Rus dahi: Fyodor Dostoyevski

Rus dahi: Fyodor Dostoyevski

Hepimiz, tüm okuyucular bir kitaba beklentiyle yaklaşırız. Bazılarımız zihnimizi yeni şeyler öğrenmeye açmak için bir kitap alırken, diğerleri, muhteşem bir doruk noktasına ulaşan, birbiriyle bağlantılı, kıvrımlı ve dönüşlerle dolu bir roman isteyebilir ve ayrıca okurken derin duygu anlarını bekleyen bir okuyucu da var.

İnsanlık tarihi boyunca milyonlarca romancı olmuştur, ancak kuşkusuz edebi dâhiler olarak adlandırılabilecek çok az insan vardır: Erkekleri ve kadınları nesiller boyunca etkileyen, dünyayı ve üzerinde yaşayanları sallayan, motive eden ve şekillendirmeye yardımcı olan yazarlar. Fyodor Dostoyevski de onlardan biri.

Rusya veya Rus siyaseti hakkında fikriniz ne olursa olsun büyük Rus yazar Fyodor Dostoyevski’nin dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından biri olduğunu inkar etmek mümkün değil. Romanları günümüzün şaheserleridir ve eğer psikolojiye ilgi duyuyorsanız, Dostoyevski tam size göre bir yazar.

Psikolog Jordan Peterson, Dostoyevski’yi okumayı ‘dönüştürücü’ olarak tanımlarken, dünyaca ünlü bilim insanı Albert Einstein, “Dostoyevski’nin değeri o kadar büyük ki, onu yetiştirmiş olmak, dünyadaki Rus halkının varlığı için tek başına yeterli bir gerekçedir ve milletlerin son hükmünde yurttaşlarına tanıklık edecek” demiştir. Dostoyevski, sık sık çağdaşı Leo Tolstoy ile karşılaştırılmıştır ancak onları karşılaştırmak çok yanlıştır, ikisi çok farklı yazarlardır.

Dostoyevski, 19.yüzyıl Rusya’sının ruhani, sosyal ve politik atmosferinde insan psikolojisini araştırır. Romanları, çeşitli dini ve felsefi temaların yanı sıra intihar, yoksulluk ve insan manipülasyonu ile ilgilidir. Eserleri Nietzsche, Jean-Paul Sartre ve Ernest Hemingway gibi sayısız yazara ilham kaynağı olmuştur.

İlk romanı ve Saint Petersburg edebiyat çevrelerine katılımı

Dostoyevski ilk romanı ‘İnsancıklar’ı, 20’li yaşlarının ortalarındayken yayımladı. İnsancıklar, 19. yüzyıl Rusya’sında fakir insanların hayatını gösteriyor ve zenginlerle ilişkilerini yansıtıyor. Roman başarılı oldu ve çağdaşlarından olumlu eleştiriler aldı; bazıları İnsancıklar’ı büyük bir sosyalist çalışma olarak adlandırırken, diğer eleştirmenler hiciv ve parodi olarak gördü. Yine de İnsancıklar’ın başarısı, genç Dostoyevski’nin St. Petersburg edebiyat gruplarına giden yolunu açtı.

1846’da Dostoyevski, bir Rus devrimcisi olan Mikhail Petrashevsky tarafından düzenlenen Petrashevsky Grubu’na katıldı. Maalesef grubun tüm üyeleri İçişleri Bakanlığı’na bildirildi. Dostoyevski ve yurttaşları Çarlık Rusya’sına komplo kurmakla suçlandı ve idama mahkum edildi. Son anda ceza ertelendi ve bunun yerine Dostoyevski Sibirya’da dört yıl ağır çalışma cezasına çarptırıldı.

Sibirya manzarası detaylı olarak yazılmıştır. ‘Kaptan Amerika: İç Savaş’ gibi filmlere ve PlayFrank sitesinde yer alan Sibirya Fırtınası adlı casino oyunundaki gibi iyi bir atmosferik ortam sağlamasına rağmen, Dostoyevski’nin yazdığı oldukça farklıydı: “Yazın tahammül edilemez havasızlık; kışın dayanılmaz soğuk.” Dört yıl sonra Dostoyevski serbest bırakıldı ve yedi yıl sonra 1861’de, hapishanedeki deneyimlerine dayanan “Ölüler Evinden Anılar” adlı bir roman yayınladı. 

Filozoflara ilham veren kitap

1864’te Dostoyevski, varoluşçu edebiyatın ilk eserlerinden biri olarak kabul edilen bir roman olan Yeraltından Notlar’ı yayınladı. Yeraltından Notlar, birçok filozof, romancı ve hatta film yapımcısının kendi çalışmalarına ilham verdiğine inanmasıyla bugüne kadar ilham kaynağı olmuştur ve olmaya devam ediyor. Martin Scorsese’nin eseri Taksi Şoförü, Franz Kafka’nın eseri Metamorfoz ve Brett Easton Ellis’in eseri Amerikan Sapığı, Yeraltından Notlar’dan ilham almıştır. Roman, Dostoyevski’ye göre nihayetinde kıyamete ve umutsuzluğa yol açan anlatıcının “yeraltı adamı” etrafında toplanır ve rasyonel egoizm ve Nihilizme meydan okur.

Suç ve Ceza

Suç ve Ceza, Dostoyevski ile ilgili benim ilk deneyimimdi ve o zamandan beri ona bağımlıyım. Okumak için yeni bir kitap arıyorsanız ve kararınızı veremiyorsanız, Suç ve Ceza’yı öneririm.

Dostoyevski, Suç ve Ceza’da, felsefi, pratik ve etik olarak cinayet işlemek için her türlü makul nedeni olan bir karakter ‘Raskolnikov’ kurar. Raskolnikov cinayet işliyor ancak cinayet sonrası ve cinayet öncesi Raskolnikov aynı insanlar değil. Dostoyevski, Raskolnikov’un cinayeti işledikten sonra kaos, ıstırap ve terör evrenini mükemmel bir şekilde anlatıyor. Suç ve Ceza, Rus devriminin felsefi bir öncüsüydü.

Rusya’dan uzaklaşma ve kumar borçları

Suç ve Ceza’nın başarısının ardından, Dostoyevski ve yeni eşi Snitkina, Almanya’da başlayıp İtalya’da biten Avrupa’da seyahat etmeye başladı. Ne yazık ki, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’dan kazandığı para, borçları kapatmak için yeterli değildi ve yeni karısı, değerli eşyalarını satmak zorunda kaldı. Çift, Almanya’yı gezdikten sonra, 1869’da “Budala” adlı romanının tamamlandığı Floransa’ya ulaştı. Bundan önce Dostoyevski, rulet masasında kendisinin ve karısının umutsuzluğuna çok fazla para kaybetmişti.

Budala, Ecinniler ve Karamazov Kardeşler

Suç ve Ceza ve Ölüler Evinden Anılar’dan yanı sıra Dostoyevski’nin en ünlü ve eleştirmenlerce beğenilen romanları: Budala, Ecinniler ve Karamazov Kardeşler. Budala, Dostoyevski’nin İsa’nın kişileşmesi olarak yarattığı Prens Myshkin karakterini merkez alıyor. İyiliği ve saflığı, felaketi hızlandıran romandaki diğer karakterlerle yan yana gelir ve yalnızca para, güç, statü ve cinsel keşif ile ilgilenen bir dünyada, bir aziz için tek yerin akıl hastanesi olduğu izlenimiyle sonuçlanır. Myshkin, farklılıklarından dolayı budala olarak adlandırılır.

Ecinniler, Dostoyevski tarafından yazılan ve 1873’te yayınlanan bir siyasi hiciv ve trajedi öyküsüdür. Roman büyük ölçüde, komünist devrimciler tarafından öldürülen Ivan Ivanov’un öldürülmesine dayanıyordu. Roman, politik ve ahlaki nihilizmin feci sonuçlarının bir metaforudur. Dostoyevski, radikal bir örgütün (Petrashevsky Grubu) üyesi olma deneyimlerini de kullanabildi. Nitekim kitaptaki ana karakterlerden birinin (Stavrogin), Petrashevsky Grubu’nun eski bir üyesi olan aristokrat Nikolay Speshnev’den esinlendiği düşünülmektedir.

Karamazov Kardeşler, Dostoyevski’nin en uzun eseri ve birçok insan tarafından onun başyapıtı olarak görülüyor. 1880’de yayınlanan Karamazov Kardeşler, yazarın yayınlayacağı son romandı. Özellikle Ruslar, Karamazov Kardeşler’i Dostoyevski’nin başyapıtı olarak görüyor. Bu kitabı okumanız gerektiğini söylemekten başka burada çok fazla açıklama yapmayacağız.

Fyodor Dostoevsky’den öğrenmek

Herhangi bir kitap okumak, yazarla sohbet etmeye benzer ve Dostoyevski ile sohbet etmek başka hiçbir şeye benzemez. Pek çok insan zaman yolculuğunun henüz icat edilmemiş bir olay olduğunu düşünür, ancak gerçekte ilk roman yazıldığında icat edilmiştir.

Dostoyevski’den yazmaya bile kalkışmayacağım birçok şey öğrendim. Onun hayranı olup olmadığınızı da bileceğiniz gibi, Dostoyevski romanları trajedi, acı ve görünürdeki çaresizlikten yoksun değildir. Ancak Dostoyevski bize, insanların trajediye tahammül edebileceğini, hatta gerçeğin rehberliğinde olursa, onu yenebileceklerini söylüyor. Dostoyevski’nin romanları gerçekten çok daha gerçek, kafanızın içine giriyor ve sizi gerçekten düşündürüyor.

Çeviren: Cansu Genç

Düzenleyen: Ecem Nur Kaya

Kaynak: ReadersDigest

Leave a comment