Kadına yönelik şiddet, uluslararası düzeyde kadın hakları için mücadele tartışmalarının ön safhalarında, toplumda cinsiyetçilikle ilgili artan farkındalığın ve öfkenin merkezinde yer alıyor. Bu öfke, popüler kültürde cinsiyetçi fikirlerin yeniden savunulmasına yer açmada önemli bir rol oynayan kadınlara yönelik, on yıllardır süren sağcı saldırıların ortasında geliyor. Hindistan’daki yüksek profilli cinsel şiddet vakalarının yanı sıra topluluklardaki mücadeleden tutun Steubenville saldırılarına ve ordu içindeki sistematik cinsel saldırılara kadar, medyadaki skandal örnekleri sonsuzmuş gibi görünüyor.

Başarılı bir şekilde karşılık verebilmek için, başarılı bir stratejiye ihtiyacımız var. Bunun merkezindeyse ana akım kadın örgütlerinin baskın ideolojisi olan liberal feminizm ve benimsediğimiz sosyalist feminizm arasındaki temel farklılıkları anlamak yatar.

Temel farklılıklar

Vikipedi’ye göre “Liberal feminizm; toplumun yapısını değiştirmeden, siyasi ve yasal reform yoluyla kadın ve erkek arasında bireysel eşitliği arar.” Temelde, gerekli olan şey eşitliği engelleyen mevcut yasaları ve tavırları değiştirmektir.

Sosyalist feminizmi tanımlayan şey, kadınların ezilmesinin tarihsel olarak sınıflı toplumun gelişimi yoluyla nasıl ortaya çıktığına ve bunun kapitalist sistem tarafından hâlâ nasıl sürdürüldüğüne dair bir sınıf analizidir ki biz bunu, eşitliğe ulaşmak için yıkmamız gerektiğini kabul ediyoruz.

Sınıf analizinin olmaması, yapım aşamasındaki hareketlenmeler için kesinlikle ölümcüldür. Bu hareketleri ileri taşıyan ruh hali ve bilinçle karşılaştırıldığında liberal feminizm hareketleri, ezici olan politikalar için mücadele etmeye indirgiyor. Liberal feminizm davranışları, bireysel yasaları ve hatta erkekleri bir sorun olarak tanımlar. Ardından, cinsiyet ayrımı gözetmeyen eğitimin ve yasanın yeniden oluşturulmasının çözüm olduğu ima ediliyor. Basitçe anlatmak gerekirse, kadınların, erkeklerin sahip olduğu tüm güçleri ellerinden alması gerektiğini belirtiyor.

Bununla birlikte, reformlar için mücadele etmek, liberal feminizmi sosyalist feminizmden ayıran şey değildir. Marksistler, kadınların ve tüm işçi sınıfının yaşamlarına fayda sağlayan her türlü olumlu reform uğruna mücadele ediyor ve bunu destekliyorlar. Üstelik, reformların kadınların hayatlarında önemli, kimi zaman da hayat kurtarıcı bir rol oynadığı da doğrudur.

Ancak liberal feminizm, yalnızca reformlar için mücadele ederek, sistem hakkında veya eşitliği gerçekten de elde etmek için neyin gerekli olduğu konusunda yeterince kapsamlı çıkarımlarda bulunmaz. Pratik anlamda, liberal feminizm sığ çözümlerle birlikte yüzeysel bir yaklaşım haline geliyor ve aslında çoğunlukla orta sınıf beyaz kadınları temsil eden ana akım kadın örgütlerini çevreliyor.

Liberal feminizm, Hillary Clinton gibi çok güçlü politikacılara ya da önceleri önüne konulan engelleri mükemmel şekilde aşmayı başaran, hamile beyaz bir kadın olarak bilinirken şimdileri Yahoo şirket yöneticisi olarak tanınan Marissa Mayer’ın işe alınması gibi örneklere dayanır. Ancak yeni pozisyonuna geldikten birkaç ay sonra Mayer, özellikle anneler olmak üzere tüm çalışanlar için çok önemli olan evden çalışma programını, ofisine özel bir çocuk odası kurmadan hemen önce kaldırdı.

Sınıf analizi olmaksızın ve eşitliğin kapitalizmle beraber sağlanabileceği düşüncesine dayanan liberal feminizm; birkaç kadını birkaç iktidar konumuna yükseltmeye ve erkekleri cinsiyetçi olmamaları için eğitmeye indirgenir. Dolayısıyla, her zaman yoksul kadınların olacağını ya da rol modellerin – daha fazla yöneticinin –güçlendirilmesi gereken tüm kadınlar olduğu fikrini kabul eder.

Sosyalistler için mesele, toplumdaki güç dengesini değiştirmektir ve bu nedenle kitle hareketleri çok önemlidir. Kitle hareketlerinin temel değeri, kadınların ve daha geniş işçi sınıfının bilincini, örgütlenmesini ve güvenini artırmaktır.

Kadına yönelik şiddet ve tecavüz kültürü

Son yıllarda ortaya çıkan “tecavüz kültürü”, kadınların hayatın birçok alanında karşı karşıya kaldığı şiddetli cinsiyetçiliği tanımlamak için ortaya çıkmıştır ve kullanılmaktadır. Terimin kendisi, sorunun yalnızca cinsel şiddet olmadığı, aynı zamanda kadınlara yönelik sürekli cinsel şiddet tehdidinin kültürümüzün her tarafına kadınları ezmek için nüfuz ettiği fikrini özetliyor. Tecavüz, sokakta kötü bir adam olduğu için var olan bir suç değildir; öğretilir, bahanelerle örtülür ve daha geniş kapsamda mücadele edilmesi gereklidir. Bu analiz, kadınların baskı altında kalmasına karşı mücadelede ileriye atılan bir adımı temsil ediyor.

Şu anda var olan ciddi bir tezatlık söz konusu: Kadına yönelik şiddete karşı geniş çapta bir kabul edilmişlik ve öfke, sorun teşkil eder; ancak mücadele etmek için gerekli olan eylem yoktur.  Yalnızca son birkaç yılda, liberal feminist fikirlerin yönettiği eylemlerin sınırlarının ve aynı zamanda kadınlara yönelik tarihi saldırılar etrafında büyük çaplı eylemler için var olan muazzam potansiyelin birkaç güçlü örneği oldu.

Slutwalk eylemi, kadınlara yönelik şiddete karşı mücadele etmek ve bu gerçekle yüzleşmek için önemli bir adımdı. Toronto polis memurunun saldırgan yorumuna doğrudan bir cevap olarak, Slutwalk mitingleri kadınların “şiddet kurbanını suçlama” konusundaki geniş çaplı öfkesini ortaya koydu. Ancak yine de bu taktik ciddi bir eksikliği gösteriyordu çünkü birçok kadın, kadınlara yönelik şiddet ve baskı böylesine derin kökenlere sahipken, “sürtük” teriminin cinselliğin olumlu bir tanımlayıcısı olduğu fikrini reddetti.

Problemi erkeklerin tutumları veya eğitimsizlik olarak belirten Slutwalk, liberal feminizmin mantığını uç noktaya taşıdı ve yeterli şekilde ileri gitmeyen taleplere sahip olduğundan kendisinin saçmalığını ortaya çıkardı. “Kurbanı suçlama” konusunu kadınların karşı karşıya olduğu yoğun baskıyla ilişkilendirmeden, Slutwalk’lar ivmeyi sürdüremedi ya da cinsiyetçiliği ortaya çıkaran sisteme karşı ciddi bir tepki ortaya koyamadı.

Kadınlar için yeterli derecede mücadele edebilecek eylemleri düzenlemek

 Programa bağlı başarısızlıklar, liberal feminizmin felç olmasına ve cinsel şiddet konusunda cidden yanıtsız kalmasına sebep oluyor. Bu, kadın hakları adına gerçek bir eylem yapmak için gerekli olan işçi sınıfı kadınların karşılaştığı tüm problemlerle bağlantı kurmasını engelleyen mutlak ve korkunç bir engeldir.

Eylemlerin ciddi bir ivme kazanması ve sürdürülmesi için kadınlara, erkeklere ve genel olarak topluma hitaben bir ders vermeliyiz. Sosyalist feminizm; cinsiyetçiliğin, çalışan insanların büyük çoğunluğunun baskısını sürdürmek için yönetici seçkinlerin bir aracı olarak nasıl işlev gördüğünü açıklayabilmesi şeklinde tanımlanır.  Cinsiyetçiliği kapitalizm adı altında böl ve yönet politikası olarak tanımlayarak, sadece kadınların değil de bütün insanlığın, kapitalizm baskısından liberalliğe giden yolun önünü açıyor.

Bu yazı Socialist Alternative’in Ulusal Yaz Kampı organizasyonunda yapılan bir konuşmanın düzenlenmiş versiyonudur.

Yazar: Kelly Bellin

Kaynak: Socialist Alternative

Çeviren: Yaren Kardelen Budun

Düzenleyen: Ece Bölükbaş