Toplumda kanunlara neden ihtiyaç duyarız?

Toplumda kanunlara neden ihtiyaç duyarız?

Giriş

Bazı insanları, zayıf iradeli bir hayvan olarak tanımlamak mümkündür. Paranın ve gücün kokusunu aldıkları an hemen etkilenirler. Bu durum, tamamen doymak bilmeyen açgözlülüklerinden ötürüdür. Açgözlülük, bazen iradesi güçlü olan birinin bile aklının çelinmesine neden olabilir. Çocukluğumuzdan beri birçok “kahramanın” açgözlülüğünden dolayı tuzağa düşerek kötü yola girdiklerine dair kim bilir kaç hikaye duymuşuzdur. Hayata dair tek bir amacımız vardır. O da hayatımızdaki dengeyi kurmak ve huzuru bulmaktır. İnsanlar birbirlerine gözü kapalı güvenirler. Ve mutlu olurlar. İnsanların hedefleri vardır ve buna uygun, düzenli bir yaşam sürdürürler. En sonunda, hedefledikleri her şeyi elde ederler. Hayatlarını her zaman dolu dolu ve güvende hissederek yaşarlar. Açıkçası bu durum, günümüz dünyasının tam tersi olan ideal bir dünyada olur. Günümüz dünyası, doğal toplumun dengesini bozmaya çalışan her türden insanın var olduğu heterojen bir karışımdan oluşur. İşte bu hassas dengenin topluma geri kazandırılmasında ve bir arada yaşayan insanların hayatlarını uygun şekilde sürdürmesinde hukuk çok önemli bir rol oynamaktadır. Burada hukuk, bir bütün olarak toplumun yanı sıra bireyler olarak, insanların değerlerini korumasında yardımcı olur.

Kanunsuz bir dünya

Yasanın olmadığı bir dünyada suç işleyen birini düşünelim. Toplumun bugüne kadar haksızlığa uğramadan eşit bir yaşam sürdürdüğünü varsayalım. Bir de açgözlülüğünden dolayı komşusunun evinden değerli bir eşyayı çalan birini hayal edelim. Cezalandırılmıyor ama herkes ne yaptığını biliyor. Muhtemelen, saf ve genç birisi, herhangi bir yaptırımın olmadığını bildiği için çalmaya daha da meyilli olacaktır. Bu, toplumun değerlerini tehlikeye atan ve hiç bitmeyen bir döngüye dönüşür. Bir diğer örnek ise hayatta kalmak için yapılmış olabilir. Bir grup insan, sadece yirmi gün yetebilecek yiyecek ve su ile bir adada mahsur kalır. Yirmi birinci günde bir kurtarma ekibinin onlara ulaşacağını bilmektedirler. Kurtarılmayı bekleyene kadar yiyecekleri dikkatlice, yeterli olacak şekilde bölüşürler. Açgözlü birisi, sessizce içeriye girer ve tüm grup için hazırlanmış iki günlük yiyeceği tüketir. Gruptakiler olayın farkına vardığında, herhangi bir kural olmadığı için, yemeği gizlice yiyen kişiyi bulurlar. Gruptaki kişiler hem yaşlı hem de genç kesimden oluşan eğitimli bireylerdir. Ancak yemeği yiyenin haklı olduğunu bildikleri için yiyecekleri geri almak konusunda ellerinden bir şey gelmez. Bunun sonucunda, yaşlı bireyler iki gün boyunca aç kaldıkları için hastalanırlar. Yasaların olmaması, toplumun genel yapısına karşı gelmek için insanlara bir fırsat doğurur. Ama insanların vicdanı rahat değildir. Bu, medeni toplumumuzun yapısını bozar ve giderek daha fazla insanı bu alışkanlığı edinmeye teşvik eder.

Hukuk neden gereklidir?

Toplumda, hukuk esastır. Hukuk, toplumda savaşın olmadığı, barışın ve huzurun birleştiği bir yaşam sunar. Kanunlar, paraya ve güce aç olduğumuz zamanlarda kendimizi durdurmamızda yardımcı olur. Açgözlülüğümüzü dizginler ve gerektiğinde ise bizi cezalandıracak birinin veyahut bir şeyin olduğunu bize hatırlatır. Toplumdaki düzenin yeniden oluşmasını ve mazlumlar için adaletin yerini bulmasını sağlar. Güzel olan şey ise herkesin hukuk önünde eşit olmasıdır. Kanun önünde hiç kimse zengin ya da fakir değildir. Hiç kimse diğerinden daha güçlü değildir. Yasa, insanların davranışlarını düzeltmesinde yardımcı olur. Anarşist bir kişi olmamızı engellemektedir. Hukuk sürekli devinim hâlindedir. İnsanların hatasından doğan tüm boşlukları doldurmak için sürekli değişen zamana ayak uydurur. Önsözümüzde, Anayasa’mızın temel dayanağını oluşturan ADALET, ÖZGÜRLÜK, EGEMENLİK, EŞİTLİK, BİRLİK VE BERABERLİK ilkeleri belirtilmiştir. Ancak, yasalar olmazsa bu ilkeler eksik kalacaktır. Bu ilkeleri koruyacak hiçbir şey kalmaz. En güçlü olanın hayatta kaldığı gerçeğini ve insan nüfusunun fazlalığını düşünerek tek bir şey söyleyebiliriz. Yaşamak için hukuk gereklidir. Toplumda, bir kargaşaya neden olacağı için birbirimize karışamayız. Kanunlar, insanların birbirlerini öldürmesini engeller. Herkese payına düşeni verir. Yasalar, yaptıklarımızın sonucunda bizi neyin beklediğini söyler. Bir olaya girişmeden önce, ne olacağını bilmemizi sağlar. Kanunlar koruyucudur ve çözüm odaklıdır. Yasalar yok diye özgürlükten gözü dönmüş birini durdurur. İnsanlar, yasanın kötüye kullanılmasının onları maddi, manevi ve fiziksel olarak etkileyeceğinin farkındadırlar. İstisnalar vardır ancak çoğunluk için durum bu şekildedir.

Doğanın kanunu

Tabiat Ana’nın kendisi, bu dünyanın sürdürülebilirliğine ve üzerinde koca bir hayat sığdırmasını sağlayan birtakım kuralın ve yasanın varlığına ayak uydurur. Bu durumda, bal arılarını örnek verebiliriz. Kraliçe arının emirlerine uyarlar ve bu bitkilerin üremesine yardımcı olan tozlaşma sürecini gerçekleştirmek için yüzlerce ve binlerce çiçeğe konarlar. Bu önemli süreçte yardımcı olacak bir dizi kural veya yasaya uymak zorundadırlar. Eğer biri kuralları çiğnerse, arı kovanını terk etmeleri emredilir. Başka bir kovana giremezler ve geri dönemezler. Bu durum, onlara ömür boyu hapis cezası vermek gibidir. Hayatlarını tehdit eden bu durum, bal arılarının kontrol altında tutulmasına yardımcı olur ve kovanda düzeni sağlar. Gittikleri yöne bağlı olarak her kış veya yaz, göç eden kuşlar için de aynı şey söylenebilir. Kendi yollarını bulmalarına yardımcı olacak bir dizi kural veya yasayı takip etmek zorundalar. Bu yasaların kötüye kullanılması, birçok kuşun ölümüne bile neden olabilir.

Medeni toplumda Hukuk

Modern toplumumuz, gelişmiş bir boyut kazanmıştır ve akıllarda olan soru ise yaşamlarına kısıtlama getiren bu yasaları oluşturma yetkisinin kimde olduğudur. Bu yasaları yapan otoriteyi haklı olarak sorgulayıp tartışmaktadırlar. Otoriteden memnun kaldıklarında güvende olduklarını bilerek amaçlarına ve isteklerine gönül rahatlığıyla odaklanırlar. Hukuk, çoğunluğun ihtiyaçlarına karşı bireylerin ihtiyaçlarını dengelemeye çalışmak için vardır. Bütün sorumlulukları üstleniriz. Başkalarını öldürmeyerek, hırsızlık yapmayarak, başkalarına zarar vermeyerek tüm özgürlüklerimizden feragat ediyoruz. Ama bunun karşılığında ise yaşamak için toplumda, başkaları tarafından öldürülmeyerek, soyulmayarak, zarar görmeyerek yaşamımızı sürdürürüz. Hukuk, çeyiz ve dokunulmazlık gibi toplumda yer edinmiş damgaların kaldırılmasına yardımcı olur. Örneğin, Anayasa’mızın 17. Maddesi dokunulmazlığı ortadan kaldırıyor ve bugün hala bu durumun görülmesine rağmen dava sayısı oldukça azdır. Bu, hukukun doğru bir şekilde uygulanmadığı toplumda, insanların birbirleriyle savaştığı, birbirlerine zarar verdiği ve birbirlerini öldürdüğü bir dünyada verilebilecek örneklerden sadece bir tanesidir. Hukuk, mazlumların korunmasında bu şekilde yardımcı olur.

Sonuç

Hukukun toplum olarak hayatta kalmamıza yardımcı olduğu ve yaşamımıza uygun olduğu açıkça ifade edilebilir. İnsanların mutluluk dışında aradığı bir diğer şey huzurdur. Ayrıca hukuk, toplumumuzda var olan sosyal engellerden kurtulmamızı sağlar. Yasalar sayesinde hayatta kalarak ilerleriz. Bu yüzden, hukuk toplum için gereklidir.

Çeviren: Ruhan Çoban

Düzenleyen: Erva Aksoy

Kaynak: Ukessays

Leave a comment