Mark Twain’in çocukluğu edebi eserlerini nasıl etkiledi?

Mark Twain’in çocukluğu edebi eserlerini nasıl etkiledi?

Hannibal, Missouri Mark Twain’i yarattı, dolayısıyla, Twain de Hannibal’ı ünlü yaptı. Birkaç Amerikan yazar Twain kadar memleketlerine sarılmış ve ondan etkilenmişlerdi. Bu Missouri kasabasında geçirilen çocukluk yılları, Amerikan edebiyatının en ünlü karakterlerinden bazılarına Twain’in tekrar tekrar geri dönebileceği duygusal ve hatıra dolu bir durum ortaya çıkardı.

Twain mütevazı bir aileden geliyor

Samuel Langhorne Clemens, Halley kuyruklu yıldızının dünyaya en yakın yaklaşımından iki hafta sonra, 30 Kasım 1835’te Florida’nın küçük bir kasabası olan Missouri’de doğdu. John ve Jane Clemens’in yedi çocuğunun altıncısıydı. Ebeveynlerinin onun hayatta kalamayacağından korktuğu ve ailesinin Twain’in üç kardeşinin trajik ölümüyle karşılaştığı hasta bir gençti.

Twain 4 yaşındayken ailesi; John’un avukat, esnaf ve hâkim olarak çalıştığı, Hannibal’ın liman şehri olan Mississippi Nehri’ne taşındı. John ayrıca arsa spekülasyonuyla uğraşarak aileni mali durumunu çoğu kez belirsiz bıraktı. Amerika’nın en varlıklı yazarlarından biri olacak olan oğlu, bir yetişkin olarak, babasının finansal olarak sağlam olmayan adımlarını takip eden ve finansal güvenliğini durmadan tehdit edecek spekülasyonlara ve tedbirsiz tavsiye edilen yatırımlara meyilliydi.

Jane, sevgi dolu bir anneydi ve Twain hikâye anlatmaya olan aşkını annesinden aldığını daha sonra fark etmişti. Babası daha farklı olamazdı ve Twain daha sonra ciddi ve inatçı babasını gülerken hiçbir zaman görmediğini iddia etti.

Hannibal’daki yılları hayatının en geliştiği dönemleri olabilir

Hannibal, Twain’in eserlerinde St. Petersburg şehri olarak ölümsüzleştirilecekti. Bir grup sadakatli arkadaşlarının yanında geçen tembel günlerini yazdı. Tom Sawyer ve Becky Thatcher’in neredeyse öleceği mağara olarak büyük bir rol oynayan, Clemens’in gerçek arkadaş çetesinin favorisi olan, kasabanın hemen dışını kapsayan etrafı keşfederek günlerini ve saatlerini harcayıp oyun oynarlardı.

Thatcher karakteri, Twain’in gerçek hayatındaki çocukluk aşkı Laura Hawkins’e dayanıyordu. Twain gibi Hawkins de çocukken Hannibal’a taşınmıştı ve ailesi Clemens ailesi ile aynı sokakta yaşıyordu. Hawkins ve Twain hem okul arkadaşı hem de sevgililerdi ve The Gilged Age de dahil olmak üzere Laura’nın idealleştirilmiş hikâyeleri diğer birçok Twain kitabına girdi. Ölmeden iki yıl önce Twain’in Hawkins’i Hannibal’da ziyaret etmesiyle ve Hawkins’in Twain’in Connecticut’daki evini ziyaret etmesiyle hayatlarının ilerleyen zamanlarında arkadaşlıklarını yeniden alevlendirdiler.

Sawyer’in üvey kardeşi Sid karakteri, Twain’in küçük erkek kardeşi Henry’e dayanıyordu. İkisi oldukça yakındı ve Twain Mississippi’de nehir teknesi pilotu olarak eğitime başladığında Henry’i kendisine katılmaya teşvik etti. Henry henüz 20 yaşındayken bir vapur patlamasında trajik şekilde öldürüldü. Twain kendisini asla affetmedi ve Henry’nin ölümü hayatının geri kalanında ona musallat oldu.

Twain, Sawyer karakterini kendisine ve çocukluk arkadaşları olan John B. Briggs ve William Bowen’a dayandırdığını söyledi. Ancak birçok kişi, karakterin adını Twain’in 1860’larda arkadaş olduğu, çok fazla alkol içen Brooklyn doğumlu bir itfaiyeciden aldığına inanıyor. Twain gibi Sawyer da gençliğinde nehir teknelerinde çalışmıştı ve ikili San Francisco, Nevada ve başka yerlerde alkol ve kumar maceralarına ortak olmuştu.

Başka bir çocukluk arkadaşı da Huck Finn için ilham kaynağıydı

Twain başlangıçta karakteri baştan sona yarattığını iddia etse de daha sonra Finn’in Tom Blankenship’e dayandığını itiraf etti. Yine de kasabanın sarhoş oğlu Blankenship, onun özgürlük duygusundan ve kolay yollarından zevk alan Hannibal’ın çocukları tarafından ilahlaştırılmıştı.

Twain’in daha sonra otobiyografisinde yazdığı gibi, “O cahildi, kirliydi, yetersiz besleniyordu; ama o, her erkek çocuğunun sahip olduğu kadar iyi bir kalbe sahipti. Özgürlükleri tamamen sınırsızdı. O, toplumdaki tek gerçek bağımsız kişiydi –oğlan ya da adam- ve bunun sonucunda sakin ve sürekli olarak mutluydu ve geri kalanımız tarafından kıskanılmıştı.”

1884’te kendi kitabını almadan önce ilk kez Tom Sawyer’da tanıtılan Finn karakteri, Twain’in en kalıcı ve tartışmalı eseriydi. Yayınlandıktan bir asır sonra bile çok etkili ve popüler olmasına rağmen, kaba dil kullanımı, etnik hakaretler, birçok kişinin ırkçı olarak düşündüğü kaçak esir Jim’i betimlemesinden dolayı Amerika’da en sık yasaklanan kitaplardan biridir.

Roman, Twain’in Amerikan köleliğinin etkisiyle uğraşmasını gösteriyor

“Huckleberry Finn’in Maceraları”, Twain’in gençliğinin hem görüntülerini hem de seslerini hatırladığı için tamamen İngiliz ağzı ve lehçesiyle yazılan ilk Amerikan romanlarından biriydi. Bu roman aynı zamanda daha karanlık olanların yanı sıra mutlu çocukluk anılarıyla dolu olan, bir nehir teknesi kasabasının çoğunlukla beklenmeyen bir şekilde şiddet içeren dünyasının gerçeklerini, ırkçılığın ve köleliğin kalıcı etkilerini anlatan Hannibal yıllarının hem karanlığını hem de aydınlığını uzlaştırma girişimiydi.

Twain daha sonra hayatının ilerleyen dönemlerinde siyahi haklarının açık bir savunucusu olmadan önce köleliği sorgusuz sualsiz kabul ederek büyüdüğünü itiraf etti. Missouri bir köle devletiydi ve hem Twain’in babası hem de birkaç Clemens aile üyesi köleleştirilmiş insanlara sahipti. Genç bir çocuk olan Twain, yaz aylarını amcasının çiftliğinde “Daniel amca” isimli yaşlı bir adamı da kapsayan, köleleştirilmiş çiftçiler tarafından anlatılan hikayeleri dinleyerek geçirdi. Ayrıca Twain, iç savaştan sonra Jim’in portresini yaratmak için, Kuzey New York’taki yengesi için çalışan, eskiden köleleştirilmiş insanlardan duyduğu benzer hikayelerden yararlanmıştı ve Tom Blankenship’in erkek kardeşinin köleleştirilmiş bir kişiye gizli yardımından uzun zaman önce anlatıldığı bir hikâye, Finn’in Jim ile ilişkisine ilham verecekti.

Twain’in çocukluğu erken sona erdi

Twain henüz 11 yaşındayken babası vefat etti ve bu ölüm aileyi ekonomik çöküşün eşiğine getirdi. Twain, okulu bırakmaya zorlandı ve matbaacı çırağı olmadan önce filizlenen kelime aşkını pratiğe döktüğü işlerde çalıştı.

Twain, kardeşinin gazetesi, Orta Batı ve Doğu’daki diğer yayıncılar için bir süre çalıştıktan sonra, Mississippi Nehri pilotu olarak Hannibal günlerinin körüklediği başka bir çocukluk aşkı yaşadı.

20’li yaşlarının başındaki bu kısa ama mutlu dönem aynı zamanda milyonlarca kişinin onu yakında tanıyacağı takma adı aldığı dönemdi: Kaptanlar tarafından da gemileri için güvenli geçişi gösteren iki kulaçlık su derinliğini işaretlemek için kullanılan bir terim anlamına gelen “Mark Twain” ismini aldı.

Twain, İç Savaş başlamadan önce sadece birkaç yıl Mississippi’de çalışacak olsa da o dönem, kendilerinden önceki Hannibal’dakiler gibi kalıcı bir izlenim bıraktı. Twain, nehir tekneciliği kariyerinin sonra ermesinden 20 yıl sonra, 1883’teki Life on Mississippi adlı kitabının çoğuna ilham vererek nehir boyunca New Orleans’a nostaljik bir yolculuk yaptı. Nehir boyunca geri giderken, her şeyin başladığı yere, Hannibal’daki evini ziyaret etti.

Yazar: Barbara Maranzani

Kaynak: Biography

Çeviren: Sena Nur Pekdemir

Düzenleyen: Yaren Kardelen Budun

Leave a comment