Malcolm ve Marie incelemesi: Film çekmenin sınırlarını zorlamaya muhtaç bir film

Malcolm ve Marie incelemesi: Film çekmenin sınırlarını zorlamaya muhtaç bir film

Oyuncuların yetenekleri ön plandayken aynı zamanda etkileyicidir ve filmi izlemeye değer tek şey budur.

Sam Levinson tarafından yazılan ve yönetilen yeni film “Malcolm & Marie” bariz bir şekilde günümüzdeki konulara dayanıyor ve utanmadan onları yüksek sesle vızıldatmak için uğraşırken, aynı zamanda sanat hakkında ahkam kesiyor.  Yaşam ve sanatın birleştiği benzer uçurumlara değiniyor ancak bunu güvenli bir mesafeden yapıyor. Film çekmek hakkındaki bir film bu ancak beyaz olan Levinson’un karakterle pratiğinin altını çizdiği, fikirlerini eleştirmeye tabi tuttuğu, bir medya trolünün sahte masum manevrasının sinematik eşdeğerini canlandırmaya yetecek kadar sanatsal bir kahraman olan ve sadece soruları artıran zalimce bir kibirle dolu siyahi bir film yapımcısı yaratıyor.

Malcolm (John David Washington) 30’lu yaşlarında olan bir film yönetmenidir. O ve 20’li yaşlarındaki siyahi kız arkadaşı Marie (Zendaya) yeni uzun metrajlı filminin çok beğenilen galasına katılırlar ve galadan sonra yapımcılarının onun için kiraladığı lüks eve dönerler. Marie bir tabak peynirli makarna yaparken; Malcolm, filmini sırf hem kendisi hem de filminin kahramanı siyahi olduğu için ırksal bakış açısından izlediği için beyaz film eleştirmenlerine, özellikle L.A. Times’dan bir kadını acımasızca eleştirir.  Açıkça filminin “politik” olduğunu reddeder. Marie ona hızlı bir şekilde Angela Davis’in biyografisini yazdığını hatırlatır ve bunun üzerine yeni filminin “uyuşturucu bağımlısı bir kızın hayatını toparlamaya çalışmasını anlatmaya çalışan bir reklam filmi” olduğunu açıklar ve eleştirmenlere yakarır: “Lütfen biz sanatçıların bu durumla dalga geçmesine izin verin.” Sonrasında Times eleştirmeninin incelemesi internette yayınlanır ve Malcolm’u daha da öfkelendirir; eleştirmen filmi “gerçek bir şaheser” olarak nitelendirir ancak filmi politik terimleriyle metheder ancak dahası, tüm bu iyi eleştirilerine rağmen Malcolm’un siyahi kadın karakterini temsilini hızlı bir şekilde sorgular.  Yeni filminin “kimlik” meselelerine indirgenmesinin düşünülmesi hakkında biraz daha konuşur ve klasikleşmiş olan Billy Wilder, Ida Lupino, George Cukor ve günümüzde olan Elaine May, Spike Lee ve Barry Jenkins gibi film yapımcılarına olan bağlılığıyla övünür.

Bu tartışma filmin gidişatını belirler, ancak durum o akşam erken saatlerde olan bir olayla ateşlenir: Malcolm, prömiyer izleyicilerine yaptığı açıklamalarda oyuncu kadrosuna, ekibine ve diğer yardımcılarına teşekkür eder, ancak Marie’ye teşekkür etmeyi unutur. Marie ona bu ihmalin çok acı verici olduğunu hatırlatır çünkü ifade ettiğine göre filmde Marie’nin Malcolm’a detaylıca anlattığı deneyimlere dayanan, iyileşmekte olan bir uyuşturucu bağımlısını ele alınır. Hatta Malcolm senaryo konusunda bile Marie’ye danışır.  Malcolm yaptığının yanlış olduğunu hemen anlar ve akşamı Marie’ye ondan bolca özür dileyerek geçirdiğini ve özürlerini önceden kabul ettiğini hatırlatır ancak eve döndüklerinde Marie’nin bastırılmış öfkesi patlak verir.  İkisinin de “kavga” diye isimlendirdiği durum, Levinson’un dramasının duygusal bel kemiğidir. Malcolm’a kazara oluşan kusurunun yansıttığı nankörlük ve empati yoksunluğu için meydan okurken Marie, uzun süredir bastırdığı hayal kırıklıklarının muazzam bir repertuarını ortaya çıkarır: Malcolm, Marie’nin ona şöhret katacak hikâyesinden bir film uğruna yararlanmıştır ve onu ikinci plana atmıştır.

“Malcolm & Marie” bir karantina filmidir: Salgın sırasında tüm film ekibini güvenli tutmayı amaçlayan kısıtlamalar dahilinde çekilmiştir. Tek ve izole edilmiş bir konumda, tek bir ev ve onun çevresinde ve yalnızca iki oyuncuyla çekilmiştir. Levinson’a göre kısıtlamalar sinematik hayal gücünü de onaylamış görünüyor. Film gerçek zamanlı, tek perdeden, rahatsızlık verecek şekilde gerçekçi bir sahnelemeden (Levinson’un karakterlerinin tuvalete gitmeye ihtiyacı var) birkaç tane kısa epilog ve sorgusuz sualsiz, yaratıcı olmayan bir şekilde kucakladığı kısıtlamalara göz kırpıyor gibi görünen, her zaman çok hafif bir çerçeve kıran sahneden gerçekçi bir formatta oluşuyor.

Bir film yapımcısının film eleştirmenlerini tavırları ve cehaletleri yüzünden alay etmesine güvenen Levinson, filmine eleştiriye karşı bağışıklık kazandırmaya çalışır. Politika ve

Kimliksel meselelere direnen siyahi bir film yapımcısını resmederek, benzer şekilde bir duyar kasmamak için kendini gizler. (Malcolm bu terimi alaycı bir şekilde anıyor bile.) Levinson, kendini küçümseme ya da kendini eleştirmenin yalnızca en ufak bir yansımasını sunuyor hatta çoğunlukla film çekmenin doğasında var olan iş birliklerini içeren, kendi alçakgönüllülüğünün ve öz farkındalığının bir gösterişi olarak ortaya çıkıyor. Bu sırada Malcolm yıldız gibi parlayan çok iyi bir yönetmen olarak tasvir ediliyor. Marie, Malcolm’un davranışlarına dair kesin sezgilerde bulunarak onu parlatan yıldızın sebebi oluyor. Karşılığında Marie Malcolm’un yalnızca yaşamı ve sanatı üzerine bir yorumcu, kişisel film eleştirmeni olarak yanındadır: Film boyunca Malcolm’un soyadı söylenir ancak Marie’ninki asla duyulmaz. Marie, söyleyecek çok fazla şeyi olan, tutkulu ve keskin sezgili bir karakterdir ancak Levinson bir şekilde durumu tam tersine çevirmeyi başarır ve Malcolm, Marie’nin önüne yalnızca öz güven eksikliğinin çıktığı konusunda ısrar eder.

“Malcolm & Marie” filmi salgından önceki bir zamanda geçen tarihi bir drama mı yoksa salgın sonrası geçen yakın bir gelecek mi ya da salgın olmasaydı karakterlerin hayatları şu anda nasıl olacağına dair olgusal bir tarih mi belli değildir. Açık olan şudur ki “Malcolm & Marie” yalnızca şu ana ait bir film değildir: Sanat ve yaşamın tedirgin edici birleşimlerini gösteriyormuş gibi yapan ama bunu, bağlantısının en ilginç ve merak uyandıran yönüne karşı mühürlenmiş bir formla yapan ve bir salgın karantinasının ortasında bir film nasıl yapılır bunu gösteren bir yapımdır. Sanatsal yönü de benzer şekilde karanlık; parlak siyah-beyaz görüntüler, pürüzsüz kamera hareketleri, hoş aydınlatma, dikkati tam da öznesi olduğu varsayılan sinematik sanattan saptıran bir film yüzeyinin sert bir kabuğunu sunar. Sanatsal yönü, Malcolm’un saygı duyduğu Hollywood klasiklerini (onun özel takıntısı yönetmen William Wyler’dır) Levinson’un formun etkilerini yansıttığını, en azından istisnaları, elisyonları, stil ve tarzın sınırlarını yansıttığını öne sürmeden; 1930’lu yıllarda çekilmiş bugün film yapımcılığına empoze edebilir veya modern bir film yapımcısının onları nasıl dönüştürebileceğini, genişletebileceğini veya onları nasıl açabileceğini göstererek öykünür. Malcolm’un hassasiyeti “Yurttaş Kane” ve “Hayatımızın En Güzel Yılları” tarafından yüceltilirken, Malcolm ayrıca hem kendisinin hem de Levinson’un tarihsel ilgisizliğine ironi katmadan “Rüzgâr Gibi Geçti” filmi için övgü yağdırır.

Filmin prodüksiyon değerleri gerçek ilhamın, özgünlüğün, cüretin yerini alır; basit dramatik birlikteliği izleyicileri konu üzerinde tutar; diyalog baştan sona bariz bellidir ve Levinson’ın fikirlerini belirtmek için doldurması gereken bir dizi özellik ve arka plan öğesi, tema ve referanslar önermektedir. Oyuncularına elinden geleni ve hatta gelmeyeni bile yaptırtıyor. Diyaloğunu dağıtırlar ve akıcılık, enerji, hareketlilik, ince ayrıntılar ve bağlılıkla beraber hareketlilik aşamasından geçerler. Oyuncuların yetenekleri ön plandadır ve filmi izlemeye değer tek şey budur. (Şaşırtıcı bir şekilde bu Zendaya’nın ilk büyük drama filmi rolüdür.) Ancak Levinson, bu yeteneği, özellikle de kendi başına da dahil olmak üzere, duygusal risk pahasına ortaya koyuyor. “Malcolm & Marie”, kendi dar terimleriyle nişan almayı gerektiren sinemaya uyarlanmış bir tweet dizisi gibi ele alıyor ve bunu rafine sanat adı altında yapıyor. Film; kafasını iki yana eğiyor, çenesini kaldırıyor ve muhtaç bir tonda “Tartış benimle.” diyor.

Fragman için:

Yazar: Richard Brody

Kaynak: The New Yorker

Çeviren: Yaren Kardelen Budun

Düzenleyen: Ceren Berk

Leave a comment