Aykırı komünist Pier Paolo Pasolini’nin hayatına ve politik görüşüne bakış.

 

Pier Paolo Pasolini’nin 1975’te vahşice katledilmesinden sonraki gün, İtalyan Komünist Parti’nin gazetesi L’Unita, Pasolini’yi “gerçek bir militan” olarak tanımladı. Birkaç on yıl öncesinde ise, aynı gazetenin bir makalesi Pasolini’nin PCI’den çıkarılmasına sebep olmuştu.

1949’da, yerel parti lideri Ferdinandı Mautino, “kendilerine ilerici süsü veren fakat, gerçekte burjuva dejenerasyonunun en zararlı taraflarını hoş karşılayan çeşitli Gide ve Sartre benzeri belirli ideolojik ve felsefi trendlerin zararlı etkilerini” ifşa etti. PCI, Pasolini’yi bu “zararlı etkiler” yüzünden çıkardı fakat asıl mesele onun eşcinsel olmasıydı.

Aykırı bir komünist olan Pasolini, üyesi olmadığı halde bütün yetişkinlik yaşamı boyunca Komünist Parti’nin ideolojisini benimsedi ve destekledi.

PCI ile karışık ilişkisi İtalya’daki ve yurtdışındaki diğer solcular ile etkileşimini yansıtıyordu; ki bu da, öğrenci hareketleri için kuşkucu desteği ve Yeni Amerikan Solu’na olan eleştirisiz sevdası arasında değişim gösteriyordu.

İngilizce konuşan ülkelerde Pasolini daha çok film yapımcısı olarak biliniyor. 1960 ve 1975 arasında sinema, onun tek olmasa da esas meşguliyetiydi. Romanları ve şiirleri de tercüme edildi ve üzerinde çalışıldı fakat çok daha az ilgi gördü. Eserlerinin ufak fakat mühim bir parçası olan tiyatro eserlerinin bazıları İngilizce olarak oynandı. İtalyan kültüründe ona daha kalıcı bir yer kazandırmış olsa da “entelektüel” olarak çok daha az tanıyor.

 

Yazar: Luca Peretti

Çevirmen: Sude Fıstık

Kaynak: Jacobin