Müzik hem yemek seçimlerinizi hem de ruh halinizi etkileyebilir

Müzik hem yemek seçimlerinizi hem de ruh halinizi etkileyebilir

Müziğin, kişinin ruh halini yükselttiği bilinmektedir. Anksiyete ve depresyonu azalttığı, odaklanmayı kolaylaştırdığı ve genellikle dinleyiciyi daha iyi hissettirdiği gözlemlenmiştir. Müziğin iyileştirmedeki rolü incelendiğinde, hastalara acıyla başa çıkma, sakin olmalarını sağlama, anksiyete seviyesini azaltma ve kendine olan güveni arttırma gibi konularda yardımcı olduğu görülmüştür.

Depresyonda olmaları nedeniyle günlük aktivitelerden zevk alamayan hastalara, her gün 50 dakika klasik müzik dinletildi veya bu hastalar psikolog eşliğinde bir seansa gönderildi. Bach ve Mozart’ı dinlemek, kadınların hayattan zevk alma seviyeleri üzerinde önemli bir etki yaratmıştı. Hatta, bu kişiler terapiye giden gruptan daha fazla gelişme katetmişti.

İster bisiklet sürerken ister uzun bir koşuda olsun, müzik genellikle egzersiz rutininin vazgeçilmez bir parçasıdır. Çalma listeleri, egzersizin yoğunluğunu ve süresini artırmak için ayarlanır. Ayrıca müzik, dinleyen kişiyi daha fazla yürümeye veya bir egzersiz sınıfına katılmaya teşvik ediyorsa, kilo kontrolü ve kilo kaybı üzerinde dolaylı (ancak olumlu) bir etkiye sahip olmuş oluyor.

Ancak müzik, ruh hali üzerinde olumsuz etkilere de yol açabilir. Bazı durumlarda ise insanların yiyecek seçiminde sağlıklı tercihler yapıp yapmamasını etkiler. Önemli olan müziğin türü değil; sesin şiddetidir. Advances in Consumer Research dergisinde yayınlanan yukarıda bahsi geçen makaleye göre, ses şiddeti arttıkça müziğin kalp atış hızı ve uyarılma üzerinde doğrudan bir etkisi olabilir. Çok yüksek sesli müzik, kalp atış hızının ve genel uyarılma seviyelerinin artmasına neden olur. Böylece, kişinin düşük sesli müzik dinlerken olduğundan daha fazla heyecanlanmasına yol açar.

Restoranlar genellikle müziğin sesini o kadar yüksek bir seviyeye çıkarır ki kişilerin birbirini duyabilmesi için bağırmaları gerekir. Geçenlerde köpeğimi gezdirirken ses seviyesi öyle yüksek bir restoranın önünden geçtim ki sesin seviyesini düşürmesi için personel çağrılmıştı. Restoranın açılmasından birkaç dakika önce dışarıda bir çalışan duruyordu ve ona ses seviyesinin neden bu kadar yüksek olduğunu sordum. “Restoran sahibi bunu bilerek yapıyor. Bu durum müşterileri heyecanlandırıyor, bir ‘uğultu’ meydana geliyor ve insanlar daha fazla yemek veya daha pahalı şarap sipariş edebiliyor,” dedi. Ona yemek yiyenlerin bu kadar yüksek seste nasıl konuşabildiklerini sorduğumda gülerek, “Belki de birbirlerine mesaj atıyorlardır,” diye yanıt verdi.

Yüksek sesli müziğin insanların yeme alışkanlıkları üzerindeki etkisi dikkat çekiciydi. Yemek yiyenlerde yüksek bir uyarılma, hatta stres durumu yaratmanın, bu kişilerin yeme ve içme üzerindeki kontrollerini zayıflattığı veya tamamen ortadan kaldırdığı düşünülmektedir. Biswas incelemesine göre yüksek sesli müzik, yemek yiyenlerde öyle bir uyarıcı etki meydana getitir ki bu kişiler streslerini azaltmak için kendilerini yüksek yağlı ve/veya yüksek şekerli ‘rahat’ yiyecekleri seçerken bulur. Diğer taraftan, müziğin düşük seviyede olduğu rahat bir ortamda yemek yemek bunun tam tersi bir etkiye yol açabilir. Sakin ve kendini kontrol edebilen tüketiciler mantıklı, daha sağlıklı yiyecek tercihinde bulunabilir ve hatta daha az yiyecek tüketebilirler.

Biswas ve meslektaşlarının yazdığı makalede, sağlıklı ve sağlıksız yemek seçimleri üzerindeki etkisini test etmek için bir kafedeki müziğin seviyesini değiştiren deneyler incelenmiştir. Düşük ses seviyesi, müşterilerin önemli ölçüde daha sağlıklı ürünler satın almasıyla ilişkilendirilmiştir. Bir başarı izleme çalışmasında ise, müşterilere meyve salatası veya çikolatalı kek arasından seçim yapmaları istendi. Birçoğu arka fondaki müziğinin düşük olduğu sırada meyve salatasını seçerken, müziğin sesi arttıkça çikolatalı kek tüketimi de arttı.

Obezitenin artmasının en sık dile getirilen nedenlerinden biri, restoran yiyeceklerindeki porsiyon büyüklüğüdür. Bazen tek bir porsiyonun büyüklüğü, dört kişilik bir aileye yetecek yiyecek miktarını bulabilir ve insanlar, normalden çok daha fazla kalori tüketirler. Ancak, bu insanlar aşırı yüksek sesli müziğe maruz kaldıkları için mi devasa porsiyonlar yemeye eğilimlidir? Çok yüksek sesli müziğin işitme üzerindeki etkisi konusuna ilgi duyulmaktadır, ancak gıda alımı üzerinde ölçülebilir bir etkisinin olup olmadığı yeterince araştırılmamıştır.

Diyet yapanlara, herkesin birbirini duymak için bağırması gerektiği restoranlardan kaçınmaları ve müşterilerin yalnızca normal bir tonda konuşup sesini duyurabildiği işletmelerde yemek yemeleri önerilmeli midir? Yoksa gürültülü bir mekanda yemenin kalori alımları ve yiyecek seçimleri üzerindeki etkisini kendileri mi keşfetmelidir? Belki de akıllı telefonlar ve fitness cihazlarındaki programlar, bir gün içerisinde tükettiği yiyecekleri kaydeden kişinin nasıl bir ortamda (gürültülü veya sessiz) yediğini gösterebileceği bir site içermelidir.

Müziğin yeme davranışı üzerindeki sakinleştirici etkisi de göz ardı edilmemelidir: anksiyeteyi yatıştırma, depresyonu hafifletme, stresi azaltma ve ruh halini yükseltme etkilerine sahiptir. Diyet yapanlar veya kilosunu korumaya çalışanlar yemek yerken ruh hallerini yükselten müzik dinleseler daha başarılı olurlar mıydı? Çoğumuz müziğin ruh halimizi yükselten kalıcı etkisini, bazen hiç beklemediğimiz anlarda deneyimlemişizdir. Eşinin sağlığının hızla kötüleşmesi nedeniyle çok stresli bir dönemden geçen bir arkadaşım bana, yemek yerken müziğin kendisine ne kadar yardımcı olduğunu anlattı. “Artık kocam benimle yemek yiyemediğine göre, Mozart bana eşlik ediyor. O olmasaydı, muhtemelen akşam yemeğinde sadece dondurma yerdim, ama Mozart’ın müziği sofrada tek başıma olmayı katlanılabilir kılıyor.”

Belki de kilo vermeye yönelik yeni bir yaklaşım, daha doğru yiyecekler seçmek ve porsiyon boyutlarını kontrol altına almak için müziğin yardımına başvurmak olmalıdır. Çalma listesi, diyet yapanların duygusal olarak aşırı yemekten kaçınmalarını sağlamada diyet listesi kadar etkili olabilir ve bu yöntem kesinlikle çok daha eğlencelidir.

Yazar: Judith Wurtman

Kaynak: Psychology Today

Çeviren: Begüm Deniz Saltık

Düzenleyen: Kübra Kavasçinay

Leave a comment