T hücreleri: Omicron ile mücadelede süper kahramanlar

T hücreleri: Omicron ile mücadelede süper kahramanlar

Omicron tüm dünyada hızla yayılıyor. Uzmanlar, önümüzdeki iki ay içerisinde dünya nüfusunun %40’ının enfekte olacağını iddia ediyor. Bu tablo çok korkutucu görünse de Omicron’un diğer varyantlardan daha ciddi hastalıklara yol açıp açmadığını hâlâ bilmiyoruz. Ancak şimdiye kadar karşımıza çıkan işaretler iyi.

Önceki yaygın varyant olan delta varyantında; enfeksiyon, hastaneye yatış ve ardından bazı hastalarda yoğun bakım ünitesinde tedavi (YBÜ) ve tedavinin ölümle sonuçlanması arasında net bir ilişki söz konusuydu. Aynı durum, Omicron’da bu kadar belirgin görünmüyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü genel müdürü Tedros Ghebreyesus 6 Ocak’ta şunları dile getirdi: ”Omicron, özellikle aşılı bireylerde delta ile karşılaştırıldığında daha az şiddetli görünse de bu, Omicron varyantının hafif olarak kategorize edilmesi gerektiği anlamına gelmez.”

Peki, bu yeni varyant Delta’ya kıyasla neden daha az şiddetli? Omicron’u daha az tehlikeli yapan değişiklikler mi mevcut? Bunun iki boyutu var. İlk olarak, Omicron’un akciğerleri enfekte etme olasılığı daha az gibi görünüyor. Omicron, tıpkı diğer koronavirüs türlerinde görülen soğuk algınlığına yol açan koronavirüslerden biri olan OC43 gibi burun ve boğaz bölgelerini etkileyen üst solunum yollarını tercih eder.

Bu, Omicron’un başlıca burun ve boğazda kendini gösteren nezle ve kuru öksürük gibi görece hafif belirtileriyle uygunluk gösterir. SARS-CoV-2, akciğerleri enfekte ettiğinde nefes darlığı gibi belirtileri içeren ciddi hastalıkların meydana gelmesine neden olur. Omicron’da ise durum tam olarak böyle değil.

Woman coughing into her elbow.Omicron’un belirtileri başlıca burun akıntısı ve kuru öksürüktür. Drazen Zigic/Shutterstock

Bununla beraber Omicron’un neden ciddi hastalıklara yol açmadığı hakkında ikinci bir boyut daha var. Bunun nedeni, Omicron ile başa çıkabilen bağışıklık sisteminin kilit noktası olan T hücreleridir.

Omicron’un bir şekilde bağışıklık sisteminden kaçabileceğine dair endişeler oluşmuştu ve söz konusu antikorlar olduğunda bu durum gerçekten de böyleydi. SARS-CoV-2 virüsünün yüzeyindeki diken proteini, antikorların ana hedefidir. Antikorlar diken proteinine tutunur ve virüsün bulaştırmaya çalıştığı hücrelerle etkileşime girmesini durdurarak koruma sağlarlar. Ancak Omicron varyantıyla beraber antikorların tanıdığı diken proteininin bazı kısımları değişti, bu nedenle antikorlar virüsü etkisiz hale getirmede yetersiz kalıyor.

Yine de antikorlar ile birlikte nicelik, niteliğe galip geliyor. Omicron’a önceki varyantlar kadar etkili bir şekilde bağlanamasalar da özellikle güçlü bir bağışıklık sistemi, diken proteinine tutunacak yeterli sayıda antikor üretebilir. Hatırlatma dozlarının bu kadar önemli olmasının bir nedeni de budur.

Ama asıl iyi haber, T hücrelerimiz yine de Omicron’u tanıyabilir ve saf dışı bırakabilir.

”T” harfi, hücrelerin göğüs bölgesinde gelişimlerini tamamladıkları bir organ olan timustan gelir. Antikorlara karşı farklı bir şekilde çalışırlar. Bir hücreye virüs bulaştığında bu hücre virüsten diken proteininin bir kısmını alır ve virüs yüzeyinde gösterir. Bu, bir nevi virüs bulaşmış hücrenin enfekte olduğunu göstermek amacıyla elinde kırmızı bir bayrak sallaması gibidir. T hücreleri, yüzeylerinde bu bayrak için sensörler bulundurur. Enfekte olmuş hücreye tutunup onu öldürürler.

Kontrollü bir patlama gibi

Bu, kulağa çarpıcı gelebilir ancak çok etkilidir. Hücreyi öldürmek virüsü saf dışı bırakmak anlamına da gelir. Tıpkı kontrollü bir patlama gibi. Bundan dolayı bu süreç virüsü kontrol edebilir ve ciddi hastalıkları önleyebilir.

Antikorlar A planıdır: Virüsün hücrelere ulaşmasını durdururlar. T hücreleri B planıdır: Virüs bir hücreye bulaşırsa gelip o hücreyi öldürürler. Enfekte olmuş hücrenin yüzeyinde bulunan diken proteininin belirli kısımları (kırmızı bayrak) Omicron’da çok büyük bir değişikliğe uğramadığından T hücreleri virüse karşı savaşır.

Diken proteinin önceki versiyonuna (aşılarda bulunan) karşı savaşan vücudunuzdaki T hücreleri görevlerini layıkıyla yerine getirirler. Birkaç çalışma, aşılar tarafından üretilen T hücrelerinin bu şekilde Omicron ile savaşabildiklerini göstermiştir.

Milyonlarca yıl süren evrimin sonucu olarak değişen bağışıklık sisteminizin deyim yerindeyse gerekirse her zaman devreye sokabileceği bir planı vardır. Bu planlardan biri olan T hücreleri de en azından şimdiye kadar Omicron’a karşı koymayı sürdürüyor. Bağışıklık sisteminin diğer kısımlarında olduğu gibi T hücreleri bu mücadeleyi tekrar hatırlayabilir hatta bir sonraki hastalığınızda virüse daha güçlü bir şekilde karşı koyar. İleride ortaya çıkabilecek varyantlara karşı direnç göstermede de başarılı olabilirler. T hücreleri, pandemiyi yakın zamanda geride bırakabileceğimize dair umut verici nedenlerin başında gelir.

Yazar: Luke O’Neill

Çeviren: Zeynep Özçelik

Düzenleyen: Mustafa Erkaya

Kaynak: The Conversation

Leave a comment