmayı başarıyor ancak belirlenen hedeflerini gerçekleştiremiyor, bu da daha da ağır bir baskıya yol açıyor.

Böylece Trump, Başkan Clinton’ın 1995’te “Ülkeye girerken yaptıkları ilk şey kanunu çiğnemek olan insanların göçüne müsaade etmeyeceğiz” demesinden önce bile başkanların karşılaştığı gerçeklikle yüz yüze geldi.

Sınırı silahlandırmak ve sınır dışı etme yaptırımları göçmen karşıtı seçmenleri tatmin etmeye yönelik bir gösteri olup, gerçek göç örüntüsünü sadece kısıtlı bir düzeyde değiştirebilir. Pek çok politikacı, sınırda daha sert politikalar izlemenin göçü engelleyeceğini düşünür ancak bu nadiren böyle olur. Böylece, tekrar tekrar yeni ve daha sert metinler yazılıp uygulanır ve sonuçları hep aynı olur. Trump’ı aile ayırma seferine yönlendiren de budur.

Göç devam ediyor, göçmenler Sonora Çölünde sınır dışı edilip ölmeye devam ediyor ve aşırı milliyetçi bir göçmen tabanı da daha gaddar politikalar bekleyip talep etmeye şartlandırılıyor. Trump yönetiminin ortaya atacağı bir sonraki vahşetin ne olacağını düşünmek bile insanı tir tir titretiyor

 

Yazar: Daniel Denvir

Çevirmen: Umut Devrim Çelik

Kaynak: Jacobin