Pire şiirinin yakından incelenmesi

Pire şiirinin yakından incelenmesi

“Pire”deki aşık, sevgilisinin kanını “emen” ve sıvılarını onunkiyle karıştıran yaratığı kıskançlıkla anlatır. Aviva Dautch burada, John Donne’un şiirindeki erotizm, ölüm, günah ve masumiyet imgelerini araştırıyor.

Pireler, Rönesans Döneminde müstehcen mizah için popüler bir konuydu. Yaratıklar hem gerçek hayatta hem de (Romalı şair Ovid’in yazdıklarından esinlenilen) erotik şiirde her yerdeydi; kadınların etinde özgürce dolaşma yetenekleri John Donne’un şiirindeki anlatıcının yanı sıra nice diğerlerinin kıskançlığına neden oldu. 17. yüzyıl toplumu seksi, kanların birbirine karışması olarak gördüğünden, Pire’nin kan emici doğası müstehcen bir metafor olarak büyük bir olasılığa sahipti.

Donne’un şiiri dokuz satırdan ve üç kıtadan oluşur. Her kıtadaki ilk altı satır kendi içinde kafiyeli üçer beyitten oluşurken, son üçer satırın her biri üçlemeden oluşur. Bu şekilde Donne’un formu, içeriğini üç ayrı varlık olarak yansıtır; erkek, kadın ve pire bir olur.

John Donne’un “Şiirler”inin ilk baskısı, 1633“Pire”nin ilk baskısı, “f”yi andıran uzun “s”leriyle birlikte.

İlk kıtada, Donne müstakbel sevgilisine akıl yürütmesini şöyle özetliyor: bu pire ikimizi de ısırdı ve böylece kanımız artık onun içinde; seks yaparak kanımızı karıştırmaya cesaret edemesek de kanımız zaten pirenin içinde karışmış durumda. Tam olarak ne zaman yazıldığı belirsiz ancak John Donne’un bu şiiri 1590lerde yazdığı, Aziz Paul Katedrali’nin Dekanı olarak saygı duyulan ve itibarlı bir dini figür olmadan uzun bir zaman önce, belki de Lincoln’s Inn’de genç bir hukuk öğrencisiyken, arka sırada arkadaşlarıyla kıkırdayarak yazmış olması muhtemeldir. Bu kıtada kaba olmaya cesaret eden yaramaz bir okul çocuğunun işi gibi hissettiren anlar var. “S” harfi kelimenin başında yazıldığı zaman tipografik olarak daha uzun hale geldiğinden, daha çok “f” harfi gibi gözükür, üçüncü satırın görsel kelime oyunu “Benim kanımı emmiş, sıra gelmiş seninkine” diyerek, açıkça anlatıcının pirenin ne yaptığını düşündüğünü ve kendisinin ne yapmayı dilediğini anlatır. Ve böceğin sekizinci satırdaki kanla “şişmesinin” bir erkeğin ereksiyonunu ima ettiğini anlamak için fazla hayal gücü gerekmez.

John Donne’un portresi, 1595“Pire” muhtemelen Donne’un Londra’daki Inns of Court’da kasabada genç bir adam olarak yaşadığı dönemde yazıldı.

Bununla birlikte, şiirin hem teknik olarak hem de içerikte, sadece bir dizi kaba kelime oyunundan daha komplike olduğunu ve dini imgeleri asıl manasına götürmek için söz oyunları yaptığını açıkça ortaya koymaktadır. İkinci kıtanın açılış satırları, pirenin içindeki kanın karışmasının anlatıcının kur yaptığı kadınla “evlenmek bir yana, daha da öte geçtiğini” ifade etmektedir, burada tam kafiye değil de uyumsuz bir yarı kâfiye olması şairin argümanını zayıflatıyor gibi görünmektedir, sanki bunu yaparken yanlış olduğunu biliyormuş gibi:

“Ah yapma, kıyma üç cana birden bir pirede;

Evlenme bir yana, daha da öte geçtik biz o pirenin bedeninde.”

Donne, işleri saygın kılmak için Kutsal Üçlü, Komünyon ayini ve evliliğin kutsallığı imgeleriyle oynuyor, ancak anlatıcı bunu başarmak için ne kadar zorlanırsa zorlansın, şiirdeki “pirede” ve “bedeninde” tam olarak kafiyeli değildir ve hayır, Pire’nin eylemleri çifti evlendirmez. Ann More’a âşık olduğu ve yasa dışı bir şekilde evlendikleri için hapishanede yatan Donne, alışılmadık bir ilişki içinde olmanın ve ailesinin onaylamadığı bir kadına bağlılık duymanın nasıl bir şey olduğunu tam manasıyla anlamış biridir. Bu yüzden, çiftin, beklenmedik, dünyadan uzak bir yeri, pirenin içini, “aileleri karşı çıksa da” nikah yatakları olarak kullandığı imgesi, kasten acınaklı olmasının yanı sıra, gülünç bir şekilde duygusaldır.

John Donne’dan Ann More ile olan gizli evliliği hakkında mektuplar 12 Şubat 1602’de, Donne bu mektubu Fleet Hapishanesinden patronu Bay Thomas Egerton’a, Ann More ile olan evliliğini “mazur görmesi” için yazdı.

Sonucunda varıldığı üzere şiir ölüm imgeleriyle dolu: “âdettendir diye beni öldürmek isteyebilirsin”, kadın yaratığı ezdiğinde tırnağı morlaştığından “kendinin katili”dir. Jakoben döneminde the petit mort (küçük bir ölüm) gibi ölümle ilgili deyimlerin aslında orgazm için bir örtmece olarak kullanıldığı gerçeği olmasaydı, bu duygusal olabilirdi. Bu sadece şairin bir dizi imada bulunmasını sağlamakla kalmaz, ayrıca düşünce dizisini de değiştirir: pire yok olmakla karşı karşıya kaldığında yeni bir ayartıcılık fikri ile gelir- tıpkı pire öldüğünde hayatını kaybetmediğin gibi, bekaretini teslim edersen çok fazla onur kaybı yaşamazsın.

John Donne ve Ben Jonson’un Newcastle El Yazmasında Eserleri “Pire” 17. yüzyılın başlarında popüler olmuş gibi görünüyor. Genellikle sıradan kitaplara ve el yazması koleksiyonlarına elle kopyalanırdı, Newcastle’ın ilk Dükü için yapılan bu yazma gibi.

Donne’un şiirlerindeki en çekici şeylerden biri karşıt fikirler ve tonlar arasında kolaylıkla bir köprü kurabilmek. Birkaç yüz yaşında olmasına rağmen bu, onun yazılarını birincil ve taze yapıyor. 20. yüzyılın başından beri, şairler ve eleştirmenler dönemin metafizik şairlerini gözlemlediler ve onlardan ilham aldılar. 1912’de bilim insanı ve eleştirmen Herbert Grierson, Oxford University Press tarafından yayınlanan John Donne’un şiirlerinin iki ciltlik bir baskısını düzenledi. [1] Savaş şairi Isaac Rosenberg’in 1916’da askere yazıldığı dönemde bu kitabın yazarlar tarafından nasıl değerlendiğine dair sadece bir örnek vermek gerekirse, Rosenberg evden herhangi bir kıyafet veya hatırat almadan cepheye gitti; yanında taşıdığı tek şey Donne’un şiirinin kopyasıydı. [2] Isaac Rosenberg’in “Bit Avı” adlı şiiri Donne’dan açıkça etkilenmiştir ve belki de en büyük gücü kötü mizahıdır:

Son derece tiksinç bir gömlek için

Yeminlerle

Askerin boğazından yırttı

Tanrı küçülebilir belki, ama bitler değil.

Gerçek deneyimlerden yola çıkan şiir, Rosenberg’in Gordon Bottomley’e yazdığı bir mektupta ilk kez anlattığı bir sahneyi dile aktarıyor: “Dün eğlenceli bir pire avımız vardı. Hepsi mum ışığında soyunmuş bazı İskoçlar mumun üzerinde dans ediyor ve pireleri yakıyor ve şimdiye kadar hayal edilen en komik, en tuhaf ve en kirli konuşma sahneleri geçti. [3] Açıkça “Pire”ye borçlu olan şiir, ‘Tanrı Başı’ olmasa da “bakire başı”nın “küçülebileceğini” söyleyen bir şiirdir; Donne’un şiiri hem konu olarak böceği hem de ironik tonu etkilemiştir.

Isaac Rosenberg’in “Gün Ağarırken Siperlerde”si Rosenberg şiirlerini orduda bulabildiği her kağıt parçasına yazdı. “Gün Ağarırken Siperlerde” adlı bu el yazmasını ünlü bir edebi şahsiyet olan George Bottomley’e gönderdi.

Rosenberg’in, Paul Fussell’in “Birinci Dünya Savaşı’nın en büyük şiiri” olarak tanımladığı bir şiir olan “Gün Ağarırken Siperlerde”si [4] ‘Pire’ye daha da fazla borçludur. Donne’un yaratığı, erkek ve dişi arasındaki bir kanaldır, “bu pirede kanlarımız birbirine karışmıştır” ve bu karşıtların birleşiminin odağıdır: suçluluk ve masumiyet (“Masumiyet kanında mı? /Suçu var mı şu pirenin şimdi, söyle?”), sahtekârlık ve onur (“korkuların ne kadar boşmuş anlamışsındır herhalde! /” Kaybedeceğin onur da o kadar, bana “Evet,” demekle.”), ölüm ve yaşam (“pirenin ölümü senin canından ne götürdüyse”). Birinci Dünya Savaşı Şairleri kitabında Isaac Rosenberg’in şiirlerinin tematik analizi, “Birinci Dünya Savaşı şairlerinin çoğu gibi Rosenberg’in de Metafizik şairlerden büyük ölçüde etkilendiğini” kabul eden Harold Bloom, “Gün Ağarırken Siperlerde”sindeki (başlık, Donne’nin “Gün Ağarırken”ine (Break of Day) hürmet olarak seçilmiş) sıçanın, John Donne’un “Pire” adlı şiirinde kullandığı imgeleri akla getirdiğini öne süren ilk kişi oldu. [5] Rosenberg’in faresi, “kozmopolit sempatizanları” ile Alman ve müttefik askerleri arasında kesişiyor:

Şimdi bu İngiliz eline dokundun.

Sen de aynısını bir Alman’a yapacaksın.

Yakında, hiç şüphesiz, eğer zevkiniz

Yeşilin arasında uyumayı geçmekse

Donne’un piresi gibi, sıçan da sapkın ve geçici olanlar için bir lokustur; yaratığa hitap eden Rosenberg, “bilselerdi seni vururlardı” diye haykırıyor. Donne’un piresi, ısırdığı kadın ve erkeğin haricinde ve dışındadır; Rosenberg’in sıçanı, çatışmanın iki karşıt ve yerleşik tarafı arasında koşan “canlı bir şeydir”. Yine de her iki yazar için de bir dereceye kadar, yaratıkları aynı zamanda şiirin anlatıcısı için bir yer tutucudur. Donne’un aşığı, şehvetle, metresinin kanını “emen”, onunla sıvıları karıştıran bir yaratık olmak istediğini ifade ediyor: “bu, ne yazık ki, yapacağımızdan daha fazlası”. Aynı şekilde, “komik sıçan”, “tuhaf, alaylı sıçan”, Rosenberg için bir figür olarak ya da en azından şiirini birinci ağızdan okuyan bir asker olarak okunabilir.

Robert Hooke’un “Micrographia”sı, 1665 Pire’nin bu şaşırtıcı derecede ayrıntılı çizimi, 43×33 cm boyutlarında büyük bir katlanabilir sayfayı dolduruyor. Robert Hooke’un mikroskopla görülen nesneler kitabının bir parçası, Donne’un ölümünden 34 yıl sonra yayınlandı.

T. S. Eliot, Donne’u “mutlak zorunluluğun imgesini” seçme yeteneği için takdir etti [6] ve çağrışımları, iyice araştırılacak olan kesin ve gerekli imgenin öneminin ve Donne’un Rosenberg’e aktardığı her ince ayrıntının anlamıdır. Bu şekilde, Donne’un görünüşte sıradan erotik şiiri bu nedenle inanılmaz derecede ciddi bir savaş şiirinin ilham kaynağı haline gelir, metafizik kibirleri modern yazarların çizebileceği modeldir.

Yazar: Aviva Dautch

Çeviren: Feyza Taylan

Düzenleyen: Büşra Sena Abacık

Kaynak: British Library

Leave a comment