Mitler ve gizemler: Cennetlere uzanan Babil Kulesi

Mitler ve gizemler: Cennetlere uzanan Babil Kulesi

J.R.R. Tolkien (John Ronald Reuel Tolkien) bir seferinde: ‘’Tarih efsaneye, efsane ise mitlere dönüşür. Sonrasında da onu tamamıyla hatırlayan kimse kalmaz.’’ demiştir.

Efsaneler ve mitleri hayatta tutmak ve onları yakından incelemek hayali dünyalara kapı açmakla kalmayıp bize geçmişten kesitler de gösterebilir. Bugün de elimizde kadim geçmişimizden ilginç bir hikâye mevcut.

Kadim ve dini metinlere göre, Büyük Tufan’dan birkaç nesil sonra bütün insanlık göklere uzanacak bir kule veya ziggurat inşa etmek için toplandı. Sebebi kaynaktan kaynağa farklılık gösterse de neticede devasa ölçülere sahip bu kulenin yapılmasına karar verildi. Çalışmayla geçen birçok yılın ardından o vakte kadar sadece tek bir dil konuşan insanlar birdenbire farklı dillerde konuşmaya başladılar. Bu durum şaşkınlığa sebep oldu. Anlaşmazlık sonucunda işçiler dağıldı ve kulenin inşası yarıda kesildi.

Babil kelimesi karıştırmak ve gevezelik kelimelerinden gelir. Babil Kulesi’nde insanların birçok farklı dil konuşmaya başlaması da gevezelik olarak nitelendirilmiştir. İşte kadim Babil şehrinin adı buradan gelmektedir. Denmektedir ki Babil kulesini kral Nabopolassar ‘’Etemenanki’’ adı altında inşa ettirmiştir. Bazı metinlere göre ise Kral Nebukadnezar şu sözleri söylemiştir;

‘’Eski bir kral Dünyanın yedi ışığının tapınağını inşa ettirdi lakin uç kısmını bitirmedi. Birbirlerini anlamayan insanlar tapınağa gitmeyi de bırakmıştı. O zamandan beri yıldırımlar ve depremler tapınağın kilden tuğlalarını dört bir yana dağıttı.’’

Buradan anlayabiliriz ki orijinal yapı aslında çok daha eskiydi. Temeli kare şeklindeydi ve 90 metre uzunluğundaydı. Kule, Büyük İskender’in fetihleri sırasında yıkıldı. Bir Orta Amerika efsanesine göre kule, Büyük Tufan’dan kurtulan yedi dev tarafından cennete saldırmak için yapılmış ve ateş ile yok edilmişti. Bu efsane ise, 14. yüzyılda Meksika’da yaşamış bir rahip tarafından bize ulaşıyor.

Bütün bunlara rağmen orijinal mimarın Kral Nimrod (Nemrut) adında bir tiran olduğu ve cennete ulaşmak için bu kuleyi inşa ettiği söylenmektedir.

Araştırmacı yazar James George Frazer, Eski Ahit’te Halkbilim adlı kitabında, Adem’den 30 nesil sonra insanların bir kule inşa etmek için toplandığını fakat dilleri karıştığı için terk ettiklerini yazmıştır. Kulenin amacı hem Tanrı’yı hem de İbrahim’i inkâr etmekti çünkü o kulenin inşasına katılmayan birkaç kişi arasındaydı.

Buna benzer efsaneler Nepal’in Taru kabilesinde ve Kuzey Hindistan’da da anlatılmaktadır. Kulenin bir başka amacının da Büyük Tufan gibi bir felaketten korunmak için olduğu düşünülmektedir. Kulenin kalıntıları, bugün Babil şehrinin bulunduğu İran’dadır. Bu efsanelerde bizi şaşırtan şey ise kulenin tasvir edilen boyutunun kalıntılara kıyasla çok daha büyük olmasıdır.

Antik bir metne göre devasa kulenin uzunluğu yaklaşık 2,6 km idi. Yani günümüzdeki en uzun kule olan Burj Khalifa’nın 3 katı uzunluğundaydı! Bir orta çağ kaynağına göre ise çevresi yaklaşık 128,75 km idi. Babil bölgesinde anlatılan hikayelere göre de kulenin uzunluğu yerden bakıldığında belli olmuyordu. Zira Kule, tıpkı bir dağ gibi, yükseldikçe daralıyordu. Her tarafında yirmi beş adet kapı olmak üzere toplamda yüz kapısı olması gerekiyordu. Bunun yanı sıra işçiler için de yemek, su ihtiyaçlarını karşılayacakları ve de konaklayacakları yerler mevcuttu.

Kule, bugüne kalan tek kısmı tabanı olmasına rağmen, Google Earth’ten dahi görülebiliyor. Buna ek olarak, yakın zamanda bulunan, Kral Nebukadnezar döneminden, yani yaklaşık M.Ö. 604-552 yıllarından kalma siyah bir tablet, Kule’nin varlığına yönelik kanıt teşkil eden en eski ve en iyi kaynak. Dünyada konuşulan farklı dillerin çıkış noktasının Kule’nin inşası olup olmadığı ise halen gizemini korumakta.

Yazar: InpaperMagazine

Kaynak: Dawn

Çeviren: İsmail Cem Türkoğlu

Düzenleyen: Hasan Özuğurlu

Leave a comment