1954’te Portland, Oregon’da doğan Simpsons’ın yaratıcısı Matt Groening, birçok yönden pastoral bir çocukluk geçirdi. Simpsonlar: Sansürlenmemiş, Yetkisiz Bir Tarih kitabında bahsedildiği gibi, 1959`da yeni yerlerinde tekrardan açıldıktan sonra terk edilen hayvan barınaklarıyla Groening ve arkadaşları için harikalar diyarına dönen eski Portland Hayvanat Bahçesi’nin yanında büyüdü.

Ayrıca babası Homer, annesi Margaret ve iki küçük kardeşi Lissa ve Maggie dahil olmak üzere dört kardeşiyle mutlu ev hayatının tadını doyasıya çıkardı. Yaratıcı başarı kariyerinin mümkün olduğunu Groening’e öğreten kişi ise film yapımcısı ve karikatürist olan babasıydı.

Banliyo yaşamı, kısa süre sonra genç Groening için sıkıcı hale geldi ve hareketli bir öğrenci olan Groening, bu yüzden 500 kez “Sessiz olmalıyım” yazmak zorunda kaldığı ve yaptığı çizimlerin öğretmenleri tarafından parçalandığı zamanları hatırladı.

Üçüncü sınıf öğrencisiyken bir çocuğun tavan arasına girip başını çarptıktan sonra büyüdüğünde ne olmak istediğini anlamasının üzerine kurulan bir kısa öykü yarışmasına katıldı. Groening, bu kısa öyküyü çocuğun kafa travmasından ölmesi ve daha sonra her Cadılar Bayramı’nda hayalet olarak geri dönmesi şeklinde devam ettirdi ve bu marazi* öykü şaşırtıcı bir şekilde kazanan oldu.

Groening okul gazetesi editörü olarak sert yorumlar yaptı

Groening liseye geldiğinde dışardan huzur bozucu görünen yönlerini sınıf arkadaşlarının ilgisini çekecek şekilde kullanmayı öğrendi. Öğrenci kurul başkanlığına Teen for Decency partisiyle (adını müzik grubundan almaktadır), alaycı bir slogan olan ‘If you’re against the decency, then what are you for?’ (Eğer terbiyeye karşıysan, o zaman ne yapacaksın?) ile adaylığını koydu ve şaşırtıcı bir şekilde kazandı.

Groening Washington, Olympia’daki liberal Evergreen Eyalet Koleji’ne gitmişti ve burada kampüsü dolduran karşı kültür türlerine kafa tuttu. Okul gazetesinin editörü olduktan sonra duyarlılıklarını bir dilekçe ile dile getirdi, bir yandan komünal yaşamın hicvini kınayan bir dilekçe verirken diğer yandan da bütün öfkesini Washington eyaleti yasama organı gibi ana akım hedefler üzerine çevirdi.

Ayrıca, üniversite öğrencisi olan Lynda Barry’nin orijinal eserlerinden esinlenerek karikatürlerle sunum yaptı.

‘Life In Hell’ (Cehennemde Yaşam) karikatür serisine Los Angeles’ta geçirdiği zor zamanlardan esinlendi

Groening, yazarlık kariyeri peşinde koşma fikri ile Los Angeles’a gitmeyi planlıyordu ve oraya gittiğinde isteği doğrultusunda bazı işler buldu ama aynı zamanda geçimini sağlamak için şoför, bulaşıkçı ve bazı plak dükkanlarında eleman olarak çalıştı.

Groening bu süre içerisinde Tinseltown’da zorlu zamanlar geçirdi ve bu geçirdiği zorlu zamanlar Life In Hell serisinin içeriğini çokça besledi. Aynı zamanda, yazdığı çizgi romanları arkadaşları ve ailesine göndermesinin yanı sıra plak dükkanında da satmaya başladı.

Sanatçı 1978 yılında Wet Dergisinde şaşırtıcı bir şekilde kendi yayımlamadığı bir karikatürünü gördü. Aynı yıl muhabirlik, dağıtım müdürlüğü, punk rock eleştirmenliği, editör yardımcılığı gibi sürekli değişiklik gösteren bir dizi sorumlulukla birlikte haftalık gazete olan L.A Readers için çalışmaya başladı. Sonunda, Life in Hell ilk olarak 1980 baharında gazetede yayımlandıktan sonra özgeçmişine tam zamanlı bir karikatürist olduğunu ekledi.

Zaman geçtikçe Life In Hell hikayesi bazı renk değişikliğine uğradı ve hikâye başka yöne doğru çekim kazandı. Hikâyede bulunan karakter kadrosu gittikçe gelişti ve titizlikle yazılmış Life In Hell yerini kolayca buldu.

Kız arkadaşı onun sanat eserlerine odaklı bir iş kurdu

Groening’in kariyeri, 1980’lerin başında, Los Angeles Reader’ın ‘Life in Hell’ karikatürlerinin gazetenin önemli bir satış noktası olduğunu anlayan satış temsilcisi Deborah Caplan’ın onu işe almasıyla hız kazandı.

Groening’in işe alınmasından sonra Deborah ve Groening romantik bir ilişki yaşamaya başladı. Deborah, gelecekteki kocasının işini büyütmek için bir iş kurdu ve diğer yayınlarla müzakereler etti, aynı zamanda da Pantheon Yayınevi ile bir kitap anlaşması yaptı.

Dahası, uzun zamandır mücadele eden bu sanatçıya hayatını sonsuza dek değiştirecek o iş teklifi sunulmak üzereydi.

Groening, “The Tracey Ullman Show” için “The Simpsons’ı” yarattı

1987 yılında, efsanevi Oscar ödüllü senarist ve yapımcı James L. Brooks liderliğindeki ekibin yakında piyasaya sürülecek olan skeç komedi programı The Tracey Ullman Show’un, skeçler arasında yayınlanmak için kısa animasyon çizgi filmler yapması niyetiyle Groening ile iletişime geçildi.

Anlaşma ile ”Life in Hell” karakterlerinin haklarını kaybedeceğini anlayan Groening, kendini de ‘Bart’ isimli karakterle gösterdiği ve ailesinin adlarını da karakterlere verdiği bir çizgi film ailesi olan The Simpsons’ları yarattı.

Simpsonlar’ın ilk yinelemesi, pop kültüründe her yerde bulunabilecek olan ailenin kaba, Neandertal versiyonuydu. Hem Bart hem de Lisa tam bir baş belasıydı ve Homer zorlukla kontrol edilen bir öfke kazanıydı.  Ancak kısa kesitler izleyiciler tarafından çok beğenildi ve yapımcılar Tracey Ullman’ın reytinglerinde düşüş olunca The Simpsons’ı bağımsız bir dizi olma yolunda ilerletti.

Ekibin lideri James L. Brooks, Groening’in animasyon serisini geliştirmesine yardımcı olması için uzun süredir meslektaşı olduğu Sam Simon’u seçti ve Simpsonlar’ın devri 17 Aralık 1989’da ilk bölüm yayınlandığında başladı. Bununla birlikte, dizinin akılda kalan unutulmaz yardımcı karakterlerine göz kırpan ve popüler kültüre selam veren içerikleri, tartışmalı bir şekilde de olsa, Simon’a ve orijinal yazarlara Groening’e olduğundan çok daha fazlasını borçludur.

Yine de Groening’in DNA’sı, şovun her yerinde görülebilir. Adlarını doğduğu yerin sokaklarından (Flanders, Lovejoy, vb.) alan karakterlerinden tutun, ikonik tema şarkısını bestelemesi için Danny Elfman’ı seçmesine kadar yansımış gibi görünüyor.

En önemlisi, Simpsons, sıkılmış bir ilkokul öğrencisi olduğundan beri yaratıcısını yönlendiren yıkıcı alt akıntıyı korudu. Groening, 2001’de The New York Times’a ‘Eğer şovun içinde geçen bir mesaj varsa’ dedi ve devamını getirmedi fakat hayallerin ötesinde zengin ve etkili olduktan çok sonra, ‘bu belki yetkililerin sizin çıkarlarınıza en iyi şekilde sahip olmadığıdır’ şeklinde devam ettirdi.

Çevirmenin notu

*Marazi: Hastalık derecesinde olan.

Yazar: Tim Ott

Kaynak: Biography

Çeviren: Hazal Göktaşlı

Düzenleyen: Ceren Bilgiç