Philip K. Dick: Geleceğe tanık olan yazar

Philip K. Dick: Geleceğe tanık olan yazar

(Credit: Alamy)

Hikayeleri, Bıçak Sırtı ve Azınlık Raporu gibi filmlere ilham veren bilimkurgu yazarı Philip K. Dick’in ölümünden kırk yıl sonra, Adam Scovell yazarın ne kadar ileri görüşlü olduğunu ortaya koyuyor.

Pasaport kontrolündeyim. Yüzümü ekranda görebiliyorum. Ekrandaki teknoloji beni tanıyor ve geçmeme izin veriyor. Aşı durumumu ve son COVID test sonuçlarını gösteren kodları tarıyorum. Makineler sağlığım ve mikrobiyolojimle ilgili verileri değerlendiriyor. Bekleme odasına doğru insanlar küçük ekranlara bakıyorlar. Garip bir şekilde çok sayıda kişi kameralarını ters çevirmişler ve yüzlerini farklı açılardan çekiyorlar, sanki neye benzediklerini unutmuşlar gibi. Dizüstü bilgisayarımı açıp onlara katılıyorum. Bilgilerimi dijital alana girmesi için bir şirkete veriyorum. Önüme bana göre uyarlanmış reklamlar çıkıyor. Beni kendimden daha iyi tanıyorlar.

2022’den bahsediyorum. 2022 bir Philip K. Dick romanı.

Bilim kurgu yazarları genellikle diğerlerinden daha fazla ileri görüşlü olurlar. Margaret Atwood’un eserindeki kadın haklarına yönelik tehdit, JG Ballard’ın romanlarının mimari ve sosyal distopyaları ya da E M Forster’ın The Machine Stops’un (1909) interneti öngören dünyası olsun; bu tür, aşina olduğumuz konularla ilgilenen ileri görüşlü yazarlarla doludur.

Tüm bu yazarların arasında çok azı günümüzü, 40 yıl önce bugün 53 yaşında ölen Amerikalı yazar Philip K. Dick’ten daha iyi öngörebilirdi. Son derece üretken 30 yıllık çalışma sürecinde Dick, uyarlamaları bilim kurguyu ekranda yeniden tanımlamaya devam eden 44 roman ve sayısız kısa öykü yazdı. Özellikle de Dick’in hikayesine dayanan Ridley Scott’ın “Bıçak Sırtı” (1982), “Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?” ve Paul Verhoeven’in “Gerçeğe Çağrı”(1990) yapıtları için kaynak olarak kullandığı 1966 yılında “Sizin İçin Toptan Hatırlayabiliriz” adlı kısa öyküsünü kaleme aldı. Daha yakın zamanlarda Dick’in Yüksek Şatodaki Adam (1962) adlı romanı popüler bir Amazon dizisine uyarlandı.

Hayali dünyaların arkasındaki adam

Dick, sadece alışılmamış kurgularda etkili bir yazar değil, o başlı başına sıra dışı bir insandı. Dick’in gerçeklikle sorunlu ve parçalanmış bir ilişkisi vardı. Her geçen gün daha da kötüye giden akıl sağlığı, görüşleri ve iddia ettiği şeylerin yükü altında ezilen Dick’in her türlü paranormal deneyimleri onun yaratıcılığına zarar vermişti. 1970’lerde yazar, kendi yaşamının iki paralel zaman çizelgesini deneyimlemeye başladı. Düşünceleri 1974’te gazeteci Charles Platt’a “doğaüstü rasyonel zihin” olduğunu söylemesi üzerine istila edildi. Bunun birçok ismi vardı, ama başlıca VALIS olarak bilinir; Vast Active Living Intelligence System (Engin Aktif Yaşam Zekâ Sistemi) kısaltmasıdır. Ölümünden kısa bir süre önce yayımlanan 1981 tarihli romanı VALIS, yarı-otobiyografik eserlerinden birinin konusu olmuştur.

“Dick’in hikayeleri internet, sanal gerçeklik, yüz tanıma yazılımı, sürücüsüz otomobiller ve 3D baskının yaygın bir şekilde kullanılacağını öngörür nitelikteydi.” – Stan Nicholls

Dick’in görüşleri ister tıbbi gerçekliğe sahip olsun ister doğaüstü nitelikte olsun, açıkça bilinen tek şey Dick’in modern dünyanın habercisi olmama konusunda şaşırtıcı bir yeteneği olduğudur. Ünlü bilim kurgu ve fantezi yazarı Stan Nicholls, Dick’in çalışmalarının öngörülü olduğunu öne sürüyor çünkü çalışmaları geleceği o zamandan günümüze kadar araştırma niteliğine sahiplerdi. BBC Culture’a konuşan Nicholls, “Hikayeleri, internetin, sanal gerçekliğin, yüz tanıma yazılımının, sürücüsüz otomobillerin ve 3D baskının yaygınlığını öne sürüyor,” demişti. Aynı zamanda “Bilim kurgunun birincil amacının tahmin olduğu yanlış bir kanıdır; bu türün isabet oranı bu açıdan çok iyi değildir. En iyi bilim kurgu işleri gibi, hikayeleri de aslında gelecekle ilgili değildi, burayla ve şimdiyle ilgiliydi” sözlerini kullanmıştı. Gerçekten de Dick’in Savaş sonrası Amerika’nın günlük durumlarını yarattığı geleceklerine dahil etmesi, onun dünyalarının gerçeküstü bir aşinalığa sahip olduğunu gösteriyordu.

Bununla birlikte, belirli teknolojik ve toplumsal gelişmeleri de öngörme biçimi çarpıcı olma niteliğini korumaktadır. Philip K Dick’in Hayatı: Geleceği Hatırlayan Adam (2013) adlı biyografi kitabının yazarı Anthony Peake, “Dick’in geleceğin nasıl işleyeceğine dair birçok bilimsel imgesi vardı. Örneğin, reklamları doğrudan insanlara iletebileceğinize ve onları o kadar iyi tanıyıp pazarlamayı tam olarak beklentilerine göre hedefleyebileceğinize dair bir konsepti vardı. Bu tam da internette şu an yapılan bir şey” sözlerini kullanmıştı.

Peake burada, Dick’in herhangi bir hikayesinden bahsediyor olabilir; bu konuda en bilinir olan Steven Spielberg tarafından 2002’de sinemaya uyarlanan 1956 tarihli Azınlık Raporu hikayesidir. Ekran uyarlamaları, çalışmalarında reklamcılığın istilacı doğasına sık sık bağlı kalmıştır, ancak yazar temayı yalnızca bir arka plan estetiğinden (ekranda nasıl tezahür ettiği) çok daha ayrıntılı olarak araştırmıştır.

Örneğin, 1954’te yazılmış olan kısa öykü Sales Pitch’te agresif ama sinir bozucu bir şekilde kişiselleştirilmiş reklamcılık fikri, kendisini ısrarla hikâyenin kahramanı olarak pazarlayan çılgın bir makinede meyvelerini bulur. 1964’te yayımlanan romanı The Simulacra’da ise reklamcılık, mekanik sinek benzeri bir yaratık tarafından somutlaştırılmıştır. Romanda da yazdığı gibi, “reklam, sinek büyüklüğünde, girişi yapmayı başarır başarmaz mesajını vızıldamaya başladı. ‘Söyle! Bazen kendi kendine, bahse girerim restoranlardaki diğer insanlar beni görebilir!’ demedin mi?” Bu, sosyal medyada ortaya çıkan spam veya uyarlanmış reklamların fiziksel eşdeğeridir.

Dick’in politik fikirleri

Dick’in çalışmalarının da çoğu zaman politik bir boyutu vardı. Örneğin, Yüksek Şatodaki Adam, Nazilerin ikinci Dünya Savaşı’nı kazandığı alternatif bir tarih hayal ediyor. Gökteki Göz (1957) gibi daha az bilinen eserlerde siyaset daha çok onun dönemidir. Romanda, bir grup insan, arızalı bir parçacık hızlandırıcısı sayesinde, her birey tarafından çağrılan çeşitli farklı dünyalarda sıkışıp kalıyor. Anlatı, özellikle grubun komünist bir üyesi tarafından hayal edilen ve bu inanca tabi olduğu için laboratuvardan kovulan bir dünyaya odaklanıyor. Buradaki ters köşe, bariz abartılı Marksist eğilimlerle yaratılan dünyanın aslında, aynı zamanda bir komünist olan ama gizlice çalışan laboratuvar güvenlik şefinin ürünü olmasıdır. Kitap, Dick’in siyasetinin, hem dönemin McCarthy tarzı cadı avlarına hem de komünizmin daha evanjelik eğilimlerine yönelik saldırılarını iğnelediği için, solcu ya da sağcı görüşün basit bir tanımıyla basitleştirilemeyeceğini öne sürüyordu.

Dick bir simülasyonda var olduğumuzu savunuyordu. Elon Musk, son zamanlarda aynı fikri etkili bir şekilde destekleyerek tartışmalara neden oldu. – Anthony Peake

Dick tamamen düzen karşıtıydı: hikayeleri, özellikle gözetim söz konusu olduğunda, otoriteleri ve şirketleri sürekli olarak güçlerini kötüye kullandıklarını gösterir. Dünyaları aşırı metalaşmış ve vatandaşları materyalizme bağımlıyken, ünlüler, medya ve siyaset, genellikle ağır bir teknokrasi ve bürokrasi dozu ile tepesinde kâbus gibi otoriter senaryolar yaratmak için birleşir.

Bu bürokrasi, çalışmaları boyunca çeşitli biçimlerde kendini gösteriyordu. ABD’nin yine diktatörlük tarafından yönetildiği distopik bir 1988’de geçen 1974 tarihli “Aksın Gözyaşlarım” Dedi Polis adlı romanında, Jason Taverner adlı bir şarkıcı ve TV sunucusu, aniden artık ünlü olmadığı bir dünyada uyanır ve tutuklanıp çalışma kampına gönderilmekten kaçınmak için gereken birçok belgesi kayıptır.

Taverner, Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis’teki temel nokta kontrollerinin ve kordonlarının ötesine geçmek için mücadele edebilir, ancak diğer Dick karakterleri kendi evlerinde bile en temel şeyleri yapmak için mücadele eder. 1969 tarihli Ubik romanında, bir karakter, bozuk parayla çalışan mekanizmasıyla içeri girecek bozukluğu olmadığı için dairesinin kapısıyla tartışır. Kapıyı kırmaya çalıştığında kapı onu dava etmekle bile tehdit eder. Yaşanmış deneyimlerin her yönü Dick’in çalışmasında metalaşır, bu onun işlerini çok dokunaklı hale getirmektedir. Dick, kendi evlerimizin tüm olanaklarının bir jeton teklifi gerektirdiği bir ödeme duvarının geleceğini öngörüyor. Bugün bu teklif, bir bozuk paradan ziyade kişisel bilgi olsa bile.

Dick’in şu anda kabul ettiğimiz geleceği ön plana çıkarma yeteneğini bir kenara bırakırsak, en sinir bozucu vizyonu dünyanın kendisinin nihayetinde bir simülasyon olmasıydı. Dick’in gerçekliği zaten kırılgan ve karmaşıktı. Daha sonraki kitaplarının çoğunda, gerçekliğin bir cephe olduğu fikri baskın bir tema olarak büyüdü. Peake, “Dick bir simülasyonda var olduğumuzu savundu,” diyor. “Elon Musk, son zamanlarda aynı fikri etkili bir şekilde destekleyerek tartışmalara neden oldu.”

Vizyonları, inandığı gibi, simülasyondaki aksaklıkların veya solmakta olan zihinsel sağlığının bir ürünü olup olmadığı kesin olmasa da kesin olan bir şey var: Philip K. Dick’in çalışmalarının bugün kutlandığı dünya, bu en eşsiz ve istisnai yazarlar tarafından hayal edilenlere her zamankinden daha yakın hissediyor.

Yazar: Adam Scovell

Çeviren: İrem Nur Arslan

Düzenleyen: Melisa Çelik

Kaynak: BBC Culture

Leave a comment