Seçilmemiş yol

Seçilmemiş yol

Ayrılıyordu yol ikiye, sararmış ormanın derinliklerinde;

Ve üzgünüm ki varamadım her ikisine.

Yalnız bir yolcuyken ben, bekledim epeyce,

Bakabildiğim kadar uzağına bakarken,

Çalılıkların kıvrıldığı yere.

Sonra elimden geldiğince adil, seçtim birini,

Ve belki de daha iyi izlenimi olduğunu sezdiğimi;

Çünkü hoş kokuluydu ve keşfedilmek istiyordu çimleri;

Fakat oradan geçtiğimde o yollar,

Olacaktı önceden keşfedilmiş gibi.

El değmemiş yapraklar üzerinde,

Farksızdı ve uzanıyordu yol her sabaha.

Bırakmıştım seçilmemiş yolu başka bir zamana;

Ve şüphe etmiştim geri dönmeye,

Uzandığını bilerek yolun başka geçitlere.

Anlatacağım bunu bir iç çekişle:

Şu andan yıllar, asırlar sonra bir yerde,

Yol ikiye ayrılmıştı bir ormanda.

Az kullanılmışı seçmiştim ben de;

Ve bütün farkı yaratan da buydu işte.

The road not taken

Two roads diverged in a yellow wood,

And sorry I could not travel both

And be one traveler, long I stood

And looked down one as far as I could

To where it bent in the undergrowth;

Then took the other, as just as fair,

And having perhaps the better claim,

Because it was grassy and wanted wear;

Though as for that the passing there

Had worn them really about the same,

And both that morning equally lay

In leaves no step had trodden black.

Oh, I kept the first for another day!

Yet knowing how way leads on to way,

I doubted if I should ever come back.

I shall be telling this with a sigh

Somewhere ages and ages hence:

Two roads diverged in a wood, and I—

I took the one less traveled by,

And that has made all the difference.

Yazar: Robert Frost

Çeviren: Havva Küçük

Kaynak: https://www.poetryfoundation.org/poems/44272/the-road-not-taken

Leave a comment