Narsist liderlerin çağında yaşıyoruz. Dünya genelinde kendilerini dev aynasında gören, yasaların ve düzenlemelerin kendilerine uymadığını düşünen, destekçilerinin saygısı ve hayranlığı için can atan narsist liderlerin yükselişlerine ve düşüşlerine tanık oluyoruz.

Narsist liderliğin kökenleri çocukluktan var olabilir mi? Psikologlar olarak, ben ve meslektaşlarım araştırmaya koyulduk.

Narsisizm, abartılı bir kibir ve yetkinlik anlayışıyla karakterize edilen bir kişilik özelliğidir. Araştırmamız, narsisizmin çocukluk çağında geliştiğini gösteriyor. Yedi yaşından itibaren, çocuklar arasındaki narsisizm seviyelerinde sabit farklılıklar vardır. Narsist çocuklar “ben çok özel bir insanım”, “benim gibi çocuklar fazladan bir şeyleri hak ediyorlar”, “ben diğer çocuklar için mükemmel bir örneğim” gibi iddiaları ortaya atmaya daha yatkındırlar.

Yetişkinlerde narsistler, çoğunlukla grup liderleri olarak ortaya çıkarlar. Narsistler cezbedici albenileri, cüretkâr vizyonları ve sarsılamaz özgüvenleri ile başkalarını kendilerine çekerler.

Çocukların boş vakitlerinin çoğunu okuldaki gruplarda geçirdiği göz önüne alındığında, narsist çocukların yaşıtları tarafından lider olarak görülüp görülmeyeceğini merak ettik. Belki de onlar oyun bahçesinin başbakanları olabilirler.

Araştırmamız için 7-14 yaş arası 332 çocuğu topladık. Narsisizm seviyelerini değerlendirdik ve ardından “gerçek lider” olarak gördükleri sınıf arkadaşlarının adlarını yazmalarını istedik. Lider olan kişinin, grubun ne yaptığına karar veren en üst yetkili insan olduğunu ifade ettik.

Narsist çocuklar genellikle sınıf arkadaşları tarafından “gerçek liderler” olarak görüldüler. Narsisizm ve liderlik arasındaki ilişki o kadar uyumluydu ki araştırdığımız sınıfların yüzde 96’sında bu sonuç ortaya çıktı.

Peki, şimdi biliyoruz ki narsist çocuklar sınıflarında genellikle liderler olarak baş gösteriyorlar. Fakat gerçekten lider olarak başarı gösteriyorlar mı?

Bu soruya yanıt bulmak için çocukları ortaklaşmaya dayalı bir görev yapmaya davet ettik. Birçok aday arasından en iyi polis memurunu seçmek için üç kişilik bir heyet kurdular. Her bir adayın “başkalarına yardım etmeyi sever”, “karatede iyidir”, “karanlıktan korkar” gibi özellikleriyle beraber detaylı tanımlamalarını aldılar. Bu görev, çocuklar en iyi adayı, adaylar hakkındaki bilgileri diğer grup üyeleriyle paylaştıkları zaman tespit edebilsinler diye tasarlandı. İş birliği esastı.

Lider olması için rastgele bir çocuğu görevlendirdik. Bu çocuk masanın başına oturdu ve hem grup tartışmasını yönlendirmekle hem de son kararı vermekle yükümlü oldu.

Kendi liderlik vasıflarıyla alakalı olumlu algılara sahip olmalarına rağmen narsist çocuklar, lider olarak başarı göstermediler. Diğer liderlere kıyasla daha iyi liderlik yapmadılar ve gruplarına daha iyi performans göstermeleri için kılavuzluk etmediler. Tamamen vasattılar.

Madem narsist çocuklar lider olarak başarılı olmadılar, niçin sınıf arkadaşları hâlâ onları gerçek liderler olarak görüyorlardı? Yetişkinler gibi çocuklar da ilk bakışta narsist bireylerin övünmelerinden etkilenebilirler. Gerçeği söylemek gerekirse insanlar, genellikle narsistik cepheden bakamazlar. Bu yüzden de özgüven ile yetkinliği karıştırırlar.

Bu, insanları narsistleri kendilerine öncülük etmeleri için onları seçmeye iten şeyi anlamamız konusunda bize yardımcı olabilir lakin bu, narsist liderlerin çocuklarla karşılaştırılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Eski Amerikan başkanı Donald Trump’ın, birkaç noktada, “bebek yönetici”, “güvensiz kendini beğenmiş küçük çocuk” ve “beş yaşında sinir krizi geçiren şımarık velet” olarak tanımlanması bununla bağlantılıdır. Bu, yalnızca bebeklere karşı haksızlık etmekle kalmaz. Aynı zamanda Trump’ın makam yerindeki davranışlarını meşrulaştırır. Bir yetişkine şiddet uyguladığı için ve demokrasiye zarar verdiği için hesap sorulabilir; fakat bir çocuğa sorulamaz.

1931 yılında Sigmund Freud narsistlerin diğer insanları “şahsiyetler” olarak etkilediğini ve lider rolünü üstlenmek için çok uygun olduklarını yazmıştı. Fakat araştırmamız, narsistlerin başkalarına öncülük etmede değil, başkalarını etkilemede üstün olduklarını gösteriyor. Toplum olarak liderlerimizi seçerken özgüvenlerinden ziyade yetkinliklerini baz alarak seçmemiz konusunda daha dikkatli olmalıyız.

Yazar: Eddie Brummelman

Kaynak: The Conversation

Çeviren: İpek Kılıç

Düzenleyen: Elif Rana Yılmazlar