Teoride her yıl 8 Mart’ta kutlanan Dünya Kadınlar Günü dünyanın dört bir yanındaki kadınların katkılarını anmak adına ve maaş farkı, ırksal ve cinsel istismar, işçi hakları gibi cinsiyet eşitsizliğiyle ilgili çeşitli konuları ele alan fikri geliştirmek için var olan bir gündür. Ancak gerçekte, markaların size ürün satmaya çalışmasının bir yolu hâline geldi.

Dünya Kadınlar Günü’nün bir pazarlama taktiği olarak bu kadar ilgi görmesi, temelde anti-kapitalist Amerika Birleşik Devletleri sosyalist hareketine dayanan bu günün kökenlerine ters düştüğü için ayrıca ironik bir durum.

Tarihçi Sharon Smith’e göre Dünya Kadınlar Günü, 1909’da “20,000 İsyanı” olarak bilinen ve 23 yaşındaki Clara Lemlich’in çağrısıyla neredeyse üç ay süren kadın hazır giyim işçileri grevinin başarısından esinlenmiştir. (Grev boyunca Clara dövülmüş, altı kaburgasını kırmış ve 17 kez tutuklanmıştır.) Smith, Teen Vogue’da “O zamanlar sendika resmi liderliği neredeyse tamamen erkeklerden oluşuyordu, ancak bu kadın işçiler kendi grevlerinin sorumluluğunu üstlendiler.” Neredeyse üç aylık protestoların ardından işçiler, haftada 52 saatlik çalışma ve sendikalaşma hakkı da dahil olmak üzere makul kazançlar elde ettiler. Bu çabanın başarısı özellikle kayda değerdi çünkü hareketin öncülüğünü çok az ekonomik sermayeye sahip olan ve göçmen karşıtı duyguların revaçta olduğu bir dönemde genç ve 20’li yaşlardaki Yahudi, göçmen bir grup kadın yapıyordu. Kadın hazır giyim işçilerinin sendikalarının tanınması yönündeki çabalarının zaferi, 1910 yılının mart ayında ülkedeki sosyalistlerin ertesi yıl ülkenin dört bir yanında “Kadınlar Günü” yürüyüşleri düzenlemelerine sebep oldu. Amerikalı kadınların zaferinden esinlenerek Marksist, feminist ve teorisyen olan Alman Clara Zetkin, aynı yıl Kopenhag’daki Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda “Dünya Kadınlar Günü” ismini önerdi. 8 Mart 1911’de yüz binlerce Avrupalı kadının işçi hakları ve oy kullanma hakkı için kampanya başlatılmasıyla bu gün ilk kez onurlandırıldı.

8 Mart 1917’de Rus kadınları, I. Dünya Savaşı’nda iki milyon Rus askerinin hayatını kaybetmesine karşılık, çarlığın sona ermesi ve ulusal gıda kıtlığına çözüm bulunması talebiyle “Ekmek ve Barış” grevi yaptı. Bu olay büyük ölçüde Çar II. Nicolas’ın tahttan çekilmesine ve Rus kadınlarına oy kullanma hakkı tanınmasına yol açması ile ilişkilendirildi. Sonraki yıllarda, Birleşmiş Milletler resmi olarak 1975’te Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamaya başlayana kadar, öncesinde komünist ve sosyalist ülkelerde kutlandı. Sosyalist geçmişi göz önüne alındığında, Amerika Birleşik Devletleri bundan uzak durdu. Ancak Women Have Better Sex Under Socialism kitabının yazarı Kristen R. Ghodsee’nin bugün The New York Times’da belirttiği gibi, 8 Mart gününün tarihte neredeyse “özel bir gün” olduğu kısa bir an vardı.

1994 yılında, aralarında Maxine Waters’ın da bulunduğu 80 ABD Senatörü, 8 Mart’ı resmi olarak tanımak için bir yasa tasarısı sundu. Tasarı asla komite dışına çıkmadı.

Yani, bir dahaki sefere multi-milyar dolarlık bir hazır giyim şirketinin sınırlı sayıda üretilen tişörtleri satmak için Dünya Kadınlar Günü’nü kullanmaya başladığını veya Twitter’da kadınları kafeinli içeceklerle karşılaştıran markaları gördüğünüzde, erkeklere gününü göstermek için ve hayatlarını riske atan işçi sınıfı yurttaşları uğruna sokaklara dökülen milyonlarca asi kadını düşünün.

Yazar: EJ Dickson

Kaynak: RollingStone

Çeviren: Yaren Kardelen Budun

Düzenleyen: Ceren Berk