Alexi Duggins, Netflix’in yeni belgesel dramasının Silikon Vadisi muhbirlerini sadece Facebook ve Twitter beğenilerini oluşturmaktan neden pişman olduklarını açıklamaları için işe almakla kalmadığını, aynı zamanda onların neden farkında olmadan toplumun yıkımına başlamış olabileceklerini ve bunu nasıl önleyebileceklerini de açıklamalarını sağlıyor.

Yakın zamanda sosyal medyaya giriş yaptıysanız, dünyada her şeyin yolunda olmadığına dair tuhaf ipucunu da fark etmiş olabilirsiniz. 5G direkleriyle yumruk atmak için aranan enayi korona meraklıları. Seçmen çatışmasını körükleyerek yöneten hükümetlerin palyaçoları. Sürekli, bir nefret kazanında diri diri kaynatıldığına dair duygu. Aşırılık. Sahte haberler. Ruh sağlığı krizleri. Ve elbette asıl sorun: ilk etapta sosyal medyaya giriş yapmış olmanız.

Bunlar, Netflix’in doksan dakikalık muhteşem belgesel draması Sosyal İkilem’in konularıdır ve son yılların en önemli seyri olabilir. Ocak ayında Sundance Film Festivali’nde gösterime giren film- özellikle de Netflix’in The Great Hack’i ile hemen hemen aynı olduğundan, yaratıcılığıyla dünyayı aydınlatması pek olası olmayan bir önermeye dayanıyor, yani Facebook, Twitter, İnstagram ve diğerleri tam olarak bir ütopya yaratmıyor.

Görkeminin yattığı yer, çok çeşitli karmaşık sorunları zorlayıcı bir netlikle ortaya çıkarmaktır. Ustalığı ise, bu platformları inşa eden Silikon Vadisi’ndeki çalışanları, geç fark ettikleri korkunç tuzaklarını açıklamaları için işe almaktır. Sosyal medyanın tehlikelerine ilişkin eski bir Facebook yöneticisinin şu iddiasından daha net bir açıklama alamazsınız: “En kısa zaman ufkunda en çok iç savaştan endişeleniyorum.”

Sosyal medya şirketlerinin kullanıcıların verilerini sattığına dair yaygın inanış hızla bir kenara atılıyor; veriler aslında sizin çok yönlü psikolojik profilinizi oluşturmak için kullanılır. Sattıkları şey, sizi manipüle etme yetenekleridir veya röportaj veren bir kişinin dediği gibi: “Bu, kendi davranışınızda ve algınızda kademeli, hafif, fark edilmez değişikliktir. Onlara göre para kazanabilecekleri tek şey bu: ne yaptığınızı, nasıl düşündüğünüzü, kim olduğunuzu değiştirmek.”

Sosyal medyanın etkilerini görmezden gelebileceğimiz ya da etkisinden kaçabileceğimiz düşüncesi artık reddediliyor. Psikoloji profesörlerinin, teknolojinin, bağımlılık sonuçlanana kadar beyninizin çalışma şeklini yeniden programlamak için kullanılabileceği yolları öğreten Stanford Üniversitesi’nde derslere giriyoruz.

Bunun gençler için daha da kötü olduğunu duyduk, Jamie’nin Okul Yemekleri’nin (Jamie’s School Dinners) ebeveynlerin, çocuklarının hindi twizzler’ları yemesini durdurması gerektiğine işaret ettiği dijital eşdeğeri gibi hissettiren, mutlaka izlenmesi gereken bir bölümün kıvılcımlandığını duyuyoruz.

Etkileyici dramatik sekanslardan biri olarak eski Google çalışanı Tristan Harris, bir çizgi film karakteri gibi görünene kadar özelliklerini bozan filtrelerle kaplanmış öz çekimler için somurtkan bir ergenlik-öncesi pozu gördüğünü, “Sosyal medya beyin sapını daha derine inmeye ve çocukların özsaygı ve kimlik duygularını devralmaya başlıyor” diyerek açıklıyor. Gençlerin intihar oranlarını gösteren sarmal grafikler, Facebook’un eski “Büyüme Birimi Başkan Yardımcısı’nın” göz yaşartan konuşmasının yanında yer alıyor ve öğrencileri, yarattığı beğeniler için sürekli arzunun “sizi daha işsiz ve boş bıraktığı” konusunda uyarıyor.

Yapay zeka ve sosyal medyanın arkasındaki algoritmalar, sosyal uyumun dehşet verici bir potansiyel yok edicisi olarak işaretleniyor. Onların öngörülemezliği, Facebook’un eski bir operasyon müdürünün “bizi bizim onları kontrol ettiğimizden daha fazla kontrol ettiklerini”, yani sosyal medya şirketlerinin sahte haberleri yaymalarını durdurmanın ve dolayısıyla hakikat kavramını aşındırmanın çok zor olduğu konusunda yakınıyor.

Düz Dünya hareketinin yükselişi? Hepsi, komplo videolarını izleyicilere yüz milyonlarca kez öneren bir Youtube algoritması sayesinde. Pizzagate? Facebook’un algoritması, gruplarını komplo teorilerine duyarlı olarak tanımladığı kullanıcılara tanıttığında yer altına indi- bu da bir adamın var olmayan çocuk rehineleri kurgusal bir bodrumdan kurtarmak için makineli tüfekle bir restoranda ortaya çıkmasına neden oldu. Hileli Youtube algoritmasını oluşturan mühendis, “İkna olanların sadece birkaç aptal insan olduğunu düşünmek kolay, ancak algoritma her geçen gün daha da akıllı hale geliyor. Bugün insanları Dünya’nın düz olduğuna ikna ediyorlar, ancak yarın sizi bir şeye ikna edecekler.” Şeklinde uyarıyor.

Cambridge Analytica sonrası bir dünyada yaşayabiliriz. Ancak, Vote Leave ve Trump’ın 2016 seçim kampanyasının seçmenlerin Facebook verilerini devasa bir ölçekte topladığına dair bir kamuoyu bilgisi olmasına rağmen, Sosyal İkilem, bu platformların modern siyaseti nasıl istikrarsızlaştırdığına dair yeni ve can alıcı hikayeler bulmayı hala başarıyor. Bir Harvard Business School profesörü, Facebook’un kullanıcıların ABD ara seçimlerinde oy kullanmasına neden olan “büyük ölçekli bulaşma deneylerini” ortaya çıkararak onlar bunu yapmak için motive edildiklerinin farkına bile varmadan, onların siyasi etkilerinden kaçınabileceğimiz fikrini reddediyor. Rusya’nın Facebook saldırısı 2016 ABD seçimini etkileyecek mi? Şirketin eski yatırımcılarından biri, “Rusya Facebook’u hacklemedi. Facebook’un yasal reklam verenler için yaptığı araçları kullandılar,” dedi. Harris, artık “devlet aktörlerinin” dünyadaki demokrasileri istikrarsızlaştırmak için para ödediği bir pazar olduğunu açıklıyor. Bu belgesele göre, sosyal medya artık ulusların hayatta kalmasına yönelik varoluşsal bir tehdidi temsil ediyor.

Ancak bu belgeseli bu kadar önemli kılan şey, günümüzün en nadide maddesini sunması: umut. Düzenlemenin bir zorunluluk olduğunu savunan web sitesi thesocialdilemma.com, ebeveynler için kaynaklar, dezenformasyonla mücadeleye yardımcı olacak eylemler ve politikacıları yasama yapmaya teşvik etmek kadar teknoloji endüstrisindeki kültürü değiştirmeyi de amaçlayan Harris’in İnsani Teknoloji Merkezi’ne kaydolmanın yollarını sunuyor. “Bu ürünlerin insanca tasarlanmasını talep edebiliriz,” diyor Harris. “Biz bunları inşa ettik ve onları değiştirme sorumluluğumuz var.” Kesinlikle. İlk adım ise bu olağanüstü belgeseli izlemek ve başkalarını da izlemeye teşvik etmek.

Kaynak: Independent UK

Yazar: Alexi Duggins

Çeviren: Meryem Senanur Çomak

Düzenleyen: Serap Demirtaş