La vie en noir – Yazar Rene Denfeld ilk romanında, suçlu olduğu iddia edilen kişiyi serbest bırakacak olan hatayı bulmak için dosyaları araştırdı. 

İkinci kitabı, Trouver l’Enfant, birinci kitabın devamı niteliğindedir, kızı bulma fikri ve ipucu aynı kalır. Yazar, yeni roman karakterleri ve çelik tel gibi gergin bir entrika yaratmak için şair titizliğiyle kendi saf yaşamına odaklanmaya bir kez daha çabalar. 

Naomi, çocukları bulan kadındı ve o bir medyum değildi. Hayır, eşi benzeri olmayan genç bir kadın; gençleri aramada, hatta kaybolan çocukları bulma üzerine uzmanlaşmış bir araştırmacıdır. “Her yıl, Birleşik Devletler’de bildirilen binden fazla kayıp çocuk var ve kaybolmalarının binlerce nedeni var. Genellikle kaybolan bu çocukları bulamıyoruz. Yılda yaklaşık yüz vaka, anonim kişiler tarafından işlendiği doğrulanmış insan kaçırma suçlarına karşılık geliyor.” O sırada Naomi katlanmış haritayı açıyor. “Madison Culver’in kaçırıldığı yeri bul. Gazeteler bu olaydan bahsetti ama bundan bir sonuç çıkmadı.” 

Zaman geçtikçe bu dava, araştırmacıların hayatları boyunca peşlerini bırakmayan Soğuk Davalardan birisi haline geldi. Bu tam da Naomi’nin sık sık devreye girdiği zamandır. Bu seferki, gevşemesine izin vermeyen çaresiz ebeveynlerin isteği üzerineydi. “O gece rüyasında, bulduğu çocuklar sıraya girmiş, bir ordu gibi bir aradalardı.”

Madison, kaybolduğunda beş yaşındaydı. O zamandan beri “Kar Kızı” oldu. “Büyüleyici formül. Şiirsel ve basit. Bir yem. Bir sihirbazın numarası…” Aslında, bu onu alıkoyan canavarın sözleri. Gizliden gizliye onun yerine geçmeye başlayan. Boğarak, rahatsız ederek. Bay B “Kar Kızı” hakkında hiçbir şey bilmiyor.  

Rene Denfeld kendi çocukluğunu çizdi

İki ayrı bakış açısı. Arayanın ve bulunması gerekenin… Arayan kişi de geçmişte kaçırılma olayı yaşadı. Bu diğer araştırmacılara kıyasla onun en önemli gücüdür. Naomi kendini kurbanın yerine koyabilirdi, o da bunu yaşamıştı. O bir medyumdan çok daha önemliydi, o bir rüyanın gerçekleşmesindeki tek umuttu.

Yıllar geçti. “Kar Kızı” ve Bay B hâlâ birliktelerdi. Bay B hapis kurallarını gevşetti ve “Kar Kızı” dışarı çıkarken artık ona eşlik edebilirdi. Kızın onu nasıl sakinleştirmeyi bildiğini söyleyebiliriz, “Kar Kızı” tam şu an bunu çözmüştü. O kendisinin de burada çok yaşlanacağını biliyordu. Bu normal değil, “Kar Kızı” bu kadar olgun olmak zorunda değildi. Ancak koşullar çok olağanüstüydü. 

Yazar ve kahramanı aynı kişidir. Rene Denfeld kendi yıpranmış hayatını çizdi. Mr B de bu hayatların üstüne çökmüş kâbus… Yazarımız da üvey babası tarafından kandırılmıştı. Bu hikâyeyi anlatma yeteneğinin sunumu olan kişisel ve itiraf edilmesi zor bu hikâyeyi anlatma tarzındaki incelik, romana benzersiz bir haklılık katıyor. Kaçırılan kişi ve kurbanı arasında oluşan gizemli ilişki nasıl açıklanır, nasıl söylenir? Yaşamayanların anlayamayacağı baş döndürücü bir ilişki. Önde gelen İngiliz gazetesi The Financial Times, Danimarkalı yazar Peter

Hoeg’den romanı karakterize etmesini isterken aslında hiç de yanılmıyordu. Çok başarılı birisi için, çok güzel bir iltifat. 

“Trouver l’Enfant”, yazan Rene Denfeld, İngilizceye çeviren Pierre Bondil, yayınevi Èditions Rivages/NOIR, 365 sayfa, 21,90 euro. 16 Ocak’ta yayınlandı..

Yazar: Karen Lajon

Kaynak: Le Journal du Dimanche

Çeviren: Mira Özdemir

Düzenleyen: Nidanur Öztürk