Topuklu ayakkabıları ilk başta erkekler giyiyordu ve ayakkabı ile ilgili diğer bilinmeyen gerçekler

Topuklu ayakkabıları ilk başta erkekler giyiyordu ve ayakkabı ile ilgili diğer bilinmeyen gerçekler

High-heels were originally worn by men, and other shoe-related trivia

Topuklu ayakkabılar öteden beri gardırobun temel parçası olagelmiştir; fakat ilk olarak nerede ortaya çıktıklarını biliyor musunuz? Bu ayakkabı stilinde sandığınızdan çok daha fazlası var.

Topuklu ayakkabılarla aramızda sevgi ve nefret ilişkisi var. Evet, güzeller ama Allah’ım ne kadar rahatsız ediciler! Ayak parmaklarımızı ezmesine, sırtımıza zarar vermesine ve yürümeyi zorlaştırmasına rağmen topuklu ayakkabılar öteden beri gardırobun temel parçası olagelmiştir. Ancak bu konseptin nereden geldiğini veyahut birçok kusuruna rağmen neden onları giydiğimizi biliyor musunuz? Cevabı topuklu ayakkabının tarihinin derinliklerinde yatıyor.

Günümüzde neredeyse yalnızca kadınlar için tasarlansa da topuklu ayakkabı başta erkek giyimi gözüyle bakılıyordu. Bu, 2000 yılı aşkın bir süredir sahne yapımları sırasında apartman topuk giyen Antik Yunan’daki aktörlere kadar uzanmaktadır. Ayakkabı ne kadar yüksek olursa şahsiyet de o kadar önemlidir. Rivayetlere göre, “kothorni” olarak bilinen apartman topuklar mantardan yapılmıştı ve dört inç (*yaklaşık 10 cm Çn.) kadar yüksek olabiliyordu. Modern zaman erkeklerinin bu yükseklik ile nasıl başa çıkacağını hep merak ederiz.

1500’ler

Toronto’daki “Bata Ayakkabı Müzesi”nden Elizabeth Semmelhack’e göre, erkekler Orta Çağ’da topuklu ayakkabı giymeye devam etti. BBC’de yaptığı konuşmada bunların bilhassa at binicileri için ne kadar işe yaradığını açıkladı. “Asker, üzengisi üzerinde ayağa kalktığında topuklar, yay ve okunu daha etkili bir şekilde kullanabilmesi için duruşunu sağlamlaştırmasına yardımcı oluyordu.” dedi.

Batı Avrupa’ya erkeklerin topuklu ayakkabılarını getiren böyle bir askerdi. O dönemde dünyanın en büyük süvarisine sahip olan İranlı Şah Abbas Avrupalı hükümdarlarla temas kurmaya karar verdi. Soylular sınıfı onun ayakkabılarını güç ve erkekliğin bir sembolü olarak görmüştür; bu yüzden de kendileri için hemen benzer ayakkabılar tasarlamıştır. Topuk ne kadar yüksek olursa, giyen kişinin de o kadar önemli olduğu kabul edilirdi.

Chopine shoe from Shoe Museum LausanneFotoğraf: WikiCommons’ta Lozan Ayakkabı Müzesi

Yaklaşık olarak aynı zamanda, kadınlar da topuklu ayakkabı giymeye başladı – moda amacıyla değil, pratik amaçlı. “Chopines” (*ayakkabıların altına giyilen bir tür platform topuk. Çn.), kadının ayakkabılarını çamur ve pislikten korumak için dış ayakkabı olarak giyildi. Bunlar ya mantardan ya da metalden yapılmış olup özellikle Viyana ve İspanya’da popülerdi (ve hatta fahişeler arasında daha da yaygındı). Chopinlerin boyu 20 inç (*yaklaşık 50 cm Çn.) kadar olabiliyordu ve bu dönemde erkeklerin ayakkabısı gibi topuk yüksekliği doğrudan kadının toplumdaki konumuna tekabül etmiştir.

1600’ler

Fransa kralı XIV. Louis erkeklerin topuklu ayakkabı modasını sürdürdü. Yalnızca 1.50 metre boyuyla kendisini daha güçlü ve otoriter göstermek için topuklu ayakkabı giyerdi. Kraliyet portreleri topuklarının kırmızıya boyandığını gösteriyor; üstün sosyal statüsünü vurgulamak için pahalı bir boya. Kral Louis, sarayına kırmızı tabanlı ayakkabısı olmayan kişilerin girmesini yasaklayan, herkesin çok iyi bildiği kuralı koymuştu ve bu; modern ayakkabı tasarımcısı Christian Louboutin’e ilham veren lüks sembolüydü.

Louis XIV, King of France

Fotoğraf: Claude Lefèbvre tarafından resmedilen XIV. Kral Louis, Château de Versailles’de muhafaza edilmektedir.

1800’lerin başı ve ortaları

Bu döneme kadar, sıradan insanların tarzı aristokrasi ve kraliyetlerden etkilendi. Gözü yükseklerde olan kişiler trendi belirlemişti ve siviller de onlar gibi olmaya heves etmişlerdi. Fransız Devrimi’ne kadar böyle oldu. Halkın kraliyetle ilgili görüşleri değişti ve krallığa karşı bağlılıkları kalmamıştı. Birdenbire topuklu ayakkabılar düz ayakkabılarla yer değiştirdi. Yüksek topuklu ayakkabı çağı sona ermişti (en azından erkekler için).

1800’lerin sonları ve 1900’lar

Kadınlar için topuklu ayakkabılar büyük ölçüde gelişen teknoloji sayesinde Viktorya Çağı’nda geri geldi. Dikiş makinesinin piyasaya sürülmesi, ayakkabının üst kısımlarının artık topuklu ayakkabının tabanlarına düzgün bir şekilde dikilebileceği anlamına geliyordu. Hafifçe kavisli olan tabanın oyuk tarafının üstündeki kısım, bir kadının kadınsılığını ve inceliğini temsil ediyordu ve bu nedenle tarihte ilk kez topuklar artık erkeksi sayılmıyordu.

Fotoğrafçılık, Avrupalı kadınların tarzında da rol oynadı. Fransız kartpostallarının ilk yapımcıları (çıplak bir kadının klasik bir heykelcik gibi poz verdiği, topuklu ayakkabılarla fotoğraflandığı kartpostallar) topuklu ayakkabıların seksi olduğu fikrine yol açtı. Yaklaşık iki inçlik (yaklaşık 5 cm. Çn) blok topuklu ayakkabılar yeniden moda oldu.

2. Dünya Savaşı ve 1950’ler

1940’lı ve 1950’li yıllarda yapılan pin-up posterleri, topuklu ayakkabıların cazibe ve kadınsılığın simgesi olduğu fikrini güçlendirdi; öyle ki savaş zamanındaki askerler onları duvarlarına yapıştırıyordu. Bu zaman zarfında, bu trendin yolu Hollywood’a düştü. Betty Grable ve Marilyn Monroe da dâhil olmak üzere yıldızlar, filmlerinde ve fotoğraf çekimlerinde topuklu ayakkabı giydiler. Sonuç itibarıyla sıradan kadınlar, evde bu tarzı taklit etmeye çalıştılar. Topuklu ayakkabılara olan talep arttı; yerel ve seçkin mağazalarda yerlerini aldı.

https://image-ie.s3.eu-west-1.amazonaws.com/uploads/2018/04/27100552/Betty_Grable_20th_Century_Fox-814x1024.jpg

Fotoğraf: WikiCommons’ta Frank Powolny, Betty Grable

Christian Dior’un ayakkabı tasarımcısı Roger Vivier, 1950’lerin başlarında en uzun, en ince yüksek topuğu icat etti. Adını da İtalyancada ince hançer anlamına gelen kelimeden esinlenerek stiletto koydu. Temel yapısı gösterişli tarz unsurunu korurken, Vivier sertliği ve dayanıklılığı elde etmek için sağlam plastikler kullandı.

1960’lar ve 1970’ler

1960’ların feminist akımı, birçok kadına yüksek topuklu ayakkabıları daha alçak ve daha rahat olanlarla değiştirmesi konusunda ilham verdi.

Mary Jane’ler özellikle popülerdi; Bunlar, genellikle deriden yapılmış, ön tarafından bantlı ve iki inç yüksekliğinde topuğu bulunan basit ayakkabılardır. Kısa blok topuklu diz boyu çizmeler ilk defa yaygınlaştığı sırada Chunky platform ayakkabılar da geri döndü.

Günümüz

Modern ayakkabılar söz konusu olduğunda, kadınların her zamankinden daha fazla seçeneği var. Manolo Blahnik gibi tasarımcılar topuklu ayakkabıları bir kez daha trend haline getirdi; tokalı, sivri uçlu ayakkabıları 1990’lı yıllarda olduğu gibi günümüzde de popüler. Yüksek topuklu ayakkabı, diğer ayakkabı stilleriyle de birleşti; Platform spor ayakkabılar, topuklu sandaletler ve topuklu çizmeler podyumda ve sokak modasında yerini aldı.

Topuklu ayakkabılar imrenilecek bir aksesuardır; pek çok kadının birikimlerinin büyük bir kısmını harcadığı bir şey. Örneğin Sex and the City’den Carrie Bradshaw’ı ele alalım. Dolabı tıka basa topuklu ayakkabılarla doluydu; yine de Carrie Bradshaw daha fazlası için kazandıklarını harcamaya devam etti.   Siz de öyleyseniz elinizi kaldırın.

Carrie Bradshaw, HBOFotoğraf: Carrie Bradshaw, Sex and the City, HBO (Fotoğrafçı: Jason Lloyd-Evans)

Topuklu ayakkabılar hala kadınsılığı ve çekiciliği temsil etse de ulaşılamaz değil. Zarif topuksuz ayakkabılar da (bağcıksız ayakkabılar, çoğunlukla erkekler tarafından giyilen, genellikle derisi üzerinde deseni bulunan ağır ve kaba ayakkabılar ve hatta spor ayakkabılar dahil) topuklu ayakkabılar gibi kadınsı ve güzel bulunur. Dahası, kadınlar yüksek topuklu ayakkabıların tehlikelerinin giderek daha çok farkına varıyor ve onlardan kaçınmayı tercih ediyor. Stanford Üniversitesi’ndeki bilim insanları tarafından yürütülen araştırma stiletto giymenin kadının dizlerine ve ayak bileklerine ciddi bir yük bindirdiğini ortaya koymuştur. Rapor ayrıca topuklu ayakkabıların eklemlerimizi yaklaşık 20 yıl yaşlandırdığını iddia etmektedir. Neyse ki günümüzde düz ayakkabı giymek şıklıktan ödün vermek anlamına gelmiyor.

Gardırobunuzdaki topuklu ayakkabıların muazzam bir geçmişi var; Bir dahaki sefere onları giydiğinizde bunu unutmayın.

Yazar: Grace McGettigan

Çeviren: Bircan Erkanlı Bayır

Düzenleyen: Ece Yaren Arslan

Kaynak: Image

Leave a comment