Emmeline Pankhurst, en büyük kızı ve birkaç yerel sosyalist kadın, 1903’te Kadınların Sosyal ve Ekonomik Birliği’ni (KSEB) kurdu. Amaçları kadınların mecliste oy kullanabilmeleri için mücadele etmekti.

İçinde sadece kadınların olduğu KSEB oy için mücadele veren çok çeşitli grupların arasında en meşhur olanı olmuştu, üyelerine süfrajet dendi ve Pankhurst ismi oy hakkı mücadelesiyle bir anılır oldu.

KSEB’in ilham verici lideri Emmeline Pankhurst ve baş stratejisti Christabel oy hakkı kampanyası boyunca her zaman kadınların oy hakkını ön plana koyarak oldukça yakın çalıştılar. İkisi de karizmatik birer figür ve güçlü birer konuşmacıydı. “Ayaklanın kadınlar!” çağrıları ile yüzlerce kadını demokratik haklarını talep etmeye çağırdılar. 

Ancak süfrajet kampanyasının hikayesi sadece birinci dalga feminizmin hikâyesi değil; aile içi anlaşmazlıkları ve feminizmin farklı yaklaşımlarını da anlatan bir hikâyedir. 

Pankhurstlerin aile hayatı ve süfrajet kampanyasıyla ilgili en etkili hikaye Sylvia Pankhurst’ün ilk olarak 1931’de sonra tekrar 1977’de basılan “Süfrajet Hareketi” adlı kitabıdır. Sosyalist feminist bir perspektiften yazılmış kitap Sylvia’nın, annesinin Christabel’i favori çocuğu olarak gördüğü ve akrabalarıyla KSEB’in yöntemleri hakkında anlaşmazlıklarıyla dolu olan mutsuz çocukluğunu anlatır. 

Pankhurst kadınlarının üçü de Bağımsız İşçi Partisi’nin üyeleriydi ama Emmeline ve Christabel, BİP’in cinsiyet eşitliğini desteklediğini iddia etmesine rağmen kadınlara asla gereken önceliği vermemesi üzerine hayal kırıklığına uğradılar. 1907’de BİP’ten ayrılmaları Sylvia’yı derinden sarstı. O KSEB’i sosyalist harekete bağlamak istiyordu. Sylvia sonradan kardeşini Süfrajet Hareketi’nde annesinin sosyalizmin doğruluğundan sapmasına yol açan şeytani bir ayartıcı olarak betimledi. Ayrılıkçı feminist Christabel’i muhafazakâr parti taraftarı olarak tanımladı.

Pankhurst kadınları arasındaki ideolojik farklılıklar burada son bulmadı. Sylvia 1913’te Doğu Londra’da bir grup insanla beraber kendi feminizm ve sosyalizmini birleştirmeye çalıştı. Doğu Londra Süfrajet Federasyonu her ne kadar KSEB’e bağlı olsa da kendi çizgisinde ilerledi. Federasyon ne İşçi Partisi’ne ne de İşçi Partisi’nin kadınların oy hakkı mücadelesine yanaşmayan adaylarına karşı hareket etti. Bu politika Christabel ve annesi için fazlaydı. 1914 başlarında Sylvia KSEB’den atıldı. KSEB’i aşırı seçkinci ve gerek proleter gerek sosyalist kadınları çekmeyecek bir yapı olarak tasvir etti. 

Christabel’i Yeniden Düşünmek

Sylvia’nın reddedilmiş bir evlat ve öfkeli bir sosyalist olarak yazılmış olan kitabı 70’lerde Birleşik Krallık’ta kadın tarihini geliştirmekte etkili olan sol yanlısı feminist tarihçiler tarafından ilgi ile karşılandı. Süfrajet hareketi etkinliklerin klasiği haline geldi, tartışılmadan ve çok nadir sorgulanarak kabul edildi ama anlatılacak başka hikayeler de vardı.

Son kitabım olan Christabel Pankhurst’un Biyografisi’nde onun Sylvia’nın iddia ettiği gibi muhafazakar olmadığını kanıtlamaya çalıştım. O, kadınların Kral Edward döneminde erkeklere bağlı (sosyalist erkekler de dahil) bir statüleri olduğuna inanan bir feministti. Bundan ötürü, ayrılıkçı ve sadece kadınları bünyesinde barındıran KSEB’ i kızkardeşlik hissini güçlendirecek önemli bir araç olarak görmüştü. KSEB onlara kendi ayakları üzerinde durabilme gücünü ve isteklerini ifade edebilme cesaretini veriyordu.

Christabel, 1960’ların başında Batı Avrupa ve Amerika’da kadın hareketinin ikinci dalgasında sözü geçmeye başlayan “radikal feminizmin” öncüsüydü. Böylece onun izinden gelen ikinci dalga feministler gibi erkek egemen dünyada erkeklerin gücüne vurgu yaptı ve sadece kadınları barındıran bir hareketin kadınların bilinçlenmesindeki önemini vurguladı. Kadınların farklılıklarından önce ortak noktalarına öncelik verdi ve kadınları sosyal statü, siyasi eğilim ya da sosyalizmden öne koymak gerektiğine inandı.

Feminist bakış açısının anlatımı Christabel’in süfrajet hareketi boyunca yazdığı birçok makalede ve ilk olarak 1959’da ölümünden bir yıl sonra “ Zincirleri Kırmak: Oy Hakkını Nasıl Kazandık?” adıyla yayınlanan anı defterinde bulunabilir. Zincirleri Kırmak, gerçekçi üslubuyla Sylvia’nın Süfrajet Hareketi’nin edebi dengi olamazdı. Bununla beraber Christabel, oy hakkının kadınlardan esirgenmesinde vücut bulan ikinci sınıflık damgasından kurtarma isteği hakkında tutku ve kararlılıkla yazdı. Bütün kadınların “bir tek bağımsız güç” olarak birleşmesinin, en azından merkezi düzeyde KSEB ve BİP arasındaki bağın kopmasının asıl sebebi olduğuna vurgu yaptı. Zincirleri Kırmak’ın ilerleyen bölümlerinde ise Christabel, kendi önemini küçümseyip güçlü bir şekilde bağlı olduğu annesinin oynadığı cesur role dikkat çekti.

Emmeline ve Christabel’in biyografilerini araştırdığım esnada bu anı yazılarını karşılaştırmak kolay değildi. Ama geniş bir temel kaynak yelpazesinden yararlanmam buradaki temaların bir kısmını açıklığa kavuşturdu. Emmeline Pankhurst asla Sylvia’nın tasvir ettiği zayıf lider olmamıştı. Güçlü, tutkulu, şevkli ve kararlıydı; süfrajet kampanyasının kargaşalı yıllarında 13 kez tutuklanmıştı. Her siyasetten kadını KSEB’e çekmek isteyen etkileyici, zeki Christabel ise bir muhafazakâr değildi. KSEB de proleter ve sosyalist kadınları çekmeyi başarabiliyordu.

Azimli Pankhurst kardeşlerle ilgili ayrıntılar, belki de geçmişten günümüze feministleri ayıran fikir ayrılıklarını bu ailenin içinde görebilmemizden ötürü, uzun yıllar insanların ilgisini çekti. Ama anı yazıları da kardeşler arasındaki rekabetin anlattıkları hikâyeleri nasıl şekillendirebildiği üzerine önemli sorunları göz önüne çıkarıyor.

 

Yazar:  June Purvis

Çevirmen: Sıla Mutlu

Kaynak: The Conversation