Nedir?

İyi bir roman birçok şey yapabilir. Bizi hayatın sıradanlığından koparabilir, hayal gücümüzü tetikleyebilir ve dilinin yaratıcı kullanımıyla bizi eğlendirebilir. Ama kurgusal dünya ve karakterlerle olan etkileşimimizden daha fazla kazanacağımız bir şey yok mu? Örneğin, bizler; ahlaki değerlerimizi yükseltmek için edebi metinleri kullanmaz mıyız? İyi bir romanda illa öğrenmemiz gereken derin bir anlam var mıdır? Yoksa kurguyu belirli bilişsel becerilerimizin ince ayarını yapmak için mi kullanırız? John ve Ken, “How To Do Things With Fictions”’ın yazarı Joshua Landy ile birlikte Litquake-San Fransisco’nun Edebiyat Festivali’nde kaydedilmiş canlı bir programda olasılıkları gözden geçiriyor.

Dinleme notları

Ev sahiplerimiz, kurgu okumanın kişi üzerindekileri ciddi etkilerine istinaden ortak bir görüşte bulunmuyorlar. Ken’e göre, “kişi ne okuyorsa odur” ve romanlar ahlaki değerlerimizle boğuşmamız için bizi teşvik ederek kurgusal olmayan dünyada düşünmemizi geliştirebilir. Öbür yandan John, kurguyu bir eğlenceden daha fazlası olarak görmüyor. Bazı kitapların daha iyi yazılmış ve böylece daha sürükleyici olduğunu kabul ediyor etmesine ama en iyi kitapların bile bir kişinin ahlaki tutumları üzerinde etki göstermeyeceğini savunuyor. Bunun en iyi örneği de kendisi: Huylu huyundan vazgeçmez.

Konuğumuz Josh Landy sohbete katılıyor ve kendi fikrini Ken ve John’un fikirlerinin ortasında sınıflandırıyor. Landy, kurgunun okuyucusunun pratik bazı yetenekler geliştirmesine yardımcı olduğu konusunda Ken’e katılıyor ama bu yeteneklerin etik olmayabileceklerini düşünüyor. Ayrıca bir kitabın okuyucuyu tamamen değiştiremeyeceği konusunda da John’a katılıyor; buna rağmen okuyucunun kendisini daha net görüp tanıyabileceği olasılığının da söz konusu olduğunu söylüyor.

Profesör Landy ise kurgunun yalnızca tek bir etkisinden bahsedilemeyeceğini öne sürüyor. Aksine, bir tür olarak kurgu, kitabı pek ilginç zihinsel bir egzersiz ekipmanı gibi süslüyor -güvenilmez anlatıcılar, dördüncü duvarı yıkmak, fantezi ve gerçeğin karışımları- ve kurgusal olmayan kitaplarda bulunmayan ögeler barındırıyor. Bu bulmacalar ve paradokslar okuyucuyu zor problemlerle boğuşmaya itiyor, böylece de düşünme yeteneklerini geliştiriyor.

Böylelikle konuğumuz kurgusal bir edebi ürünün vermesi gerektiği belirli bir mesaj olduğu için değerli olduğunu düşünmüyor. Aksine, bir kitap, film veya gösterinin beynimizin kullanmaya alışık olmadığı yerlerini kullanması için gönderilen bir davetiye olduğunu düşünüyor. Böylece aynı “koşucunun uçuşu” gibi bu okuma egzersizi üstümüzde tamamlanmanın verdiği özel bir his bırakıyor. Böylece, kendisinin kitaplarda aradığı şey sözde “El Kitabı” oluyor. Programda buna benzer el kitaplarına örnek olarak “Sokratik Diyaloglar” ve “Mark’ın İlahisi” yer alıyor.

  • Aylak Filozof Muhabir (dakika 5.00’a atlayın): Psikoloji deneyleri (örneğin Raymond Mar ve Keith Oatley) kurgu okumanın empati yeteneğimizi geliştirdiğini gösteriyor. Kurgusal anlatımlar dünyayı başkasının gözlerinden görmemizi sağlıyor, böylece diğer insanların da bizler kadar derin ve karmaşık olduklarını anlamamıza yardımcı oluyor. Örneğin nörobilime göre, kurgusal bir olayı okumak, beyninizde onu yaşıyormuşçasına aynı bölgeyi harekete geçiriyor. Dahası, empati testleri kurgu okuyucularının ve hatta daha kök salmış temel eserlerin (örneğin bir Chekhov kısa öyküsü) okuyucularının üzerindeki etkinin, kurgu olmayan eserlerin okuyucularından daha güçlü olduğunu belirtiyor.

Çeviren: Ece Gezen

Düzenleyen: Yaren Kardelen Budun

Kaynak: Philosophy Talk