Kalıplaşmış olan aşağılanma yargısının hatırlatılması test sonuçlarını etkiliyor.

Araştırma ne gösteriyor

Giderek artan çalışmalar, genetik veya kültürel farklılıklar sebebiyle bazı öğrencilerin -Afro-Amerikalılar veya kadınlar gibi- standart akademik testlerde ve diğer akademik çalışmalarda kötü performans gösterdiğine dair basmakalıplar, varsayımları zayıflatmaktadır. Bunun yerine olumsuz stereotiplerin, teste tabi tutulan kişinin zihninde bastırdığı şüphelerini ve güçlü endişelerini açığa çıkardığı ve “stereotip tehdidi” fenomenine yol açtığı ortaya çıktı. Psikolog Dr. Claude Steele, Psikolog Dr. Joshua Aronson ve Psikolog Dr. Steven, birinin herhangi bir gruba ait olduğunun -akademik açıdan alt seviyede olduğu stereotipleşmiş bir grup gibi- tesadüfen hatırlatılmasının bile test performansını düşürebileceğini keşfetmişlerdir.

Steele, Aronson ve Spencer, grup stereotiplerinin öğrencilerin kendilerine değer biçme tarzını nasıl olumsuz etkileyebileceğini inceledi. Bu olumsuz etki daha sonrasında akademik kimliği ve entelektüel performansı etkileyebilmektedir. Araştırmacılara göre, bu sosyo-psikolojik çıkmaz, olumsuz stereotiplerin var olduğu herhangi bir grubun üyelerini zor durumda bırakabilmektedir.

Steele ve Aronson, siyahi ve beyaz üniversite öğrencilerini Graduate Record Exam (GRE) sınavının zor bir sözlü bölümünden yararlanarak yarım saatlik bir teste tabi tuttular. Stereotip tehdidi durumunda, öğrencilere testin entelektüel yeteneği gösterdiğini söylediler ve böylelikle, potansiyel olarak siyahilerin beyazlardan daha az zeki olduğu stereotipini tetiklediler. Stereotip tehdidi olmayan durumda, araştırmacılar öğrencilere testin yeteneği göstermeyen; problem çözmeye dayalı bir laboratuvar görevi olduğunu söylediler ve büyük olasılıkla stereotipleri saf dışı bıraktılar. Stereotip tehdidi durumunda, SAT (Eğitim Yetenek Testi) puanları onlarla aynı grupta olan beyazlarla yarıştırılan siyahiler, beyazlardan daha düşük bir performans gösterdi. Aynı testin yeteneği göstermeyen bir laboratuvar görevi olarak tanımlandığı stereotip tehdidi olmayan durumda, siyahilerin performansı beyazların performansıyla eşitlenecek oranda yükseldi.  Yaygın görülen stereotip tehdidini standart testlere indirgeyen başka deneyler de eşit performansla sonuçlandı. Bu çalışma, öğrenciler sadece ırklarını belirttiklerinde (muhtemel stereotipi açığa çıkardıklarında) ve testin yetenek tanısı koyduğu söylenilmediğinde, siyahilerin hâlâ beyazlardan daha kötü bir performans gösterdiğini ortaya çıkardı.

Spencer, Steele ve Dr. Diane Quinn, kadınlara matematik testinin cinsiyet farklılıklarını göstermediğini söylemenin test sonuçlarını iyileştirdiğini de keşfettiler. Araştırmacılar, kadınların yarısına testin cinsiyet farklılıklarını gösterdiğini ve diğer yarısına ise hiçbir şeye dayanmadığını söyledikten sonra erkeklere ve kadınlara bir matematik testi yaptılar. Test yöneticileri kadınlara bu testlerin cinsiyet farklılıklarını göstermediğini söylediğinde, kadınlar erkeklerle eşit performans gösterdi. Testin cinsiyet farklılıklarını gösterdiği söylenen kadınlar, tıpkı teste dair hiçbir şey söylenmeyenler gibi, erkeklere kıyasla oldukça kötü bir performans sergilediler. Irk deneyleri azimli ve motive öğrencilerle yapıldığı gibi, bu deney de matematikte en başarılı olan kadınlarla yapıldı.

Araştırma ne anlama geliyor

Psikologlar ve eğitimciler, bu yenilikçi araştırma sayesinde, eşit eğitim başarısının önündeki engellerden birinin mahiyet olduğunu anlamaya başlıyorlar. Steele, Aronson ve Spencer gibi psikologlar, test puanlarındaki farkların stereotip tehdidine tamamen atfedilemeyeceğini kabul edebilse de bu tehdit öğretmenler, öğrenciler, araştırmacılar, politikacılar ve ebeveynler tarafından dikkate alınacak kadar etkili görünmektedir. En azından bulgular, Afro-Amerikalıların eğitimi ”hak ettiği” veya kızların matematik yapamayacağı gibi, suçu desteklenmeyen genetik ve kültürel faktörlere atma eğilimini azaltmaktadır.

Dikkatli ölçülendirmeler sayesinde, çalışmalar stereotip tehdidinin zor ve sinsi doğasını da göstermiştir. Örneğin stereotip tehdidi, araştırmacılar testin cinsiyet farklılıklarını göstermediğini söylediğinde bile kadınları etkilemiştir -bu nedenle hâlâ olasılığı zayıflatmaktadır-. Bu sebeple sosyal psikologlar, bir stereotipten olumlu anlamda bahsetmenin bile insanları hassaslaştırabileceğine inanıyorlar.

Araştırmayı nasıl kullanıyoruz

Aronson, stereotip tehdidi çalışmalarının, bu eski sorulara (başarı farklarıyla ilgili) heyecan verici ve teşvik edici cevaplar verdiğine; bunu ise insanların ırk ve cinsiyet gruplarıyla ilgili olumsuz stereotiplere tepki gösterme şekli olan stigma (damgalanma) psikolojisini inceleyerek yaptığına inanıyor. Aronson ve meslektaşları, stereotip tehdidini ortadan kaldırmak için test durumunu belli etmeden değiştirerek, negatif stereotipli grup üyelerinin standart test puanlarında önemli ölçüde bir iyileşme olduğunu göstermiştir.

Aronson şöyle diyor: “Bu psikolojik süreçlere katılarak ve süreçleri anlayarak; sırf doğuştan siyahi, kahverengi ya da kadın olduğu için aşağı görülme endişesine maruz kalan genç insanların akademik amaçlarına engel olan ön yargı ve stereotiplerin gücünü yerle bir ederek; okul başarısını ve okuldan yararlanma hakkını arttırabilmek adına çok şey yapabileceğimizi gördük.”

Aronson, şu anda okullarda araştırma yapıyor; başarı farkını azaltmak için pratik yöntemler geliştiriyor ve eğitimciler için bir rehber kitap yazıyor. Sonuç olarak, Aronson, başarı farkını kapatmaya yardımcı olmak için stereotip tehdidini azaltmaya odaklanmak amacıyla ülke çapında bir uzman paneli oluşturmayı umuyor. Stereotip tehdidi üzerine yapılan araştırmalar, son iki Yüksek Mahkeme davasında da detaylı bir şekilde bahsedilmekle beraber; söz konusu araştırmalardan psikologlar, eğitimciler ve sosyal bilimciler tarafından eğitim eşitliği ile ilişkilendirilerek sıklıkla bahsedilmektedir.

Kaynak: American Psychological Association (APA)

Çeviren: Asya Selimoğlu

Düzenleyen: Azize Kızılaslan