Hiç de kuş beyinli değil! Bazı kuşların, memelilerin çokça sinir hücreleriyle donatılmış beyin yüzeylerine benzeyen beyin korteksleri vardır. Kuşları akıllı yapan ve hatta onlara bir tür bilinç bahşeden de budur.

Vücut büyüklüğüne göre oranlandığında, aslında kuşlar nispeten büyük bir beyne sahiptir. Bir kuşun beyni teraziye beş ila yirmi gramdan daha fazla bir ağırlık getirmez. Buna rağmen kuzgun, güvercin, baykuş veya saksağan gibi bazı türler şeytana çarık giydirecek derecede kurnazdırlar. Aletler kullanırlar, hafıza eğitiminden sonra kartlardaki resimleri seçme oyunu oynarlar, gelecek için planlar yaparlar, kendilerini başkalarının yerine koyarlar, bağlantıları tanır ve uygun sonuçlar çıkarırlar. Daha fazlasını da yapabilirler: Kuzgunlar aynada kendilerini tanırlar, güvercinler altı yaşındaki bir çocuğun seviyesine kadar İngilizce yazımı öğrenebilirler ve deneylerin de gösterdiği gibi Picasso ve Monet gibi ustaların sanat eserlerini ayırt edebilirler.

Açıkçası bu kuşlar, şempanzeler ve büyük maymunlar kadar akıllıdır. Tübingen Üniversitesi Nörobiyoloji Enstitüsü’nde Andreas Nieder başkanlığındaki araştırmacılar tarafından yapılan bir çalışma, kargaların duyular aracılığıyla yapılan izlenimlerin açıkça farkında olduklarını ve böylelikle bir tür duyusal bilince (şuura) sahip olduklarını doğruluyor. Tübingen’li araştırmacılar sonuçlarını yakın zamanda “Science” dergisinde yayınladılar.

Bu çalışmada, ilk bakışta kuşların beyni çok az organize olmuş görünmektedir. Memelilere özgü katlanmış ve içinde düşünme ve yaratıcılığın yer aldığı kırışık beyin kabuğu (korteksi) kuşlarda yoktur. Bundan dolayı 150 yıldır kuş beyninin yalnız gri hücre pıhtısından ibaret olduğu görüşü hakimdi. Hakaret olarak kullanılan ”kuş beyinli” kavramı muhtemelen bu eski aşağılamadan gelmektedir.

Memelilerin korteksine benzer şekilde, kuş beyninin belirli bölgelerindeki sinir hücreleri (mavi, yeşil ve kırmızı noktalar) dikey katmanlar ve yatay kolonlar halinde düzenlenmiştir.

BEYİN KORTEKSİNDEKİ AFALLATICI BENZERLİK

Bochum Üniversitesi’nden biyopsikolog Onur Güntürkün ve Düsseldorf, Aachen’dan ve Jülich Araştırma Merkezi’nden meslektaşları tarafından yine “Science” dergisinde yayınlanan bir çalışma, güvercinlerin ve baykuşların duyusal beyin alanının, memelilerin beyin korteksine afallatıcı derecede benzediğini gösteriyor. Kuş beyninin bu bölgesindeki sinir lifleri yatay katmanlar ve dikey kolonlar halinde hareket ederler ve böylece memelilerin beyin korteksindekine benzer bir ızgara yapısı oluştururlar. Güntürkün ve meslektaşları, nöro-mimari ve bilgi işlemindeki bu benzerliklerin kuşların muazzam bilişsel performansından sorumlu olduğuna inanmaktalar.

Bu arada hal böyleyken kargaların şuuru kendini nasıl belli eder? Bunu canlı biçimde göstermek için, Andreas Nieder ve meslektaşları iki kargaya ekrandaki uyarıya bariz bir baş hareketiyle tepki vermeyi öğrettiler. Bu şekilde hayvanlar uyarıyı görüp görmediklerini haber veriyorlardı. Çok belli olan hatta belirsiz olan uyarılara kargalar çabuk ve güvenilir tepkiler verdiler. Aynı zamanda kuşlara algılama eşiğinde uyarı da sunuldu. Bu durumlarda kargalar bir şey görüp görmediklerine karar vermek zorundaydılar. Sonuç olarak, hayvanlar aynı uyarıyı mevcut veya namevcut görebildiler.

Testler sırasında araştırmacılar hayvanların nöron (akson uzantıları olan sinir hücrelerinin) aktivitesini kayda geçirdiler. Kargalar uyarıyı görüldü diye sınıflandırdılarsa, hayvanların sinir hücreleri bu bilgiyi uyarının sunumundan başın hareketine kadar nakleder. Öte yandan kargalar uyarıyı fark etmediği durumlarda, sinir hücreleri de sessiz kaldılar. Nieder ve meslektaşları için bu husus öznel bilincin ilk biçimini yansıtıyor. Hayvanlar sadece aynı uyarının parlaklığına tepki vermiş olsalardı, sinir hücreleri her zaman aynı yoğunlukta nakletmek zorunda kalacaklardı. Ama aynı uyarıya kargalar farklı tepki verdikleri için, onların başlarından geçen öznel deneyimleri sinir hücrelerinin aktivitesini (etkinliğini) etkilemiş olmalı, diye bir sonuç çıkardı bilim insanları.

Tübingenli araştırmacılarının çalışmaları evrimsel tarih açısından da önemlidir. Zira bilincin kökenine göre soruyu ortaya atıyorlar. Güncel bulgulara göre, bu beyin fonksiyonu daha eski ve canlılar arasında önceden kabul edilenden daha yaygın olabilirmiş. Nieder’in görüşüne göre muhtemel iki senaryo var. Ya 320 milyon yıl önce yaşamış insan ve kargaların son ortak ataları o zamandan beri her iki gelişim hattından aktarılan bir algısal bilince sahipti ya da evrim sırasında algısal bilinç birkaç kez ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıktı, çünkü canlılar aynı görevlerle karşı karşıya kalmış ve bunlara benzer çözümler bulmuşlardır. Her halükârda Nieder için, beyin korteksinden bağımsız farklı beyinler ile bilinçli yaşanmış deneyimin mümkün olduğu açıktır.

Kaynak: F.A.Z.

Yazar: Hildegard Kaulen

Çeviren: Naci Pektaş

Düzenleyen: Emel Nurşah Gedik