Toplu yapılan Covid-19 testlerinin bizi normalleştirme sürecine yakınlaştıracağı ve bu sayede gelecekte karantinaya girmemize gerek kalmayacağı düşünülmektedir.

Semptom göstermeyen kişiler dahil herkese test yapmak, virüsü kökten yok etmek adına son derece güçlü bir çözüm yolu olabilir.

İngiltere başbakanı Boris Johnson, bu tür testlerde, Birleşik Krallık adına “muazzam bir ilerleme” kaydedileceğinin sözünü verdi ve hatta Liverpool bu uygulamayı deneyen ilk şehir oldu. Ancak halihazırda mevcut olan testler ve genel strateji göz ününde bulundurulduğunda akla şu soru gelmektedir: Toplu testlerle neyi başarabiliriz?

Oxford Üniversitesi Yaşam Bilimleri Danışmanı Sir John Bell, bu tür önlemlerin bizi koruyabileceğini ancak beklentilerimizi abartmamamız gerektiğinin önemini vurgulamaktadır.

Toplu Test Sözü

Toplu testler, sağlıklı insanların alınıp test edildiği ve eğer herhangi bir sorun varsa erken tedaviye başlanıldığı kanser taramalarına benzemektedir. Ancak bu sefer, kanser hücresi taşıyan değil, virüs taşıdığından henüz haberi dahi olmayan insanları bulursunuz. Umarız ki bu uygulama, katı kısıtlamalara başvurmadan, testi pozitif çıkmış kişileri izole ederek salgını ortadan kaldırmak adına yararlı olur.

Çin, bir grup vakanın tespit edildiği şehirlerde, birçok sefer toplu test uygulaması yaptı. Slovakya ise bunu, tüm ülkede yapmaktadır.

Toplu test uygulamasıyla beraber hedeflenen başka şeyler de vardır. Bunlar:

 -Hastane veya bakım evlerinde uygulanan düzenli, hatta günlük olarak yapılan testler, Covid-19’un risk grubundaki insanlara yayılımını önleyebilir.

  -Virüsün kolayca yayılabileceği okul ve üniversiteler gibi yerlerin açık kalmasını sağlayabilir.

 -Sinema, tiyatro veya futbol maçlarına gitmeden önce tek seferlik testler yapılabilir.

Birmingham Üniversitesi’nden Prof. Jon Deeks, bu testlerin aradığımız şey olduğunu, en kısa zamanda yürürlüğe gireceğini söylerken sürecin nasıl işleyeceğini anlamadan fazla umut bağlamamamız gerektiğini de belirtmektedir.

Toplu Test Teknolojisi

Tek bir parça kit, toplu test uygulamasına olanak verir. Buna koronavirüs belirtilerini tespit eden yanal akış testi denilir. Bu testler; hamilelik testiyle benzerlik gösterir, uygulanması kolay, ucuz ve hızlı sonuç verir. Bilim insanlarına veya laboratuvara gerek duymadan, burundan ya da ağızdan sıvı örnekleri alınır ve çizgi oluşursa hastanın pozitif olduğu anlaşılır.

Ayrıca, toplu ve hızlı testler üzerine çok tartışma yaratan LAMP (Döngü aracılı İzotermal Amplifikasyon) adında bir teknoloji daha vardır.  Ancak yine sıvı örnekleri alınmalı, bir laboratuvara gönderilmeli ve eğitimli personel tarafından bu örneklerin incelenmesi gerekmektedir.

Hız ve kolaylık, doğruluğa karşı

Hızlı testlerin, virüsün genetik kodunu arayan laboratuvar destekli PCR testleri kadar doğruluk payı yoktur.

John Bell’in BBC’ye verdiği bir demeçte, “Bu testler kusursuz değil, o yüzden eğer bu testlere PCR muamelesi yaparsanız pek çok sorunla karşılaşabiliriz.” dedi. Yani hızlı testlerin geçerliliğine dair kesin bir yanıt verilmemiştir.

Hükümet danışmanı Bell, her 500 ila 1000 kişiden birinde negatif olmasına rağmen testin pozitif çıktığı söylendiğini belirtti. Bunlar çok ciddi sayılardır; çünkü düzenli olarak çok sayıda insan test edildiğinde, ‘yanlış pozitifler’ sorun oluşturabilir. Örneğin, 60 milyon insanı haftada iki defa teste tabii tutarsak yanlış pozitif yüzünden çeyrek milyon insana izole olması gerekeceği anlamına gelir. Ayrıca, testlerin, vücutlarında yüksek miktarda virüs bulunan enfekte kişilerin %90’ını doğru bir şekilde belirlediğini ancak genel olarak yalnızca %60-70’inin doğru sonuç verdiğini söylemektedir. Hangi verinin daha güvenilir olduğu ise henüz tartışmalıdır.

“Testi negatif çıkan insanların bulaşıcı olma ihtimalleri var mı?” sorusuna Sir John, “Evet, böyle bir durumun yaşanacağını tahmin ediyoruz fakat çok sık olmayacaktır.” diye cevap verdi.

Pozitif mi yoksa bulaşıcı mı?

Mevcut PCR testleri virüsü saptamada o kadar iyiler ki hasta iyileştikten sonra bile pozitif sonuçlar çıkabiliyor. Ancak hızlı uygulanan testler ve yanal akış testlerinde, bu sorun tam tersi yöndedir. Testin pozitif sonuç verebilmesi için yüksek derecede virüs bulunması gerekmektedir.

Başbakanın da aralarında bulunduğu bir grup insan, bunun “bulaşıcı” insanlara odaklanmanıza izin verdiğini savunuyor.

Prof. Jon Deeks, virüs seviyesinin düşük olduğu bulaşın ilk aşamasında, hızlı testlerin bulaşıcılığı kesin olarak tespit edemediği durumlarda, salgını yayma riski yüksek olan insanların gözden kaçırılabileceğini öne sürmektedir. BBC’ye verdiği bir söyleşide, “Elimizde henüz yeterli veri olmadan aceleci davrandığımız ortada ve bu tür testlerin semptom sahibi olmayan insanlarda ne kadar işe yaradığı henüz belli değil” dedi. Bu, insanların erken teşhis için her iki günde bir test yaptırması anlamına gelebilir ancak ne kadar çok test o kadar çok yanlış pozitif demektir.

Peki bu testler pratikte kullanışlı olacak mı?

John Bell, eğer virüs insanlığın sadece yarısını etkiliyor bile olsa bulunan aşının yararlı olacağını düşünmektedir.

Bir insanın virüse yakalanmasını önlemek için:

     – Semptom sahibi 1000 kişi bir günlüğüne karantinaya alınmalı, “Yeterli fayda sağladığını düşünmedikleri için insanlar bunu hoş karşılamıyor.”

     – Uygulamadan gelecek bildirimlere göre 70 kişi bir gün boyunca izole edilmeli

     – PCR testi pozitif çıkmış semptom sahibi 5 kişi bir günlüğüne karantinaya alınmalı

     – Yanal akış testinden sonra pozitif çıkan 2 ila 3 kişi bir gün boyunca izole edilmeli ifadelerini kullandı.

Veriler, Oxford Üniversitesi Profesörü Tim Peto tarafından yakında yayınlanacak bir analizden geliyor.

Toplu testin dezavantajları

Her türlü testin verdiği zarar ve yarar dengeli olmalıdır. Hatta bazı doktorlar, meme kanseri tedavisinde kullanılan tarama programlarının faydadan çok zarar verdiği görüşündedir.

Prof. Deeks, bütün testlerin bazı açılardan eksiklikleri olabileceğini ve taramalar sonucunda çok fazla hata ile karşılaşabileceğimiz görüşündedir. Ayrıca, virüse yakalanmamış olan kişilere virüse yakalandığını söylemenin onları gereksiz izoleye zorlamak olduğunu da belirtmektedir. Ek olarak da testleri negatif çıkan insanlara “yanlış güvence” sağlandığından, bu kişilerin çok daha tehlikeli davranışlar sergileyebileceklerini vurgulamaktadır.

İnsanlar test yaptırmayabilirler

Bir tür testlerin, tek başına pandemiyi sonlandıracağını düşünmek büyük bir hata olur.

Hükümetin acil durumlar için oluşturduğu bilimsel danışma grubu (Sage), toplu test uygulamalarının başarılı olmasındaki en önemli noktanın test olmayı kabul etmiş ve pozitif çıkınca izole olmuş insan sayısı olduğu konusunda uyarılarda bulunuyor.  Sage, insanların %30’undan azının test olmak için geldiğini veya mevcut test ve takip sistemi içerisinde izolasyon kurallarına uyduğunu belirtmektedir.

Reading Üniversitesi’nden Dr. Alexander Edwards’a göre, “İnsanlar maddi yetersizlik veya iş kaybetme korkusu gibi nedenlerden dolayı evlerinde kalamıyorlar. Eğer insanları evde kalma konusunda desteklemezsek, onlar hayatlarını olduğu gibi sürdürecek ve bilmeden virüsü yaymaya devam edeceklerdir.”

Öyleyse hızlı testler karantinalara son verebilir mi?

John Bell BBC’ye şu şekilde cevap verdi: “Evet diyecek kadar cesur olmayı çok isterdim ancak aşıdan başka seçeneğimiz olmadığına göre, denemeye değer.

“Bizi bu durumdan kurtarma ihtimali var ancak kesin konuşmak için şu an çok erken.”

Prof. Deeks ise, “Bir noktada bize yardımcı olacaklarına şüphem yok ancak temkinli davranmakta yarar var.” dedi.

Yazar: James Gallagher

Kaynak: BBC News

Çeviren: Nur Seda Mece

Düzenleyen: Emel Nurşah Gedik