Vadi girişimlerle dolu. Her an yenileri ortaya çıkıyor. Yeni, umutlu ve heyecanlı maceralar; müzik grubu kurmak gibi ama daha iyisi.

Büyümüş ve olgunlaşmış kurumlarda üretimdeki sosyal ilişkiler hiyerarşik tabakalar ve olmayan mülkiyetle örtülmüştür. Ama bir girişim firmasındaki güç ilişkileri doğrudan, görülür biçimdedir ve genelde sizinle bir ofisi paylaşırlar. Kapitalizmin üretimdeki temel birimini, yani kapitalist firmayı, sanki bir mikroskop altındaymışçasına gözlemleyebilirsiniz.

Basitleştirilmiş tipik bir girişimdeki mülk ilişkilerini masaya yatıralım.

Girişim firmasının ya doğrudan mevcut ya da dolaylı olarak risk sermayesi firması formunda bir sahibi veya sahipleri bulunur. Risk sermayesi yeni risk için gerekli sermayeyi sağlar. Gerçek kurucular, yani yetenekleri ve fikirleri olan ama paraları olmayanlar da şirkette paya sahiptir. Başlangıç hisselerinin kurucular ve yatırımcılar arasındaki paylaşımı sadece bir ayrıntı. Sermayelerini elde eden kurucular “vizyon”larıyla yeni çalışanları ikna ederler ve onları işe alırlar. Bunlar ilk elemanlar olurlar.

Girişimin sahipleri kontrolü tamamen ellerinde tutarlar ve kararları nihaidir. İstedikleri herhangi bir kişiyi istedikleri bir zamanda terfi veya tenzil ettirebilir, işe alabilir veya işten çıkarabilirler. Maaşları işyeri sahibi belirler ve bunlar gizli tutulur (tabii samimi ve disiplinli olan çalışanlar da bu konuyu aralarında konuşmaktan kaçınırlar-yoksa bir tabu kırılırdı). Girişimler kesinlikle demokratik olarak yönetilmezler: çalışanlar yöneticileri veya stratejileri seçmezler ve karı dağıtamazlar. Aksine, girişim firması küçük boyutlu bir diktatörlük olur: bol miktarda teknik tartışmalar, ileri-geriler ve kafa kaşıması olur ama sonuç olarak diktatörlük diktatörlüktür.

Şirket sahipleri bütün giderleri karşılar – ofis kirası, bilgisayarlar, elektrik ve ısıtma, işgücü vs. gibi. Aynı şekilde bütün gelir de onlarındır; örneğin yeni yazılım ve donanımlar veya yeni icatlar – ki bunlar Silikon Vadisi’nde saldırgan bir şekilde patentlenir. Şirketin kar/zarar durumuyla ilgili olarak şirket sahiplerine güvenilir ve girişim firmasının banka hesapları çalışanlardan gizli tutulur.

Gelirleri alan kapitalist şirket sahipleriyle maaş alan çalışanlar arasındaki bu temel sosyal ilişki kapitalimzin temelidir. Örneğin günümüzde Shropshire, İngiltere’ye gidip Sanayi Devrimi’nin başladığı yerlerden biri ve “1800lerin silikon vadisi” olan Ironbridge’i ziyaret edebilirsiniz. Eski bir demir ocağını gezebilir; fırınları, minik yönetim binasını ve yakınlarda, sermayedarın bölgeye bakan bir tepenin üstündeki büyük ve etkileyici malikanesini görebilirsiniz.

Form değişmiş olabilir ama içerik hala aynı. Bu anlamda Silikon Vadisi son derece muhafazakar. Dünyayı alt üst ettiğini ve yeni, parlak işler ortaya koyduğunu iddia ediyor – bu temel sosyal ilişki dışında.

Neredeyse tüm Silikon Vadisi çalışanları bu sosyal ilişkileri tamamen doğal ve kabul edilebilir,  büyük ölçüde ise adil ve insaflı buluyor. Şirket sahipleri şirkete fon sağlıyor. Bu yüzden şirketin “sahipleri”ler. Şirket sahipleri büyük miktarda sermaye riske ediyorlar; çalışanlar ise piyasadaki arz-talep dengesine bağlı olarak iyi bir maaş alıyorlar ve yeni şeyler deneyip icat etmek için zamanları oluyor. Beğenmeyecek ne var? Sorun var mı?

 

Yazar: Ian Wright

Çevirmen: Bengi Bayar

Kaynak: Notes From Below