Yukarıdaki videoda şair, sanatçı ve National Book Award sahibi ve ‘punk’ın tanrıçası’ olan Patti Smith Virginia Woolf’un 1931’de yazdığı deneysel roman Dalgalar’dan bir seçmeyi kendi oğlu Jackson ve kızı Jesse’nin çaldığı gitar ve piyano eşliğinde okuyor. Okuma, Patti Smith’in 1965 ve 2007 arasındaki fotoğraf ve çizimlerinden oluşan ve 2008’de Paris’teki Fondation Cartier Pour L’art Contemporain’de gerçekleşen ‘Land 250’nin açılışına damga vuruyor.

Okuma kelimesine yukarıdaki alıntıda yer verdim çünkü Smith sadece Woolf’un romanından çok kısa bir pasaj okuyor. Geri kalan Smith’in kendi sesinden olan dramatik performans muhtemelen bir doğaçlamadan ibaret. Bu doğaçlamada da muhtemelen serginin açılışının Woolf’un intihar ile ölümünün 67. yıl dönümünde olması sebebiyle Woolf’a saygısını naklediyor. Woolf’un ölümünün üzerine Smith, “Bunu üzücü olarak görmüyorum. Bu günün sadece Virginia Woolf’un hoşçakal demeye karar verdiği gün olarak düşünüyorum.Bu yüzden biz bu günü kutlamıyoruz, biz sadece bu günü kabulleniyoruz. Bu geceye bir isim vermem gerekirse bu isim ‘Wave*’ olurdu. Virginia’ya doğru el sallıyoruz.

Smith’in o akşam için olan isimlendirmesi önemli. Smith, 1979 yılındaki albümünü ‘Wave’ olarak isimlendirmiştir ve bu albüm 80’li yıllarda verdiği aradan önceki son albümdür. Aynı zamanda sergisinde Woolf’un Sussex inzivasındayken Monk’un evinde çekilen bir takım güzel fotoğraflar da bulunmaktadır. Performansı seslerin alışıldık olmayan karmaşası gibi de görülebilse de, kendi eserlerinde zamanın ve mekanın bariyerlerinin ötesinde ortaklaşan ayrı zihinleri araştırmış olan Woolf bundan keyif alabilirdi. Smith, Woolf’a olan minnettarlığını dışa vururken, iyi bağlantılara sahip ve sanatçı bir ailenin kaymak tabaka Bloomsbury kızının Aşağı Doğu Yakası’ndan Chicago’lu ve işçi sınıfından bir punk-şairi konusunda ne düşüneceği merak uyandırıyor. Tabii ki bunu bilmek imkansız, yine de onların Woolf’un ‘Dalgalar’ı sayesinde bir araya gelmesi yerinde görünüyor.

Woolf’un bir oyun-şiir (playpoem) olarak adlandırdığı romanı altı karakterin seslerini harmanlıyor ama Woolf onları hiç de karakter olarak düşünmemiş, daha büyük sürekli değişken olan bir bütünün parçaları olarak görmüştür. Bir mektubunda yazdığı gibi:

Altı karakter aslında bir olmalıydı. Artık yaşlanıyorum, seneye 50 yaşında olacağım, ve şu an yaşamakta olduğum bedenin sahibi ve özel olan Virginia ayrı ayrı her çeşit duyguya karşı şiddetle duyarlı olsa da kendimi bir Virginia’ya toplamakta gittikçe daha çok zorlanıyorum. Bu sebeple devamlılık hissini göstermek istedim.

Woolf’un akıl sağlığı konusundaki spekülasyonlar bir kenara, Woolf ölmeden önce mektuplarındaki, günlüklerindeki ve Leonard Woolf’a yazdığı dokunaklı mektubunda seslere olan referansları aynı zamanda sanatının açıklamasıdır. Sanatı hiçbiri baskın olmayacak şekilde diğerlerinin iç seslerini kucaklamaktadır. Ben, Woolf’un Smith’in sertliğinden keyif alabileceğini düşünmeyi seviyorum. Çünkü bir şekilde Virginia Woolf punk’ı ve Patti Smith’i öngörmüştü.

Aşağıdaki videoda yer alan kendi sesinden Woolf’un ingilizce dilindeki kelimeleri “Saf İngilizce Topluluğu kurarsanız, size saf olmayan İngilizce için bir topluluk kurarak dargınlıklarını gösterecek olan iflah olmaz berduşlar” olarak tanımladığını ve “onların yüksek düzeyde demokratik” dediğini duyabilirsiniz.

Aşağıdaki kayıt Woolf’un ölümünden bir yıl sonra yayınlanmış koleksiyonu  ‘Güvenin Ölümü’ içinde yer alan bir denemeden geliyor. Bu konuşma ‘Sanatkarlık’ olarak adlandırılmış ve 1937’den bir BBC radyo yayınının bir parçası. Kayıt aynı zamanda Woolf’un geriye kalmış olan tek ses kaydı.

 

*Virginia Woolf’un Türkçe’ye Dalgalar olarak çevirilen romanının orijinal adı The Waves. ‘Wave’ İngilizce’de aynı zamanda el sallamak anlamına geliyor.

Yazar: Josh Jones

Çevirmen: Ersin Ersözlü

Kaynak: http://www.openculture.com/2013/01/watch_patti_smith_read_from_virginia_woolf_and_hear_the_only_surviving_recording_of_woolfs_voice.html