Rhythm 0 deneyi

Rhythm 0 deneyi

1974 yılında, 23 yaşındaki Sırp asıllı sanatçı Marina Abramovic, o güne kadarki en dokunaklı ve şok edici olan performans sanatını ortaya koydu. Rhythm 0 büyüleyici bir sosyal deneydi ve 43 yıl sonra bile hala gölgede bırakılamamıştır.

Sanat galerisi ziyaretçileri ayakta duran fakat kımıldamayan ve yanındaki masada görünürde alakasız 72 tane eşya bulunan Abramovic ile karşılaştılar. Eşyalardan bazıları şüphesiz memnuniyet verme niyetindeydi: Bir gül, üzümler, parfüm ve bir de tüy vardı. Diğerleri ise daha şeytaniydi: Bir kamçı, çiviler, jilet bıçağı, makas, tabanca ve tek bir kurşun içeriyordu.

Marina’nın sonraki altı saat boyunca seyircinin tüm eylemleri için sorumluluğu üstlendiği varsayılırken, sonrasında seyirciden eşyaları incelemesi ve onları Abramovic’in vücudunda istedikleri gibi kullanması istendi.

Aşağıdaki metin masanın üzerine yerleştirildi:

Talimatlar

Masada herhangi birinin üzerimde istediği gibi kullanabileceği 72 eşya bulunuyor.

Gösteri.

Hedef benim.

Bu süre zarfında tüm sorumluluğu üstleniyorum.

Süre: 6 saat (Akşam 8’den sabah 2’ye kadar)

Başlangıçta, kalabalık utangaçtı ve eylemleri zararsızdı, sanatçıya tutması için gül veriyor ve genel olarak onunla çok fazla ilgilenmiyorlardı. Bir süre sonra sürü psikolojisi kontrolü ele geçirdi ve kalabalık gittikçe vahşileşti. Yanaklarından akan gözyaşlarıyla Abramovic kıyafetleri parçalanıp (Yoko Ono’nun on yıl önceki “Cut Piece” performansına benzer şekilde) boynu jilet bıçağıyla kesilirken hareketsiz ve metin kaldı. Onu kesen kişi ileriye doğru eğildi ve dudaklarını taze yaraya yerleştirip sanatçının kanını içti. Bu, onda hala sahip olduğu bir yara izi bıraktı. Mahrem yerlerine dokunuldu ve sanat eleştirmeni Thomas McEvilley’e göre “O, tecavüz veya cinayete karşı koyamazdı.”

Kitaplarda ve filmlerde sıklıkla gördüğümüz kıyamet sonrası distopyada, devlet otoritesi yerinden edildiği zaman toplum vahşi ve korkunç bir hal alır.

Ziyaretçilerden biri tabancaya kurşunu yerleştirdi ve onu sanatçının eline, kendi boynuna hedef alacak şekilde yerleştirdi; tetiği çekmesini istediğine hiç şüphe yoktu. Bu noktada, galeri çalışanları bile performansın çok ileri gittiğini düşünüp deliye döndüler; silahı alıp camdan dışarı fırlattılar. Abramovic performans boyunca hiç kımıldamadı.

Olduğu yerden alınıp bir masaya taşındı ve masanın üstüne oturtuldu, masanın ahşabına doğru hem tecavüzü hem de cinayeti sembolize eden bir hareketle bacaklarının arasına bir mutfak bıçağı batırıldı.

Abramovic’in yalnızca zihinsel gücüyle fiziksel ve psikolojik eziyetin üstesinden gelebilmesi hayret vericidir; fakat bu performansın asıl odak noktası değildir.

Bu performansı bu kadar korkutucu kılan şey, onun toplumun rastgele seçilmiş kesitini basit bir suçtan aklanmak için insan yaşamını hiçe saymaya ve ahlaksızlığı çare olarak görmeye yönlendirmesiydi. Bu, gönüllülerin diğer bir gönüllüye elektrik akımı vermesinin gerektiği söylenen Milgram deneyini hatırlatır. Gönüllüler, deneyi gerçekleştiren kişiyle elektrik akımı verilen kişinin iş birliği içinde olduğundan habersizdi ve elektrik şokuna verilen her tepki de düzmeceydi. Suç ortağına sorular soruldu ve her yanlış cevaba bir elektrik şoku verildi- peş peşe gelen her şokta güç artıyordu.

Bu deneyde, gönüllünün aldığı her sorumluluk bağışlanıyordu ve bu yüzden bariz tehlikeye rağmen gönüllü, deney sorumlusunun dediklerine uymayı sürdürdü. Katılımcıların çoğunun baştan sona kadar ıstırap çektiği gözle görünürdü; açıkça, gönülsüz bir şekilde boyun eğdiler.

Bu, otoriteye boyun eğmenin gönüllünün vicdanını ve başkasının güvenliği için olan doğal endişelerini hükümsüz kılıp kılmayacağını anlamak için yapılmış bir deneydi. Ayrıca, gönüllülerin eylemde suç ortağı olarak düşünülüp düşünülemeyeceğini sorgular ve Adolf Eichmann’ın daha üç ay önce olan 1961’deki duruşmasından esinlenilmişti.

Fakat, Rhythm 0 deneyinde, seyirciler sadece hakiki nefreti sergilemekle kalmayıp aynı zamanda bunu zevkle canlandırdılar. Seyirciler, Milgram deneyinde olduğu gibi herhangi bir yetkili kişinin emirleri doğrultusunda hareket etmiyorlardı; fakat kendilerine bağımsızca davranmaları için yetki verilmişti. Milgram deneyinde gönüllülerin çoğu talimatlara karşı çıkıp endişe belirtileri gösterirken, Rhythm 0’da ise yaptıkları şeyden zevk aldıkları görülüyordu.

Herhangi birisi Hawthorne Etkisinden (izlendiğini bilen bir kişinin doğal davranışlarını değiştirmesi veya bu davranışların seyrelmesi) dolayı katılımcıların serbestçe davranabilmeleri için sessizlik sağlayacağını düşünebilir; fakat aslında durum böyle değildir, katılımcılar şiddetin gitgide artan seviyesinde deneye olan heveslerini göstermişlerdir.

Ayrıca, mesuliyetlerin bağışlanması, seyircilere en gizli fantezilerinin vuku bulmasını sağlamıştır. Sembolik kan emme Abramovic’in üzerinde güç veya kontrol taslayan ve nüfuzunu kanıtlayan seyircileri akla getirir.

Onlar Marina’yı bir obje olarak görüp onunla bir kedinin fareyle oynadığı gibi sadistçe oynadılar. Ayrıca, eşyaları ne şekilde kullanacaklarına karar verirken seyircilerin kendi yaratıcılıklarını kullanması gerekliydi ve gerçekten tehlikeli eşyalar uğruna güvenli olanlardan ne kadar çabuk vazgeçtikleri hayret vericidir. Bu insanlıktan çıkarma eylemi kısmen Abramovic’in kımıldamamasından, kısmen onun sessizliğinden ve kısmen de kalabalığın diğer üyeleri tarafından ona karşı yapılan nesneleştirme muamelesinden kaynaklanır. Kısmen de seyircilerin, yaşıtlarını kendilerinin de yapabileceklerini düşündükleri düşmanlıkları yaparken gördükleri içindir.

Marina, sadece 13 yıl önce ortaya çıkarılmış fikirlerin bazılarını ele aldı ve onları en uç noktaya taşıdı.

Gösteri sanatı ve tiyatro birçok yönden birbirine benzemekle beraber, aralarında Abramovic’in gösterdiği gibi ince, fakat bariz farklılıklar vardır. Tiyatroda korku sahtedir; fakat gösteri sanatı bünyesinde, en azından bazı durumlarda, sahicidir.

1981’de Oscar Wilde bu konuyu “Sanatçı Olarak Eleştirmen” makalesinde incelemiştir.

“Sanat bizi incitmez. Bir oyunda döktüğümüz gözyaşları arınmış zarif bir duygu türüdür ki bu da sanatın uyandırma işlevidir. Gözyaşı dökeriz, fakat yaralı değilizdir. Kederleniriz, fakat kederimiz şiddetli değildir.”

Neredeyse bir yüzyıl sonra, Abramovic bunun doğru olmadığını ortaya koydu.

Çevirmenin notu

Hematoghapy: Bazen heamatophagy veya hematophagia olarak da yazılır. Kan emme anlamına gelir.

Yazar: Benjamin Murphy

Kaynak: Delphian Gallery

Çeviren: Şulenur Demirbaş

Düzenleyen: Elif Rana Yılmazlar

Leave a comment