Orta Çağ’da mahkeme savaşları: Tanrının yargısı efsanesi

Orta Çağ’da mahkeme savaşları: Tanrının yargısı efsanesi

Orta Çağ’da mahkemedeki karmaşık anlaşmazlıklar sıklıkla tarafların yaptığı bir düello ile “tanrının yargısı” denilen karar ile açıklığa kavuşturulurdu. Ancak bu yargılama yöntemi düşünülenden daha farklı ilerledi. Peki efsanenin arkasında yatan sır nedir?

Zwei Ritter in Rüstung im Zweikampf

Resimdeki “tahta ile çevrili” alanda iki savaşçı bulunuyor. Hans Talhoffer’ın eskrim kitabından illüstrasyon, 1467, Wikimedia commons aracılığıyla kamu malıdır.

Münih’te bu tarz düellolara nadiren rastlanırdı: 4 Şubat 1370’te bugünkü Marianplatz olarak bilinen şehrin meydanının ortasında iki şövalye kılıçlarını birbirleriyle çarpıştırırdı. Svabyalı Theobald Giß von Gießenberg ve Baveryalı rakibi Seitz von Altheim için o gün çok tehlikeli bir oyun vardı. Bu düelloda her ikisi de canla başla Bavyera dükünün, tüm bulunan şövalyeler ve asilzadeler ve hepsinden de önemlisi tanrının huzurunda suçsuzluklarını kanıtlamak zorundaydı.

Orta Çağ’da, düellolar mahkemede yasal anlaşmazlıkları çözmek için Avrupa çapında gerçekleşen yaygın bir yöntemdi. Klagenfurt Üniversitesi Ortaçağ Tarihi Profesörü Dr. Christian Jaser bu konu hakkında “özellikle de gerçeklerin belirsiz olduğu davalarda, düellolar mahkemede gerçeği bulmakta hizmet ettiğini, mahkeme savaşları ideal bir şekilde net bir kararın getirilmesinde özellikle de kanıtlar ya da şahitler tarafından karmaşıklığa sebep olan davalarda etkili olduğunu, düellolarda bir mağlup ve bir de galip tarafın olduğunu, mağlup gelen tarafın davayı da kaybeden taraf olduğunu, sürekli bir düellonun sonucu tanrının yargısı olarak görüldüğünü, İncil’deki eserlerdeki düşüncelerde, kazanan savaşçının tanrı tarafından seçildiğini” dile getiriyor.

Mahkeme savaşları ne kadar yaygındı?

Yargı düellolarının kökeni Germen kültürüne dayanmaktadır. Mahkeme savaşları zaten Bavyeralıların ve Svabyalıların erken ortaçağ soylarının haklarına bağlıydı. Holmgang da Kuzey Avrupa’da yaygın olarak görülmüş ve aynı şekilde anlaşmazlıkları açıklığa kavuşturmak için ortaçağda mahkeme savaşlarında önde gelen bir çeşit hukuk düellosu olarak bilinir. En geç Frenk İmparatorluğunun genişlemesiyle ve Avrupa’nın 7. ve 8. yüzyıllarda Hristiyanlaşmasıyla birlikte Batı Avrupa’da da yargı düellolar görülmeye başlanmıştı.

Porträt von Hans Talhoffer

Talhoffer (c. 1420- c. 1490), 15. yüzyılda yargı düelloları üzerine birkaç eser yazan bir Alman eskrim ustasıydı. Mahkeme savaşları için en sık kullanılan resimsel kaynaklar arasında Hans Talhoffer’in eskrim kitapları bulunmaktadır. Kendi ifadelerine göre, Talhoffer ayrıca ücret kavgası adı altında birkaç kez mahkeme kavgalarına katıldı. Hans Talhoffer’ın eskrim kitabından illüstrasyon, 1467, Wikimedia commons aracılığıyla kamu malıdır.
Mahkeme savaşlarının Avrupa’da veya Almanca konuşulan ülkelerde ne kadar yaygın olduğu tartışılmalıdır. Pr.Dr. Jaser: mahkeme geleneklerinin çok farklı olduğunu özellikle bugün ki güneybatı Almanya ve Frankonya’dan kalma mahkeme savaşlarının nasıl işlenildiği ile ilgili oldukça detaylı birkaç yazı olduğunu söylüyor. Ancak, bunların günlük hukuksal yaşamı ne ölçüde yansıttığı bilinmediğini de ekledi. Edebiyatta sıklıkla bu düellolar abartılı bir şekilde tasvir edilmiş. Orta çağ hukuk geleneklerinden araştırma edebiyatına ve modern edebiyata uzanan hatta şu anki film ve dizilerde görebileceğimiz bir eğilim.

Yapılan son araştırmalara göre düelloların düşünüldüğünden daha az sıklıkla yapıldığı varsayılmaktadır. Pr. Dr. Jaser, “Düellolar erken orta çağda ve yüksek orta çağda bile son çare olarak görülmesi daha olasıdır” diyor. Bu yüzden yönetmelik süreci, düelloları hemen tercih etmemeye yönelik tasarlanmıştı. Yönetmelik aşamalarında her zaman geri çekilme yer alıyordu ve düello yerine anlaşmaya gidilebilirdi. Dizi ve Hollywood filmlerindeki mahkeme savaşlarının modern yorumlarının önerdiği gibi, yaşam ve ölüm için yapılan spontane gelişen düellolar bu nedenle nadiren mahkemelerin gündemindeydi. Jaser, “Her şey hayal ettiğimizden biraz daha farklı seyretti” diyor.

Hırsızlık, cinayet ve diğer suçlar

Hangi davalar bu düello ile sonuçlanırdı peki? “Avrupa’da düello ile sonuçlandırılacak suçlar bölgelere göre farklılık gösterirdi. Ama genel olarak ağır suçlar düello ile karara bağlanırdı.” açıklamasında bulunuyor Jaser. Mülke ve yaşama hakkına saldırı, soygun, yaralama, cinayet veya tecavüz gibi suçlar düelloya tabi tutulabilirdi. Özellikle Geç Orta Çağ’da hakaret davaları da genellikle düelloların olmasına bir sebepti.

1370’ teki Münih’ te yapılan düellonun sebebi bir soygun suçu idi: Theobal Giß von Gießenberg ve Seitz von Atheim birbirlerini hırsızlıkla suçlamışlardı. Tarafların her ikisi de mahkemede anlaşmaya varamadıkları için karar, tanrının yargısı ile açıklığa kavuşturulmalıydı. İki tarafında mahkeme savaşını kabul etmesiyle prosedür resmi olarak gerçekleşti.

Gerichtskampf Gemälde

Mahkeme savaşları genellikle halka açık yerlerde yapılırdı. Bu resim, 1409’da Augsburg’da bir düelloyu göstermektedir. Genç Jörg Bräu ve Paulus Hector Maır’ın resimlerinin fotoğrafı, 1544 dolayları, Wikimedia commons aracılığıyla, kamu malıdır.

Bir eldivenden düello yapılacak alana kadar “Bir Mahkeme savaşı belli kurallar çerçevesinde yapılmalıdır.” Yani örneğin karşı tarafın yemini ya da bir hâkimin kararı sorgulandıktan sonra, mahkeme savaşları birkaç prosedürün yerine getirilmesini ön görmüştü.” Öncelikle bahsi geçen savaş piyonlarının teslim edilmesi gerekiyordu” diyor Jaser. Genellikle meşhur eldiven tedarik edilirdi. Daha sonra garantörler ve finansal gereksinimler sağlanmalıydı. Bununla birlikte tarafların uyması gereken birkaç haftalık bir hazırlık süreci vardı. “Sürekli olarak düelloyu geciktirmeyi veya önlemeyi amaçlayan prosedürler engellenirdi.”

Taraflar düello başlamadan fikirlerini hala değiştirmedilerse önceden planlandığı gibi düello gerçekleşirdi. “Bu düello bir mahkeme Lordunun gözetimi altında gerçekleşen kontrollü bir çeşit şiddetti” diye ekliyor Jaser. Sadece adli amirin bizzat kendisi tarafınca kontrol altında değildi aynı zamanda seyirciler ve bahsi geçen Grießwartl ile mücadeleyi gözlemleyen ve kurallara uyulmasını kontrol eden kendi yarışma personeli tarafınca da kontrol altına alınıyordu.

Düello Bariyerler ile çevrili bir alanda gerçekleşti. Bu ahşap tahta parçası Münih meydanı gibi halka açık geniş bir alanda yapılacak düellonun alanını belirlerdi. Bu alanda genellikle haklarını savunup rakiplerini yere sermeyi başaranlar soylular olurdu. Diğer halk sınıflarının da düellolar ile savaştığını kanıtlayan deliller var olduğunu söylüyor Jaser. Bir çok şehirde, özgür vatandaşlar da düellolar ile yüzleşme hakkına sahipken, köylü sınıfında da benzer bir uygulama pistonlu mahkemeler olarak adlandırılan düellolar vardı.

Kadınların da mahkemelere katılmasına izin verilirdi. Hans Talhoffer’in 1467’de yayımlanan eskrim kitabında bir kadın ve erkek arasında gerçekleşen düello, çizim ile desteklenerek ayrıntılı bir şekilde anlatılmış. Resmedildiğine ve anlatılana göre adam için bir çukur kazılır ve savaş boyunca oradan mücadele etmek zorunda kalır ve savaş bitene kadar olduğu çukuru terk etmesi yasaktır. Bu kadınla erkek arasındaki fiziksel dengeyi sağlamak için yapılmıştır. Bir bakıma kavgaların da bir adalet duygusu olduğunu söylüyor Jaser. Örneğin; yaşlı, hasta ya da herhangi bir engeli bulunan kişiler kendi yerlerine para karşılığında tuttuğu birini düelloya gönderebilirdi.

Gerichtskampf Mann gegen Frau

Erkekler ve Kadınlar arasında gerçekleşen düellolar orta çağda da yaygındı. Daha fazla adalet için erkekler genellikle bir engel ile rekabet etmek zorunda kaldılar. Hans Talhoffer’ın eskrim kitabından illüstrasyon, 1467, Wikimedia commons aracılığıyla kamu malı.

Tanrı yargılarının sonu

İki şövalye; Von Gießenberg ve von Altheim, ücretli savaşçılar yerine kendileri birebir karşı karşıya geldiler. Önce at sırtında sonra kılıç, hançer ve mızraklarla teke tek savaştılar. Yarım saatten fazla bir mücadele sonunda von Altheim onu hançerlemiş olmalı ki rakibini ölümcül bir şekilde yaraladı. Böylece Seitz von Altheim kendi masumiyetini kanıtlamış oldu. Kavgaların her zaman ölüm kalım meselesi olması ortaya mahkeme savaşlarının edebi dramatizasyonlara borçlu olmasını rivayet ediyor Jaser,, “kılıçla birebir yapılan her düelloda ölüm göz ardı edilmese de aslında her düello ölümle sonuçlanmıyor.” diyor. Mevcut varsayımlara göre, bu durum gerçekte daha az rastlanırdı.

Hukuki bir düellonun ne sıklıkla tanrının kararı olarak görüldüğü de tartışılmalıdır. Bununla birlikte, düello kaderini su testi veya kazan yakalama gibi diğer ilahi yargılarla paylaşır: Mahkeme savaşları da daha sonraki Orta Çağ’da bir düşüş yaşadı. Zaten 1215’ te 4. Lateran Konseyinde kilise tarafından düelloları yasaklanırdı. Laik hukuk uygulamasında mahkeme savaşlarının uzun sürmesine rağmen yine de burada da yavaş yavaş ortadan yok oldu. 15. Yüzyılda birkaç büyük savaşta son mahkeme savaşları belgelendi.

Jaser,, “Geç Ortaçağa doğru Tanrıya meydan okuma ve onu bir karar vermeye zorlama fikri daha fazla eleştiriye maruz kaldı” diyor. Ayrıca bu süre zarfında gerçeği açığa çıkarmak için alternatif yöntemler bulmak çok yaygınlaşmıştı. Örneğin tanıkların sorgulanması özellikle de kötü şöhretli Engizisyon tarafından zorlananlar gerekir se de işkence ile sorgulanmaların hızlandırılması. Bu yeni metottan Giesenberg şövalyeleri mi yoksa Altheim şövalyelerinin mi faydalanacağı tartışmalıdır. Christian Jasere göre bunu bilmek elimizde değil hukuki bir açıdan bakıldığında bu rasyonellikte oldukça büyük bir ilerlemeydi.

Yazar: Markus Röck

Çeviren: Hava Tanrıverdi

Düzenleyen: İsmail Çiçek

Kaynak: National Geographic

Leave a comment