Amerikan video platformu artık Fransız sinemasının bir numaralı düşmanı olarak görülmüyor. Tersine Fransız klasiklerini giderek daha fazla yayınlıyor.

Claude Chabrol’un ‘Madame Bovary’, ‘Merci pour le chocolat’ (Sıcak Çikolata) ve ‘La Cérémonie’ (Seremoni) dahil olmak üzere sekiz filmi daha 15 Şubat Pazartesi günü itibariyle Netflix’te yayınlanmaya başladı. Tıpkı rakipleri gibi Amerikan yayın platformu da Covid-19 salgınına tedbir olarak alınan kararlardan biri olan çeşitli ülkelerdeki sinemaların kapanmasından gözle görülür bir şekilde yararlanıyor ve aboneler toplamaya devam ediyor: Netflix platformunun 200 milyondan fazla aboneye ve aynı şekilde Disney+ platformunda da yaklaşık 160 milyon aboneye sahip olması buna örnek olarak verilebilir. Netflix, kısa süre önce Paris’teki Sinematek’in destekçisi haline geldikten sonra, Fransa’daki sinemayla ilişkilerinin pozitif bir hale gelmesinin bir işareti olarak Fransız klasikleri kataloğunu daha da genişletiyor.

İki yıl önce, Alfonso Cuaron’un bir Netflix yapımı olan Roma filmi, üç Oscar kazandı. MK2 salonlarının genel müdürü Nathanael Karmitz, bu platformlara “avcı” benzetmesini yaptı. Fakat o benzetmeden bu zamana kadar köprünün altından çok sular aktı. Çünkü bugün, Netflix platformu ve MK2 salonları ortak çalışıyor ve Amerikan devi, özellikle kapalı olan sinemalar karşısında artık sinemaların düşmanı veyahut mezarcıları olarak görülmüyor.

“Sinema salonlarının sunduğu her şeyden önce bir eserdir. Ama aynı zamanda da bir filmin kolektif deneyimdir” diyen ve Netflix’in bu deneyimi asla sunamayacağını söyleyen Fransa Ulusal Sinemalar Federasyonu genel delegesi Marc-Olivier Sebbag, “Sözgelimi, evde yemek yemeniz, restorana gidemeyeceğiniz anlamına gelmez. Televizyonda veya bir platformda film izliyor olmak da artık sinematografik deneyimi yaşamayacağınız anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Fransız sinemasına finansal katkı

Bir başka konu ise, ‘SMAD kararnamesi’ olarak bilinen ve Netflix gibi platformların Fransa’daki yıllık cirolarının yüzde 20 ile 25 kadarını Fransa’daki bağımsız ve orijinal eserlerin üretimine ayırmak zorunda bırakacak olması kararnamenin yürürlükte olması. Ancak, Netflix&Cie Les coulisses d’une (r)evolution kitabının yazarı Capucine Cousin’e göre, Netflix’in patronu Reed Hastings’in Fransız sinemasına olan bir anlık tutkusunun perde arkasında şunlar mevcuttur: “Reed Hastings’in asıl bakış açısı, her zaman yerel yönetmenlerle, belirli ülkelerdeki hikayelerle yerel yapımlar yapmak, o ülkenin izleyicilerinin ilgisini yakalamak bu sayede de Netflix’in piyasaya sürülmesini daha iyi sağlamak şeklinde. Ancak yine Reed Hasting’e göre üretilen bu film veya diziler aynı zamanda dünya üzerindeki izleyicilerin de dikkatini çekecek eserler olması gerekiyor.”

Neflix, Amazon ve diğer dizi-film platformları, Covid-19 süresince sekteye uğrayan sinema sektöründe belirli projeler üretmek için bir fırsat kolluyor. Bu tarz platformların sinema sektöründe bir tekdüzelik yaratıp yaratmayacağı sorusunu yanıtlayan 2017’de piyasaya sürülen ve büyük beğeni alan, Revenge’in Fransız yönetmeni Coralie Fargeat, “Bir yönetmenseniz veya bir yazarın bakış açısına sahipseniz, sinema veya bir platform için olsun, aynı amaca hizmet eden filmi yaparsınız. Ancak çalışmalarımızı yayınlanacağı ortama göre uyarlayabileceğimizi sanmıyorum” dedi.

Coralie Fargeat da tıpkı diğerleri gibi, platformların sadece eserleri sergilemesini, uzun veya kısa metrajlı filmleri veyahut bağımsız filmleri öne çıkarmasını, yıldız yönetmenlere olduğu gibi film yapımcılarına da yaratıcı bir özgürlük bırakmasını umuyor. 

Kaynak: FranceTVinfo

Çeviren: Bensu Şahin

Düzenleyen: Oğuzcan Balyemez