Eriyen buzlar konusundaki endişenin büyük kısmı hızlı bir şekilde eriyen ve dünyadaki deniz seviyesinin 4.3 ft kadar (yaklaşık 1.3 metre) yükselmesine neden olabilecek kadar buz içeren batı kıyılarına odaklanmış durumda. Fakat yeni bir araştırma uzun zamandır stabil olduğu düşünülen Ross Buz Sahanlığı’nın da tehlikede olduğunu ve bu buz sahanlığı tarafından tutulan buzulların okyanusa inmesinin deniz seviyesinde 38 ft’e kadar (yaklaşık 11.6 metre) ulaşan bir yükselişe neden olabileceğini ileri sürüyor.

Seattle’da bulunan Earth and Space Research adlı kar amacı gütmeyen kuruluşta çalışan ve Carvallis, Oregon’da yaşayan bir fiziksel oşinograf olan Laurie Padman “Asıl endişem büyük buz sahanlıklarının eriyip parçalanıyor olmasının yeterince ciddiye alınmaması,” diyor. “Şimdilik çok değişiklik göstermedikleri için önemsizmiş gibi görünüyorlar ama 100 yıl içerisinde çok büyük değişikliklere neden olma olasılıkları var.”

Antarktika’nın kırılgan destek sistemi

Ross Buz Sahanlığı dünyadaki en büyük buz sahanlığı. Antarktika’nın Yeni Zelanda’ya yakın olan tarafında yer alıyor. Yaklaşık olarak İspanya kadar bir alan kaplıyor ve kalınlığı 1300 ft (yaklaşık 396 metre) civarında. Bu sahanlık Antarktika kıyılarından okyanusa doğru uzanan ve kütlelerinin %90’ı suyun altında olan birçok buz sahanlığından biri.

Bu buz sahanlıklarının erimesinin küresel deniz seviyelerinde doğrudan bir etkisi yok, çünkü buz çevresindeki suyla dengede. Fakat buz sahanlıkları kıta üstündeki buzulların okyanusa kayıp deniz seviyesini yükseltmesini önlüyor.

Buz sahanlıklarının karadaki buzulları yerinde tuttuğu sadece bir teori değil. 2002’de Antarktika’daki Larsen B buz sahanlığının bir aydan kısa bir süre içinde parçalanması, bitişiğindeki buzulların hızını sekiz katına kadar artırmıştı.

İngiltere’deki University of Leeds’te buzulbilimci olan Anna Hogg, Larsen B’nin parçalanmasının bilim insanlarını şaşırttığını, zira daha önce kimsenin bir buz sahanlığının bu kadar hızlı yok olabileceğini fark etmediğini söylüyor. Parçalanmayı sahanlığın yüzeyinde oluşan su birikintileri tetikledi. Hidrolik kırılma olarak adlandırılan bu olayda çatlaklara giren su daha sonra bu çatlakların açılmasına neden oluyor.

Hidrolik kırılma Antarktika’da buz kaybına neden olduğu düşünülen iki süreçten biri. Diğeri ise derindeki sıcak okyanus akıntılarının buz sahanlığının altından geçerek sahanlığın karaya bağlandığı kısımları eritmesiyle oluyor.

Padman, Antarktika’nın batı kıyısındaki Amundsen Denizi buz sahanlıklarına olan bu, diyor. Son 26 yıldaki uydu ölçüleri buz sahanlıklarının eridiğini, bazılarının yılda 7 metreye kadar inceldiğini gösterdi. Bunun sonucunda sahanlıkların desteklediği ve küresel deniz seviyesi yüksekliğini 4 ft’ten fazla (yaklaşık 1.2 metre) yükseltebilecek olan buzullar hızla denize akıyor.

Erimenin yeni bir şekli

Uydu ölçümleri Ross Buz Sahanlığı’nın son birkaç on yıllık süre içinde erimediğini, hatta bazı bölgelerde kalınlaştığını gösteriyor. Ama geçen dört yılda Padman, Ross Buz Sahanlığı’nı daha yakından incelemek amacıyla ROSETTA-Ice adında çok enstitülü bir işbirliğine öncülük etti. Geçen ay Washington’daki Amerika Jeofizik Birliği’nde proje kapsamındaki ilk buluntuları sundu.

ROSETTA-Ice araştırmacıları, Ross Buz Sahanlığı üzerinde etkisi olan mevsim koşulları, okyanus akıntıları ve bağlı olduğu kıtadaki buz ve anakaya gibi birbirine bağlı etkenlerin incelendiği bir bilgisayar modeli oluşturdular.

Buluntular sahanlığın kuzeybatı tarafındaki bir bölgenin hidrolik kırılma ve dip akıntılarından farklı, araştırmacıların daha önce görmediği bir şekilde eridiğini gösteriyor. Ross’un sorunu daha çok sahanlığın önündeki okyanus yüzeyindeki mevsimsel sıcak su kütleleri.

Kış mevsiminde kalınlığı sahanlığın kalınlığından çok daha az olan bir buz tabakası sahanlığın önündeki okyanusu kaplıyor. Ama yazları bu buz eriyor ve koyu renkli su güneş enerjisini emerek alttaki suyu ısıtıyor. Bu sıcak yüzey suyu daha sonra Ross Buz Sahanlığı’nın kuzeybatı kısmını aşındırıyor ve uç kısımlarından buz dağları ayrılmasına neden oluyor.

Araştırmaya dahil olmayan Hogg, “Padman’in sunumu gösteriyor ki ön taraflardaki bazı bölgelerde normalde bakacağımız yer olan buzun karaya bağlanan kısma oranla daha yüksek bir erime hızı var” diyor.

Deniz seviyesi için ne ifade ediyor

Padman, kaybedilen buz şu anda kıtanın altından akan buz tarafından yenileniyor, bu yüzden sahanlık henüz incelmiyor ama iklim ısınmaya devam ettikçe incelmeye başlayabilir ve şu andaki tahminler de ROSETTA-Ice ekibinin gözlemlediği süreçleri hesaba katmıyor, diyor.

Kısmen yüzey altında yatan vadiler ve dağlar tarafından da tutulduğu için Ross Buz Sahanlığı’nın tuttuğu buzulların yakın zamanda erimesi pek muhtemel değil diyor Padman. Ama Ross’un eriyen kısmı kıtanın özellikle zayıf buzlarla çevrili bir bölgesinde yer alıyor.

“Öyle bir bölgede ki, eğer sahanlığı inceltecek olsaydınız okyanusa doğru gelen karaya bağlı buz kütlesinde bir değişim görürdünüz” diyor Padman.

Padman’a göre en kötü senaryoda bile Ross’un erimesi önümüzdeki birkaç on yıl içinde deniz seviyesinde ani bir sıçramaya neden olmayacak. Ama yüz yıllar ve bin yıllar içinde büyük çapta değişimler olabilir. Araştırmacılar bu değişikliklerin ne kadar hızlı gerçekleşebileceğini hesaplamaya çalışıyorlar.

Antarktika’daki diğer sahanlıkların da yazın gerçekleşen yüzey ısınmasına bağlı olarak daha hızlı eriyen bölgeleri olabilir, diyor Padman. Örneğin erimesi durumunda deniz seviyesini 45 ft (yaklaşık 13.7 metre) yükseltebilecek buzulları tutan büyük bir sahanlık olan Filchner-Ronne Buz Sahanlığı’nda gerçekleşen süreçle ilgili henüz bir araştırma yapan olmadı.

Hogg ise “Daha önce önemli bir konu olduğunu düşünmediğimiz yeni bir sürece şahit oluyoruz” diyor. “Ross Buz Sahanlığı’nda gördüklerimizin başka bir yere uyarlanamaması için hiçbir neden yok”.

 

Yazar: Nala Rogers

Çevirmen: Bengi Bayar

Kaynak: Discover