Koronavirüs “Beyin sisi” gerçektir

Koronavirüs “Beyin sisi” gerçektir

Birkaç ay önce bir psikiyatristle salgının beynimiz üzerindeki etkileri hakkında konuşuyordum. Konuşmamızda öne çıkacak konuların artan anksiyete ve depresyon olacağını düşünmüştüm, fakat bunun yerine, zihnen sersemlik ve dikkat dağınıklığı hissetmiş ya da hâlâ hissetmekte olan çok sayıda koronavirüs hastasından bahsetmeye başladı.

Koronavirüs hastalarında “beyin sisi” de dahil olmak üzere nörolojik semptomların, aynı zamanda davranış ve duygu gibi yürütücü işlev bozukluklarının görüldüğü bildirilmiştir. Ancak pek çok araştırma ne beyindeki SARS-CoV-2 virüs maddesini ne de genellikle bu nörolojik sonuçlarla ilişkili olan iltihaplanmayı ortaya koymuştur.

Bugünlerde, Johns Hopkins Üniversitesi ve Brigham ve Kadın Hastanesi’nden bir araştırma ekibi durumu biraz daha açıklığa kavuşturan bir şey keşfetti.

Koronavirüsten ölen rastgele seçilmiş 15 hastanın (yaşları 40 ile 80 arasında değişen, erkek ve kadın) beyin dokusunu incelediler.  Beyinlerini, koronavirüsten ölmeyen iki kişinin beyinleriyle karşılaştırdılar. Koronavirüsten ölen hastaların üçte birinin beyin kan damarlarında megakaryosit birikimi olduğunu buldular.

Megakaryositler, kemik iliğinizde bulunan büyük hücrelerdir. Bir yarayı iyileştirirken kanınızın pıhtılaşmasını sağlayan trombositler de dahil olmak üzere bir sürü farklı kan hücresi türü üretirler.

Johns Hopkins Üniversitesi’nden gelen bir habere göre, megakaryositlerin insan beyninin kan damarlarında ilk kez bulunduğu görünüyor.Koronavirüs vakasında akciğerlerde o kadar çok hasar vardır ki, araştırmacılar megakaryositlerin, akciğerlere yardımcı olmak için kemik iliğinden akciğerlere geçtiği ve daha sonra akciğerlerden beyne hareket ettiği varsayımında bulunuyor. Bununla birlikte, lojistik bir zorluk var: Beyne ulaşmak için, bu büyük hücrelerin akciğerlerdeki küçük kan damarlarından geçmeleri gerekiyor.

Beyne nasıl ulaştıkları hâlâ belirsiz olsa da araştırmacılar megakaryosit birikiminin beyindeki normal kan akışını engelleyebileceğini, farklı bölgelere ne kadar kanın aktığını ve aktığı şekli değiştirebileceğini tahmin ediyorlar.

Bu alanın uzmanı olmayan biri olarak,bir beyin görüntüleme teknolojisinin koronavirüs hastası olan ya da iyileşme sürecinde ve “beyin sisi” yaşayan kişilerdeki kan akışı değişikliklerini fark edecek kadar duyarlı olup olmadığını merak ediyorum.

Yazar: Samantha Jones

Kaynak: Psychology Today

Çeviren: Betül Ayan

Düzenleyen: Ayça Gürdal

Leave a comment