13 Haziran 1926’da 26 yaşındaki Glodys Baker’in iki haftalık kızı Norma Jeane Mortenson; Kaliforniya, Howthorne’da yaşayan ve koruyucu aile olan Ida ve Mayne Bolender’a verildi.

Baker, bebeğin babasının Charles Stanley Gifford adlı bir Consolidated Studios çalışanı olduğu konusunda yıllarca ısrarlı olmasına rağmen, bebeğin babasından iz yoktu. Aynı şekilde bebeğin babaannesi Della Monroe’dan da iz yoktu. Ancak Della Monroe en azından Hindistan’a kaçmadan önce Bolender’larla belli başlı şeyleri ayarlamıştı.

Dünyaca ünlü Marilyn Monroe olarak bilinen kızla annesi arasında birbirlerini tanıdıkları 36 yıllık süre içerindeki inişli çıkışlı, hüzünlü hikayelerinde ilk kırılma belli olmuştu.

Monroe’nin annesi koruyucu ailenin evinde olan kızını birçok kez ziyaret etti

Talihsiz başlangıçlar olmasına rağmen Monroe’nin ilk yılları hayatının en verimli dönemiydi. Dindar birisi olan Ida, evi sıkı ancak şefkatli bir şekilde yönetirken üvey kızını kendi oğulları ve kızlarından ayırmadan büyüttü.

Dahası bu Baker’in kendini iyiliğe en çok adadığı dönemdi. Eski kocası tarafından ondan alınan Jackie ve Berniece adında iki çocuğu olan Baker, Monroe’nin hayatında kalmaya kararlıydı. Monroe ile sık sık vakit geçirmek için onun yanına uğrar ve o genç bir kız olduğunda ara sıra onu Hollywood’daki dairesine kalmaya götürürdü.

Ancak Baker’in annesinin ve kendisinin etrafta dolaşmasını tehlikeli hale getiren zihinsel dengesizlik problemi belirtileri vardı. J.Randy Taraborrelli’nin “The Secret Life of Marilyn Monroe” adlı kitabında bahsettiği gibi bir gün Baker heyecanlı bir şekilde Bolenders’e geldi ve üç yaşındaki kızını eve götürmeyi istedi. Ida’yı kapının ardına kilitledi ve Monroe’nin sırt çantasını doldurarak kaçmaya çalıştı, ama bu girişim üvey annesi tarafından engellendi.

Monroe’nin annesinin hastaneye kaldırılmasıyla beraberlikleri sona erdi

Baker’in Monroe’yu evlat edinme isteği reddedilmiş olsa da Monroe yedi yaşındayken Ida, anne ve kızın sonsuza dek beraber olma zamanının geldiğine karar verdi.

Bir süreliğine Baker duruma ayak uydurdu: Hollywood Bowl yakınlarında ev almak için kredi çekti ve ödemek için de George ve Maud Atkinson’ı ekonomik yardım amaçlı ve arkadaş da olabilecekleri düşüncesi ile eve kabul etti. Ancak bununla beraber 1933 sonbaharında bir dizi talihsiz olay, durumun daha da kötüye gitmesine neden oldu. Önce Baker çocukken ondan alınan 13 yaşındaki oğlu Jackie’nin böbrek hastalığı yüzünden öldüğünü öğrendi. Bu da yaşayan tek çocuğu olan Monroe’ya saldırmasına sebep oldu. Birkaç hafta içerisinde Baker dedesinin kendini astığını ve stüdyosunun grev yaptığını da öğrendi.

Baker en sonunda 1934’ün ortalarında baskılara boyun eğdi. Polis çağrılmadan önce Monroe annesinin çılgınca tekmelediğini ve çığlık attığını gördü. Paranoid şizofreni teşhisi kondu ve ilk kez Norwalk’taki devlet hastanesine yatırıldı.

Baker’in yakın arkadaşı Grace Goddard, halası ve Los Angeles Yetimhanesi arasında gidip gelirken annesini aralıklı gördü. Ana halanın evine geldikten sonra bir şeyler yoluna girmişti. Goddard’ın aile dostu Ana, Lower Hristiyanlık inancının görevlerini Baker’a öğretmeyi başarmış yaşlı ve eşinden ayrılmış bir kadındır.

Bu arada Baker, Monroe’a Berniece adında üvey bir kız kardeşi olduğunu söyledi. Onun yalnız olmadığını bilmek mutluluk vericiydi ve Monroe Kentucky’deki kardeşi Berniece ile mektuplaşmaya başladı. Bu, Monroe’nun son günlerine kadar devam edecek ilişkinin önemli bir kıvılcımıydı.

Monroe’nun annesi kızının Hollywood yaşamını onaylamadı

Baker, 1946’da San Jose’nun Agnews Devlet Hastanesi’nden taburcu olduktan sonra Ana halanın evinde kızı ile yeniden yaşamaya başladı. Monroe’nin modellik kariyerinin başlaması, hayatında bir geçiş dönemiydi. Monroe’nun ticaret gemisi kaptanı Jim Dougherty ile evliliği sıkıntılıydı ve Marilyn Monroe sahne adı altında 20th Century Fox ile sözleşme imzalamanın eşiğindeydi.

Berniece o yaz uzun süreli kalmaya geldiğinde ailesel yaşam düzeni Marilyn’i mutlu etti. Baker hala iyi değildi, hemşire gibi giyinmişti ve duygusal olarak mesafeliydi. Kızı ile iletişime geçtiği zaman genellikle kariyer seçiminde oyuncu olma konusunda ona memnuniyetsizliğini dile getiriyordu.

Eylül ayında kısa bir zaman sonra kızının boşanma davası sonuçlandığında, Baker aniden Oregonda’ki Dora teyzesi ile yaşamak istediğini söyledi. Monroe kısa süre sonra annesinin hiç oraya gitmediğini öğrendi ve daha sonra da Idaho da zaten evli ve başka bir ailesi olan Jons Steward Eley adında bir adama âşık olduğunu öğrendi.

Monroe annesinin öldüğü yalanı ile karşılaştı

Baker’ın ortadan kaybolması Monroe’nin kariyerinin oluşmaya başlamasına uygun bir tesadüftü. Oyuncu PR stüdyosu ile her iki ebeveyninin de öldüğü, akrabalar ve koruyucu aileler arasında geçen hüzünlü bir çocukluk hikayesine uyum sağlamayı kabullendi.

Ancak Mayıs 1952’de, Baker’in Los Angeles Eagle Rock’taki Homestead Lodge huzurevinde yaşadığı ve çalıştığı bildirildiğinde acıtan gerçek geri gelmişti. Eski çıplak fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine Monroe bu durumu basına açık bir dille ifade etmiştir.

O sonbaharda, kocasının ölmesi ile Baker; Borniece’nin Florida’daki ailesi ile kargaşalı birkaç ay geçirmiştir. Monroe’nin geri dönme isteğini reddetmesine rağmen, alınan tren biletini kabul etti ve Gaddard’ın evine manik bir durumda gitti. Polisten yardım alan Monroe annesinin sedyeye bağlanıp bir kez daha hastaneye gönderilmesini bir ekip arabasının arka koltuğundan izledi.

Monroe’nun ölümünden önce, annesiyle alkolü fazla alması sebebi ile son kez bir araya geldiler

Monroe Hollywood ikonuna dönüşümünü tamamlarken Gentlemen Prefer Blondes (1953) ve The Seven-Year Itch (1955) gibi filmlerin yıldızına, genellikle dışarı çıkma isteği ile annesi Baker, La Crescenta da Rock Haven Sanitarium’dan düzenli olarak posta göndermeye devam etti.

Tabii ki Monroe’nun birçok problemi vardı ama onları ekrana yansıtmıyordu. Joe DiMaggio ve sonra Arthur Miller’la dağılan evlilikleri, uyku hapları ve doktorlara olan bağımlılıkları vardı.

Şubat 1961’de intihar etmeyi düşündüğünü bir doktora itiraf eden Monroe, New York’taki Payne Whitney Kliniği’ne gittiğinde kendisini annesinin yolunu izlerken buldu. Orada olması kısa sürdü, ama haberin basına sızması için yeterince uzundu. Rock Haven’den bir haberi izledikten kısa bir süre sonra Baker odasında kolları kesik ve baygın olarak bulundu.

The Secret Life of Marilyn Monroe’ya göre, film starının annesini son görüşü 1962’nin yazıydı. Thorozine ilacının reçetesini yazdırmak için yeni bir doktor bulmaya çalışan Monroe, annesini doktoru Rock Haven’a götürdü. Ancak Baker’in ilaç almayı reddettiğini öğrendi.

Daha sonra anne ve kız bahçede bir kez daha karşı karşıya geldi. Monroe ilaçları alması için yalvarırken Baker, ihtiyacı olan tek şeyin ilaç değil dua etmek olduğu konusunda ısrarcıydı. Monroe onu durdurdu ve çantasına bir matara koydu, yaşlı kadın gülümsedi. Norma Jeane veda etmeden, ayrılmadan önce ona “Ne kadar iyi bir kızsın.” dedi.

5 Ağustos’ta Monroe’nin vücudu sonunda yıllarca uyuşturucu kullanımına yenik düştü. Bildirildiğine göre, ölümün kendisini etkilediğine dair birkaç dış işaret gösteren Baker kızından sonra 22 yıl daha yaşamını sürdürdü. Hatta son günlerini, onu bu kadar uzun süre kapalı tutan psikiyatri evlerinden uzak sürdürdü.

Yazar: Tim Ott

Kaynak: Biography

Çeviren: Duygu Bay Madenci

Düzenleyen: Yaren Kardelen Budun