(Sidney Paget tarafından resmedilen Sherlock Holmes, 1904)

 Sherlock Holmes, tüm zamanların en ünlü dedektifidir. Genç İskoç Doktor Arthur Conan Doyle tarafından 1892’de yaratılışı hayal edildiğinden beri, Sherlock Holmes hakkında bir piyes, televizyon dizisi, film veya kitabın yapılmadığı bir on yıl neredeyse olmamıştır. 2010 senesinde, Sherlock Holmes’un yeni bir yorumu İngiliz ekranlarına taşındı. Benedict Cumberbatch’in başrol olduğu bu modern Sherlock, yepyeni bir hayranlık düzeyi uyandırdı ve orijinal kitabın satışlarını %53 artırdı. İnsanlar özellikle Cumberbatch’in cilveli çekiciliğine kapıldılar. Bunun hemen ardından, 2012’de Amerikan versiyonu olan Elemantary geldi.

İki uyarlamada da Sherlock’un dehası ve çıkarım becerileri eşsizdi. Bu dizilerden gerçekten keyif alsam da Sherlock’un kabalığı, öfkesi, başkalarını hor görmesi, hükmetme arzusu ve gizli şiddeti karşısında şaşırdım ve Sherlock’u toksik bir adam olarak gördüm. Kitaplarını bilmediğimden, bunun nereden geldiğini merak ettim ve okumaya başladım.

Viktorya dönemi erkek gücü

İlk öykülerinden biri olan Bohemya’da Bir Skandal (A Scandal in Bohemia)’da Doyle, Holmes’un kadınlara bakışını şöyle anlatıyor:

“Tüm duygular […] onun soğuk, kesin ama takdire şayan olan dengeli zihnine iğrenç geliyordu. O, anladığım kadarıyla, dünyanın gördüğü en mükemmel muhakeme ve gözlem makinesiydi. […] Bir bakış ve alay dışında, daha az tutkulu olduğu şeylerden hiç bahsetmezdi.”

Bu, karakterin kişiliğinin erkek zekasının, tamamen duygusuz olmaya bağlı olduğunu öne süren birkaç tanımından biridir. Bu, Viktorya dönemi “Kas Hristiyanlığı” idealine; sağlıklı, kaslı, erkeksi bir bedenin sağlıklı bir zihne yol açacağı fikrine ve sosyal sınıf ve cinsiyet üzerinden uygulanan “erkekliğe” uymaktadır.

Toksik erkeklik kavramı kulağa çağdaş gelse de aslında geçmişinde çok sağlam köklere sahiptir. Erkeklik araştırmacıları toksik erkekliği, başkalarına hükmetme eğilimi, şiddete yatkınlık ve duygusal olarak soğuk ve mesafeli olma eğilimi tarafından sergilenen “geleneksel” erkek cinsiyet rollerinin bir performansı olarak tanımlarlar.  Aynı zamanda, her alanda her konuda haklı olduklarını düşünen biri için, oldukça rekabetçi davranış veya tek bilgi kaynağı olma arzusu olarak da ifade edilebilir. Örneğin; Donald Trump gibi erkekler.

Holmes tabii ki Trump ile karşılaştırılamaz. İlk olarak, Holmes bir dahi ve Trump’ın yaptığı kadar toksik davranışlar sergilemiyor. Ama burada şu unsurlar var: Bu özelliklerden bazılarının orijinal metinde görüldüğü göz önüne alındığında, Conan Doyle’un Sherlock Holmes’u geleneksel eril değerlerin açıkça saygı gördüğü bir zamanda yazması şaşırtıcı değil.

Yine de popüler kültürde toksik erkeklik üzerine bir kitap bölümü yazmam istendiğinde, hemen Sherlock ve Elementary’yi faydalı örnekler olarak düşündüm. Bunun akademik araştırmalarda henüz keşfedilmemiş bir alan olduğunu hissetmiş olsam da ekranda bunu aşikâr olarak hissettim.

Conan Doyle’un kendisi Holmes’tan bir makine olarak bahsederken bazı akademisyenler de duygu eksikliğinin hem dünya dışı hem de mekanik olduğunu öne sürüyorlar. Ancak son televizyon uyarlamaları Sherlock Holmes’un modern tasvirleridir, bu yüzden kitapların orijinal “mekanik” adamı ister istemez güncellenmiştir.

Tartışmaya açık bir şekilde, onun zayıf sosyal becerileri, alayları ve başkalarını küçümsemesi eğlence olsun diye oynanıyor: ne de olsa sempatik olması gerekiyor. BBC versiyonunda, kendisinden bir sosyopat olarak bahsediyor ve Watson onun “borderline Aspergers”ı (1) için özür diliyor. Bu, daha önce söylediğim gibi, onu daha da insan gibi gösteriyor.

Yine de bu tür yorumlar ve teşhisler çekişmelidir, çünkü gerçek sosyopatlar kendilerine asla bu şekilde hitap etmezler. Tüm bunlar, Sherlock’un algılama konusundaki dehasından koparıldığında nasıl bir adam olabileceğini düşünmeme sebep oldu. Bu yüzden Sherlock’un davranışının toksik olarak yorumlanabilecek unsurlarını analiz etmeye başladım: bilhassa soğukluk, duygusuzluk, insanları susturma, şakalar ve alaylar.

Toksik bir Sherlock?

Bunlar toksikliğin klasik belirtilerinden bazılarıdır ve Sherlock Holmes’un her iki modern televizyon uyarlaması da onlarla doludur. Bu belirtiler Sherlock’ta Elementary’den daha büyük oranlara sahiptir. Örneğin, BBC Sherlock’u sık sık etrafındaki insanlara konsantre olmasına izin vermeleri için ya da onları sinir bozucu bulduğu için “susmalarını” söyler.

Polislerle alay etmek için elindeki tüm imkanları kullanır ve çoğu zaman tek bilgi kaynağı olduğu konusunda ısrar eder. O her zaman diğer insanların zekâ eksikliğinden bıkmış durumdadır: “Tanrım, senin küçük beyninde nasıl bir şey var? Çok sıkıcı olmalı!” Zeki insanlarda üstünlük taslamak ortak bir özellik olsa da onu toksik kılan şey, Sherlock’un kendisini tamamen benzersiz, yaratıcı ve sorunların tek cevabı olarak yansıtırken diğer herkesiküçümsemesidir.

Elementary, daha az toksik olmasa da oldukça farklı bir Sherlock sunar. Burada, herkesin dilbilgisini düzelten, diğer dedektifleri geçersiz kılan, kadınları ve erkekleri aşağılayan, bilgiçlik taslayan bir İngiliz vardır. Bu Sherlock, Cumberbatch’inkinden daha bilinçlidir. Ancak otoriter ve kararlı olmaya devam eder: “Tanıştığım herkesten daha akıllıyım Watson, bunu söylemenin kötü olduğunu biliyorum, ama benim durumumda bu bir gerçek.”

Toksik erkeklik tartışmalı bir konudur ve bazıları bunun bazı erkeklerin egemenliğine ve dehasına katkıda bulunan özellikleri kapsadığını düşünür. Tartışmalı olarak, Sherlock Holmes, tüm zamanların en zeki dedektifi olarak kabul edilmektedir.

Bu bağlamda, Sherlock’un karakterinin toksik unsurlarının televizyon şovlarında daha fazla sorgulanmamış olmasından dolayı hayal kırıklığına uğradım. Pek çok toksik erkeğin aksine gerçekte şiddete eğilimli olmasa da ve etrafındaki karakterler, özellikle Watson, onun davranışlarını eleştirse de zekâsı hala toksik erkekliğiyle anlaşılıyor. Özellikle seksi olarak sunulan Sherlock’ta. Bilhassa iktidardaki erkeklerin gösterdiği toksikliği sıklıkla gördüğümüz modern toplum bağlamında ben bunu tartışmalı buluyorum.

Çevirmenin Notu

borderline Aspergers (1): Asperger sendromu ya da Asperger bozukluğu, sosyal etkileşimde zorluklar ve sınırlı, stereotipik ilgi ve etkinliklerle tanımlanan otistik spektrum bozukluklarından biridir. 

Yazar: Ashley Morgan

Kaynak: The Conversation

Çeviren: Ece Bölükbaş

Düzenleyen: Yaren Kardelen Budun