Michelangelo’nun Adem’in Yaratılışı tablosu dünyanın en ünlü sanat hazinelerinden biri olarak bilinir. Tablo, Sistine Şapeli’nin tavanının bir kısmını oluşturan bir fresk resmidir ve

Michelangelo’nun insan anatomisi üzerindeki inanılmaz yetkinliğini yansıtır. Anatomik inceleme konusundaki tecrübesi, Rönesans sanatçısı Giorgio Vasari’nin “Ressamların Hayatı” adlı kitabında eksiksiz bir şekilde belgelenmiştir.

Vasari bu konuda şöyle diyor: “Floransa’daki Santo Spirito kilisesi için Michelangelo, günümüzde de aynı yerde bulunan, yüksek mihrabın lünetinin üzerine yerleştirilmiş ahşaptan bir haç yaptı. Michelangelo bunu, anatominin sırlarını keşfetmek için sık sık ölü bedenlerin derilerini yüzdüğü odaları ona tayin eden başrahibi memnun etmek için yaptı.”

Michelangelo’nun yetkin anatomi becerileri, 21. yüzyılda çeşitli sanat tarihçilerinde resmin arkasındaki gizli anlamı çözme isteği uyandırdı. En sık yapılan yorum, Tanrı’nın insan beyniyle bir bütün haline gelmesi ancak bazı tarihçilerin iddia ettiğine göre bu resim, doğum sürecinin ya da Havva’nın kaburgasının da bir tasviriydi.

Michelangelo’nun Adem’in Yaratılışı kompozisyonu

Papa II. Julius, Michelangelo’yu Sistine Şapeli’ni boyaması için görevlendirdi ve her biri anlaşılması güç anlamlar taşıyan bu muhteşem tabloların tamamlanması dört yıl sürdü (1508-1512).

Bu tablolardan biri, Yaratılış Kitabı’nda Tanrı’nın Adem’e hayat verdiği ilahi yaratılışı tasvir eden Adem’in Yaratılışı’dır. Bu kompozisyon kronolojik olarak, yaratılış bölümlerini tasvir eden karmaşık tablolar serisinin dördüncüsüdür.

Bu freskte Tanrı, beyaz bir pelerinle sarılmış yaşlı, beyaz sakallı bir adam olarak tasvir edilirken; Âdem tamamen çıplak olarak sol alta konumlandırılmıştır. Tanrı bir karmaşanın içinde gösterilir ve kanatsız melekler tarafından desteklenir. Tanrı’nın sağ kolu; insanın Tanrı’nın suretinde ve benzerliğinde yaratıldığını hatırlatmak amacıyla Adem’in kolunun yansıması gibi duracak bir pozla Adem’in sol koluna dokunmak için uzanmıştır.

Tanrı’nın Adem’e yakın teması ona hayat verir ve nihayetinde tüm insanlığa yaşam sağlar. Dolayısıyla, bu insan ırkının doğuşudur.

Sanat tarihçileri, Tanrı’nın etrafındaki 12 figürle ilgili birçok yorumda bulundu. En çok kabul göreni ise Tanrı’nın sol kolunu koruyan kişinin Havva olduğunu söyleyen İngiliz sanat eleştirmeni Walter Pater’indir. Dişil havası ve Adem’e bakışı da bu yorumu doğrular niteliktedir. Diğer 11 figür ise bütün insan ırkını tasvir eder. Bu inanç, ruhların önceden varlığının Hristiyanlıkta sapkınlık olarak görüldüğünü belirten Katolik Kilisesi tarafından kabul görmez.

Fresk resminin sembolik ikonografisi

Michelangelo 17 yaşındayken kilise mezarlığından aldığı cesetler üzerinde çalışmaya başladı. Bu sebeple, bazı yorumlamalarının ifadeleri Michelangelo’nun insan anatomisindeki uzmanlığına dayanmaya başladı.

İnsan beyninin tasviri

Resimdeki en açık yorum, insan beyniyle yan yana yerleştirilmiş Tanrı figürüdür. 1990 yılında, Indianalı fizikçi Frank Meshberger, Tanrı figürünün arkasında tasvir edilen şeklin anatomik olarak insan beyniyle eşleştiğine dikkat çekti. Resimdeki çerçeveler; ön lob, optik kiazma, beyin sapı, hipofiz bezi ve serebrumun ana sulkusuyla ilişkilidir.

İnsan doğumu sürecinin tasviri

Bir başka araştırma, doğum sonrası rahimde bulunan Tanrı’yı ve bir kadının gövdesinde yatan Adem’i yorumlayan bir grup İtalyan araştırmacı tarafından yayınlandı.

  1. Kahverengi ok işareti Tanrı’nın doğum sonrası rahim ile yan yana duran figürünü temsil eder.
  2. Sarı ok işareti doğum sonrası dönemde rahim mukozasının kıvrımlarına benzer. Kıvrımlar, ancak doğumdan ve rahim kasının geri çekilmesinden sonra ortaya çıkıyor gibi görünüyor.
  3. Mavi ok işareti rahim ağzını temsil ediyor.
  4. Âdem, antik ikonografide üreyen anneyi tasvir eden bir kayanın üzerinde dinleniyor gibi görünüyor. Turuncu ok, bir kadın vücudunun göğüs ucunu tasvir etmektedir.
  5. Son olarak; sarkan yeşil renkli fular, yeni kesilmiş göbek kordonunu simgeliyor.

Havva’nın kaburgasının tasviri

Clinical Anatomy dergisi tarafından yapılan araştırmaya göre; Adem’in gövdesinin sol tarafında gizlenmiş fazladan kaburga Havva’nın kaburgasını temsil ediyordu. Bu durum yine, Michelangelo’nun derin anatomi becerilerini ve Âdem ile Havva’nın birlikte yaratıldığını gösteriyor. Bu yorum, Havva’nın Adem’den sonra yaratıldığını belirten Hristiyan inancına da karşıydı.

Sonuç

Tarihsel bir eseri günümüz bağlamında yorumlamak zordur ancak Michelangelo’nun insan anatomisi bilgisi, sanat tarihçilerini bu tablodaki her şeyin bir açıklaması olduğuna inandırdı.

Bu sanat eseri, Michelangelo’nun insan ırkının yaratılışını tek bir tabloya nasıl sığdırdığının klasik bir örneğidir.

Yazar: Kamna Kirti

Kaynak: Medium

Çeviren: Yaren Kardelen Budun

Düzenleyen: İrem Taşdemir