Yazınsal açıdan bilinen en eski “süper kahramanlar” bugün kabaca Suriye, İran ve Türkiye’nin bazı bölgeleri ile günümüz Irak’ını ve Kuveyt’i kapsayan bir bölge olan Antik Mezopotamya topraklarında doğuyor.

Hayvanlara olan nezaketi sonucunda doğaüstü bir hızla ödüllendirilen Lugalbanda da bu kahramanlardan biri. Doğaüstü hızı belki de onu çizgi roman karakteri Flash’ın yazınsal büyük büyük babası yapıyor.

Modern popüler kültürde hala önemli kültürel simgeler olmaya devam eden klasik süper kahramanlardan (örneğin Theseus, Herakles ve Horus gibi Mısırlı ilahlar) farklı olarak Mezopotamya ilahları çoğunlukla tarihin tozlu sayfalarına terk edilmiştir. Bu durumun istisnasına ise Mezopotamya kültürünün bilim kurgu, fantezi ve özellikle de karikatür alanında rastlıyoruz. Marvel ve DC çizgi romanları Aşk Tanrıçası Inanna gibi Mezopotamya ilahlarını, Yeraltı Dünyası’nın ilahları Nergal ve Ereshkigal’i ve Uruk şehrinin efsanevi kralı Gılgamış’ı içeriyor.

“Yenilmez” Gılgamış

Her ne kadar karakteri birçok yazar tarafından kurgulansa da Marvel’ın çizgi roman karakteri haliyle Gılgamış’ı yaratan kişi Jack Kirby’di. Süper kahraman Gılgamış, Marvel’ın şu anda büyük bir film serisinin konusu olan ve Kaptan Amerika, Thor, Hulk gibi karakterlerin de içinde yer aldığı kurgusal süper kahramanlar takımı Yenilmezler’in bir parçasıydı. Karakterinin ona birçok savaşta eşlik eden Kaptan Amerika’yla yakın bağları vardı.

Gılgamış da, Kaptan Amerika da kendi zaman ve kültürlerinden ayrı düşmüş karakterlerdi. Kaptan Amerika aslında 1940’ların Amerika’sına aitti ve Gılgamış ise antik Mezopotamya’ya. Hala geçmişin gelenekleriyle bağlarını korurken modern dünyada yönlerini bulma çabaları bu iki kahramanın kişiliklerini anlatmanın yapı taşını oluşturuyor.

Gılgamış bir Yenilmez olarak karşımıza ilk kez 1989 yılında, Yenilmezler çizgi roman serisinin ilk dizisinin 300. nüshası “Inferno Squared”da çıkıyor. Çizgi romanda Gılgamış, oldukça manidar bir şekilde “Unutulmuş olan” olarak anılıyor. Kahraman Gılgamış’ın “unutulmuşluğu” aslında onun Marvel bünyesinde ilk kez görüldüğü zamana yapılmış bir atıf niteliği taşıyor. 1976 yılındaki ilk buluşmada Sprite karakteri onun hakkında “antik bir mit gibi yaşıyor; artık hatırlanmıyor.” tespitinde bulunuyor.

Yenilmezler #304, “Yearning to Breathe Free”’de ise Gılgamış, Kaptan Amerika ve Thor ile beraber Ellis Adası’na doğru bir yolculuğa çıkıyor. Ellis Adası’nın kurgulanışı kahramanların ortak geçmişleri olan göçebelik kavramını derinlemesine ele almaları için uygun bir ortam oluşturuyor. Thor da, tıpkı Gılgamış gibi, yabancı topraklardan; Asgard’ın Norse Krallığı’ndan geliyor.

1992 yılında yayınlanan Kaptan Amerika Yılığı #11’de, alçak düşmanı Kang’a karşı verdiği savaş Kaptan Amerika’yı Milattan Önce 2700 yılının Uruk’una doğru bir zaman yolculuğuna sürüklüyor. Soylu yol arkadaşının Gılgamış olduğunu fark eden Kaptan Amerika, efsanevi Gılgamış Destanı’ndaki maceralarında ona eşlik ediyor.

Destanın orijinalinde Gılgamış sonsuz gençliğin anahtarı olan kalp atışı bitkisini buluyor fakat onu çabucak bir yılana kaptırıyor. Çizgi roman uyarlamasındaysa yılanın yerini Kaptan Amerika’nın Gılgamış’ı ondan kurtarması gereken kızgın bir deniz canavarı alıyor. Mezopotamyalı kahramanın meşhur ölümsüzlüğe ulaşma saplantısı hikayenin Marvel versiyonunda karşılığını onun kalp atışı bitkisine ulaşmak için Kaptan Amerika’yı deniz canavarıyla savaşında bir başına bırakmayı tercih edişinde buluyor. Nihayetinde Cap, antik arkadaşının takım çalışmasının gerekliliklerini anlamak için önünde “birkaç milenyumluk” yol olduğunu iyice gözlemlemiş oluyor!

Geleceğe taşınan tek kahraman Gılgamış değil. Marvel’ın 1974 tarihli karikatürü Barbar Conan #40, The Fiend from the Forgotten City’de Mezopotamyalı Aşk Tanrıçası Inanna’yla karşılaşıyoruz. Çizgi romanda, antik bir “unutulmuş şehir”de yağmacılara karşı mücadele eden barbar kahramanımıza tanrıça eşlik ediyor. Marvel’ın Inanna’sı, iyileştirme yeteneği de dahil olmak üzere mitteki karşılığına benzer güçlere sahip. Mezopotamya mitlerini içeren çizgi romanlardaki “unutma” temasının belirginliğinin Mezopotamya kültürünün günümüzdeki bilinmez durumuna bir gönderme niteliği taşıma ihtimali ise ilginç ve kayda değer.

Mit Yazını

Kaptan Amerika’nın 1992’den Antik Mezopotamya’ya olan yolculuğunun dönemin siyasi koşulları, özellikle de Körfez Savaşı üzerine bir yorum anlamı taşıdığını düşünmek oldukça cezbedici olsa da çizgi romanın yaratıcısı Roy Thomas’ın bana mail yoluyla söylediğine göre Gılgamış’ın portresi aslında onun destana üniversite günlerinden ve bir lisede öğrencilere antik mitler öğrettiği zamandan kalan ilgisini yansıtıyor.

Thomas’ın mitleri öğrenmenin yararlarına ilişkin inancı oldukça sağlam temellere oturuyor. Hikaye anlatıcılığı antik zamanlardan beri bilgeliği nesilden nesile aktarmanın güçlü bir aracı olarak kabul ediliyor. Mitler empatiyi ve problemleri farklı bakış açılarından ele alma becerisini kazandırıyor.

Sosyal ve analitik becerilerin beraberliğinin mitolojiyle birlikte gelişmesi hayat boyu sürecek bir öğrenme aşkına temel oluşturabilir. Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre hikayelerin çizgi romanlarda sunuluşunun onları daha akılda kalıcı yapması da Mezopotamya’nın kültürel mirasının korunması için bariz önem teşkil eden bir bulgu. Bilim kurgu ve fantezi izleyicilerinin mit okuryazarlığı bu çalışmalardaki daha belirsiz antik figürlerin temsil edilmesine olanak sağlıyor. Marvel çizgi romanlarının esasen Yunanistan’ın bütün panteonlarını, Roma’yı ve Asgard’ı sunduğunu görsek de bütün bu daha alışılageldik antik dünyaların yanı sıra Marvel Maya, Hawaii, Kelt dinleri Avusturalyalı Aborjin ilahiyatı ve pek çoklarının ilahlarını da barındırıyor.

Mezopotamya mitinin çizgi romanlarda kullanışı antik efsanelerin yeni dinleyiciler ve modern ilgi bulma kapasitesinin devam ettiğini gösteriyor. Çizgi roman çoklu evreninde hikaye anlatıcılığının bir çeşit değerlendirilmesi 4000 yıllık bir kültürel boşluğa köprü oluyor, eski hikayeleri tekrardan yeni kılıyor ve ne mutlu ki onları gelecek için koruyor.

Kaynak: The Conversation
Yazar: Louise Pryke
Çeviren: Ecem Küçükdere