Edebiyatın en önemli yazarlarından William Shakespeare ve Miguel de Cervantes yazarlıkla ilişkili bir gizem halkası ile çevrilidir. Shakespeare gizeminin örneğinde, oyunlarının gerçek yazarının kendisi olup olmadığı sorusu bir süredir ortalıkta dolaşıyor. Cervantes hakkındaki gizem ise ilk modern roman örneklerinden biri olan Don Kişot’un ilk bölümünü, onun yazıp yazmadığı hakkında.

Cervantes Don Kişot’un ilk kısmını 1605 yılında yayınladı. Kitabın resmi olmayan devamı Alonso Fernández de Avellaneda takma adıyla 1614 yılında yayınlandı. Buna cevap olarak, bir yıl sonra Cervantes, önsözünde Avellaneda’nın versiyonunu kınayan Don Kişot’un devamını yayınladı. O zamandan beri, Avellaneda’nın kimliği İspanyol edebiyatının en muhteşem gizemi haline geldi.

Cervantes, Shakespeare ve eğitim

Hem Cervantes hem de Shakespeare aynı anda yaşadı ve öldü. Shakespeare zengin, kırsal bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi ve Cervantes’in kökenleri daha mütevazı olsa da ikisinin de tiyatroya tutkusu vardı ve oyunlar yazdılar.

Her iki durumda da çocuklukları ve eğitimleri hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz (sadece ikisinin de üniversiteye gitmediği biliniyor).

Büyük yazarlar ünlerini yaratılan abartı söylentilere borçludur. Sheakespeare’in eğitim eksikliği, kitaplarını onun yazamayacağına dair iddiaların ana dayanağıdır ve bu kitaplar seksen farklı yazara atfedilir. Cervantes hakkındaki söylentiler her ne kadar bu denli ayrıntılı araştırılmamış olsa da

Alonso Fernandez de Avellaneda’nın gerçekten kim olduğuna dair sorular hala akılları kurcalamaktadır.

Ancak Cervantes’in kendi eğitimsel arka planı, akademik eğitim almaksızın böyle yüksek standartlarda yazmanın mümkün olduğunu söylemektedir. Eğer bu durum İspanyol yazar için geçerliyse, neden Shakespeare için de olmasın?

Çok farklı sayıda yazarın Avellaneda takma adıyla yazılmış Don Kişot’un devamı niteliğindeki kitabın yazarı olduğu iddia ediliyor.

Sosyal ve kültürel önyargılar her iki durumda da büyük önem arz ediyor. Shakespeare’in eserleri en yüksek sosyal sınıflar hakkında ayrıntılı bir bilgi sergiliyor, bu nedenle bunların Sir Francis Bacon gibi zamanın ünlü kişisi tarafından yazılmış olması gerektiği düşünülüyor.

Ancak, Cervantes de üst sosyal sınıfların bilgilerine sahipti ama onlara ait değildi. Hatta bazı araştırmacılar, Cervantes’in sıradan bir yazardan ziyade büyük bir yazarla karşı karşıya olduğunu hayal etmek daha çekici geldiği için, Avellaneda’nın o dönemin en önde gelen İspanyol oyun yazarı Lope de Vega olabileceği fikrini ortaya attı.

Her iki durumda da hem Shakespeare hem de Cervantes’ten daha önce ölen kişiler yazar olarak ileri sürüldü: 17. Yüzyıl Oxford Kontu Edward de Vere, Shakespearen oyunlarının yazarı; İspanyol yazar Pedro Liñán de Riaza ise Avellaneda olarak önerildi. İnandırıcı olmayan bir argüman, çalışmalarının eksik bırakıldığı ve diğer yazarlar tarafından tamamlandığı şeklindeydi.

Bunları söylediğimize göre daha mantıklı iddialara bakabiliriz. Don Kişot’un ilk bölümünün yayınlandığı tarihte yazarları, eserlerin devamının getirilmesinden veya intihalden koruyan telif hakkı yoktu, bu da Avellaneda’nın uyarlamasının nasıl ortaya çıktığını açıklıyor.

Benzer karmaşıklık Shakespeare’in durumunda da meydana geldi. Shakespeare’nin Hırçın Kız oyununun daha önce yayınlanmış anonim bir versiyonu vardı, adı da Hırçın Bir Kız’dı. Görünüşe baktığımızda bu eser, Shakespeare versiyonunun başka yazarlarla ortaklaşa yazıldığı veya tamamen bir başkası tarafından yazıldığı görüşlerini destekliyor.

Ancak bugünlerde, Shakespeare üzerine çalışmalar yapan bilim adamı Peter Alexander tarafından 1926’da öne sürülen bir teoriyi takiben, Hırçın Kız oyununun aslında ezbere sahnelenen versiyonu kaydetme girişimi olduğu genel olarak kabul edilir.

Cervantes durumunda ise gizemi çözdüğümü düşünüyorum: Cervantes’in Avellaneda’nın kim olabileceğini düşündüğünü zaten biliyoruz ki bunun da absürt spekülasyonlara bir son vermesi gerekir.

Cervantes ve yazarlık sorunları

Popüler bir teoriye göre, Avellaneda takma adıyla yayınlanan Don Kişot’un devamı, Cervantes’in iki gerçek kişiden oluşan parodisine hırçın bir yanıt olarak ele alınmalıdır ve bu kişiler Lope de Vega ile Jerónimo de Pasamonte’dir. Pasamonte, Cervantes gibi Lepanto savaşında yer alan Aragon bölgesinden bir askerdi. Cervantes’in hasta olmasına rağmen savaşmakta ısrar ettiği ve birkaç kez yaralandığı için savaşta kahramanca davrandığı söylenmekteydi.  

Savalın başlamasından kısa bir süre sonra 1574 yılında Pasamonte esir alındı ​​ve 18 yılını parmaklıklar ardında geçirdi. Serbest bırakıldıktan sonra İspanya’ya döndü ve Life and Works adlı otobiyografisi bitirdi.

1573 yılında ele geçirilen La Goleta (gerçek bir savaş alanı değil) anılarını yazarken Pasamonte, Lepanto Savaşı’nda Cervantes kadar kahramanca davrandığını iddia etti.

Pasamonte’nin yazdığı otobiyografide kahramanlık eylemlerini nasıl gasp ettiğini gören Cervantes, Don Kişot’un ilk bölümünde bunu hicvetti. Cervantes, Jerónimo de Pasamonte’yi kitabında Ginés de Pasamonte olarak adlandırdı. Don Kişot ve Sancho Panza tarafından ağır şekilde aşağılanan bu karakter; yalancı, dolandırıcı, korkak ve hırsız olarak atfedilen bir kadırga kölesiydi.

Pasamonte’nin intikamı

Kraliyet İspanyol Dil Akademisi’nde bir akademisyen olan Martín de Riquer’in Pasamonte’nin Avellaneda olduğu yönündeki hipotezi gitgide kabullenildi.

“Don Kişot’un ikinci bölümleri” adlı kitabımda incelediğim gibi, Pasamonte Cervantes’ten intikam almaya çalıştı ve Cervantes’i kitabın ikinci kısmından elde edeceği kazancı çalmak amacıyla Don Kişot’un devam kitabını yazdı. Cervantes’in kadırga kölesiyle bağlantılı olmamak için, kitabı bir takma adla imzaladı.

Cervantes, Avellaneda’dan intikam almak için kendi taklitçisini taklit etti. Ustaca yarattığı sahnede Avellaneda’nın (Jerónimo olarak bilinen bir karakterde kişileştirildi) edebi temsilinin kendi yazdığı Don Kişot’u gerçek olarak tanımasını sağladı.

Shakespeare ve Cervantes’in yazarlığı hakkındaki spekülasyonlar ne kadar çekici olsa da hayatlarını daha yakından incelemek sınıf, eğitim ve komplo teorilerinin üstün yeteneklerini açıklamada ne kadar alakasız kaldığını ortaya koyuyor.

Yazar: Stephen Harris

Kaynak: The Conversation

Çeviren: Barış Karakuş

Düzenleyen: Serap Demirtaş