Palyaçoların bizi korkutmasının altında yatan psikolojik etken

Palyaçoların bizi korkutmasının altında yatan psikolojik etken

Hollywood uzun zaman boyunca palyaçolara olan karmaşık duygularımızdan yararlandı, 2019 sonbaharının film listesi de bundan şaşmış değil. 

Joaquin Phoenix’in oynadığı, Batman’in deli, ezeli düşmanı Joker, 4 Ekim 2019’da sinemalara giren kendi doğuş hikayesi ‘‘Joker’’ın anti-kahramanı. Eylülde ise Stephen King’in kötü palyaçosu Pennywise, ‘‘O Bölüm 2’’ ile iki yılda ikinci kez ekranlarda göründü.

Peki, çocukların doğum günü partilerinin vazgeçilmezi nasıl saf kötülüğün vücut bulmuş haline dönüştü?

Aslına bakarsanız 2008’de İngiltere’de yürütülen bir çalışma, çocukların ancak çok azının palyaçolardan hoşlandığını gösterdi. Çalışma, ayrıca çocukların hastane odalarını palyaço fotoğraflarıyla dekore etmenin koruyucu hissettiren bir alanın tam tersini oluşturabileceği sonucuna da ulaştı. Çoğu insanın Ronald McDonald’dan nefret etmesine şaşmamalı.

Ama, bir psikolog olarak, ben sadece palyaçoların bizi korkuttuğunu göstermekle değil, onları neden bu kadar rahatsız edici bulduğumuzla da ilgileniyorum. 2016’da, öğrencilerimden biri olan Sara Koehnke ile New Ideas in Psychology dergisinde “On the Nature of Creepiness” (Ürperticiliğin Doğası Üzerine) adlı bir çalışma yayımladık. Çalışma, özellikle palyaçoların ürperticiliğini soruşturmasa da keşfettiklerimizin çoğu bu ilginç olayı açıklamamıza yardımcı olabilir.

Palyaçoların yürüyüşü

Palyaçovari karakterler bin yıllardır aramızdalar. Tarihsel olarak soytarılar ve palyaçolar, hicvin ve güçlü insanlarla dalga geçmenin aracı oldular. Onlar, iç dökmek için bir güvenlik vanası işlevi gördüler ve onlara benzersiz bir ifade özgürlüğü verildi -bir komedyen olarak değerleri, yüksektekilere verdikleri rahatsızlığa ağır bastığı sürece.

Soytarıların ve diğer alaycı insanların tarihi en az antik Mısır’a kadar uzanır ve İngilizce’de “clown” kelimesi ilk olarak 1500’lerde Shakespeare’in birkaç oyununda budala karakterleri betimlemek için kullanmasıyla ortaya çıkmıştır. Bugün bildiğimiz sirk palyaçosu ise -boyalı yüzü, peruğu ve bol kıyafetleriyle- 19. yüzyılda ortaya çıktı ve son 150 yılda pek az değişime uğradı.

Kötü palyaço unsurunun edebiyatta kullanımı da yeni bir şey değil. 2016’da yazar Benjamin Radford, palyaçoların tahmin edilemez, tehlikeli yaratıklara dönüşünün tarihsel evrimini takip ettiği “Bad Clowns”ı (Kötü Palyaçolar) yayımlamıştı.

Ürkütücü palyaço kişiliği ise seri katil John Wayne Gacy yakalandığında gerçekten anlam buldu. 1970’lerde Gacy çocukların doğum günü partilerinde ‘‘Palyaço Pogo’’ olarak ortaya çıkmıştı ve düzenli olarak da palyaço tabloları yapardı. Yetkililer onun, çoğunu Chicago taşrasındaki evinin döşeme altındaki boşluğuna gömdüğü en az 33 kişiyi öldürdüğünü keşfettiklerinde, palyaçolar ve tehlikeli psikopatik davranışlar arasındaki bağlantı sonsuza kadar Amerika’nın ortak bilincine kazındı.

Daha sonra, 2016 yılında birkaç ay boyunca ürkütücü palyaçolar Amerika’da korku saçtı.

En az 10 eyaletten ihbarlar alındı. Florida’da şeytani görünümlü palyaçolar yol kenarlarında gezinirken görüntülendi. Güney Karolina’da palyaçoların kadınları ve çocukları ormana çekmeye çalıştıkları bildirildi.

Bu olayların hangilerinin şaklabanlık hikayeleri, hangilerinin gerçekten korkutucu kaçırma teşebbüsleri oldukları belli değil. Yine de failler, birçok çocuğun ve azımsanamayacak sayıda yetişkinin bir palyaço görünce yaşadığı ilkel korkudan faydalanıyor gibi görünüyor.

Ürkütücülüğün doğası

Psikoloji, komiklik ve şaka yaptığını varsaydığımız palyaçoların neden çoğu zaman içimizi ürperttiğini açıklamamıza yardımcı olabilir.

Araştırmam, ürkütücülük üzerine yapılmış ilk ampirik çalışmaydı ve içimden bir ses ürkütülmüş hissetmenin bir insana veya duruma nasıl karşılık vereceğinden emin olamamanın belirsizliğiyle ilgili olabileceğini söylüyordu.

Çevrimiçi bir anketi doldurmak için yaşları 18 ile 77 arasında değişen 1,341 gönüllü topladık. Anketin ilk kısmında katılımcılarımız, farazi bir “ürkütücü insanın” tuhaf göz temasları ya da görünür dövmeler gibi fiziksel özelliklerle örneklenebilecek 44 farklı davranışı gösterme olasılığını seçtiler. Anketin ikinci kısmında katılımcılar, 21 farklı mesleğin ne kadar ürkütücü olduğunu seçti ve üçüncü kısımda düpedüz ürkütücü buldukları iki hobiyi listelediler. Son kısımda ise katılımcılar, ürkütücü insanların doğası hakkında verilen 15 ifadeye ne kadar katıldıklarını açıkladılar.

Sonuçlar, ürkütücü olarak algıladığımız insanların kadınlardan çok erkekler olduğunu, öngörülemezliğin ürkütücülüğün önemli bir parçası olduğunu ve tuhaf göz temaslarının ve diğer sözel olmayan davranışların ürkütücülük dedektörlerimizi büyük ölçüde harekete geçirdiğini gösterdi.

Pörtlek gözler, acayip bir gülümseme ya da aşırı uzun parmaklar gibi tuhaf fiziksel özellikler, kendi başlarına birini ürkütücü bulmamıza sebep olmadı. Ama tuhaf fiziksel özelliklerin varlığı, ısrarla konuşmaları tuhaf cinsel konulara çekmek veya ofise sürüngen getirmeme politikasını yanlış anlamak gibi bir insanın gösteriyor olabileceği başka ürkütücü eğilimlerin daha çok göze batmasına sebep olabilir.

İnsanlardan farklı mesleklerin ne kadar ürkütücü olduğunu seçmelerini istediğimizde ürkütücülük listesinin başına yükselen, doğru tahmin ettiniz, palyaçolardı.

Sonuçlar, benim ürkmenin tehdidin belirsizliğine bir tepki olduğunu ve sadece tehdidin belirsizliğiyle yüzleştiğimizde ürperdiğimizi söylediğim teorimle uyumluydu.

Örnek olarak ürkütücü enerji yayan biriyle olan bir konuşmanın ortasında kaçmak kaba ve tuhaf olurdu; ama aynı zamanda içgüdülerini görmezden gelmek ve o kişiyle iletişime geçmek, o kişi gerçekten bir tehditse riskli olabilirdi. Belirsizlik sizi olduğunuz yerde dondurur, rahatsızlığın içinde yuvarlandırır.

Bu tepki, insanların hissetmeye evrilmiş olduğu ve tehlikeli olabilecek bir durumdayken “ürpermenin” tetikte kalmayı sağladığı bir adaptasyon olabilir.

Palyaçolar neden ürkme alarmımızı tetikler?

Çalışmamızın sonuçları ışığında onları ürkütücü bulmamız pek şaşırtıcı değil denebilir.

Rami Nader, koulrofobi, herhangi bir mantığa dayanmayan palyaço korkusu, üzerine çalışan Kanadalı bir psikolog. Nader, palyaço fobisinin palyaçoların gerçek kimliklerini ve duygularını gizleyen makyaj ve kostüm kullanmasından beslendiğine inanıyor.

Bu, benim palyaçoların etrafını saran ve tabiatlarından gelen belirsizliğin onları ürkütücü yaptığı hipotezimle mükemmel bir şekilde uyumlu. Mutlu gözüküyorlar, ama gerçekten öyleler mi? Ve muzipler, bu da insanları sürekli tetikte tutuyor. Bir palyaçoyla gösterisinde etkileşime giren insanlar, yüzlerine bir pasta mı yiyecekler yoksa küçük düşürücü bir şakanın kurbanı mı olacaklar asla bilemiyorlar. Palyaçonun oldukça tuhaf fiziksel özellikleri -peruk, kırmızı burun, makyaj, tuhaf giysiler- ise sadece palyaçonun bir sonraki hareketinin belirsizliğini artırıyor.

Bizi ürküten kesinlikle başka tipte insanlar da var, tahnitçiler ve mezarcılar ürkütücü işler spektrumunda kendilerini bolca gösterdiler. Fakat, palyaçolara istemsizce bahşettiğimiz ürkütücülük seviyesine taliplerse çok çalışmaları gerekecek.

Başka bir deyişle karşılamaları gereken büyük beklentiler var.

Bu, orijinal olarak 26 Eylül 2016’da paylaşılan bir makalenin güncellenmiş halidir.

Yazar: Frank T. McAndrew

Kaynak: The Conversation

Çeviren: Gökçe Kocaoğlu 

Düzenleyen: Sude Özkan

Leave a comment