Ekim 1792’de, Amerika Birleşik Devletleri hala yeni bir ülkeydi, 10 yaşında bile değildi, sadece 4 yıl önce tam hükümet revizyonundan yeni çıkmıştı. O noktaya kadar sadece bir federal seçimle ve bir başkanla, uzun zamandır hırslı ancak tarihi kısa bir ulustu. Elbette Büyük Britanya’dan bağımsızlığı kazanmak için mücadele verenlerin saflarından gelen kahramanlar vardı. Ancak devrimci kahramanlar ortaya çıkan parti sisteminde yer alarak 1972’de siyasallaşarak büyüyorlardı. Hangi figür Amerikalıları vatansever bir ruhla birleştirmek için partizan kavgalarının üstesinden gelebilirdi? Gelişmekte olan kardeşçe bir örgüte sahip olan tarih meraklısı bir New York tüccarının bir cevabı vardı: Kristof Kolomb.  

John Pintard 1792’de sadece 33 yaşındaydı, ancak Amerikan geçmişini desteklemek ve korumak için önceden büyük ölçüde bir yatırım yapmıştı. Ulusal antikacı topluluğu önermiş, devrime odaklanan bir kütüphane oluşturmuş ve New York City’deki ilk müzeyi kurmuştu. Thomas Jefferson’a ulusal arşiv fikrini bile sunmuştu. Pintard’ın tarih tutkusunu Amerikalı dostlarıyla paylaşma arzusu, onu bugün hala aşina olduğumuz etkileyici bir kişi haline getirecekti.

Başlattığı vatansever kardeşlik toplumu, mesajının yayılmasında yardımcı oldu. Üyeler, 4 Temmuz ve Washington’un doğum günü de dahil olmak üzere Pintard’ın Amerikalıların benimsemesi gerektiğine inandığı laik bayramları kutlamak için geçit törenlerinde yürüdüler, gazeteler yayınladılar, konuşmalar sundular ve ziyafetler düzenlediler. Ayrıca Pennsylvania Kolonisi’ni kurmak için William Penn ile müzakere eden Lenni-Lennape lideri Tamamend, (“Tammany” olarak bilinir) Mayıs “bayram gününü” kutladılar. 1700’lerin sonlarında, “Aziz” Tammany, Aziz George gibi ulusal figürlerin Amerikan eşdeğeri haline geldi. “Tammany Toplulukları” Devrim sırasında ortaya çıktı ve geçmişte aynı insanlara yaptıkları muamelelere kasıtlı olarak bakarken, Yeni Dünya’nın özgürlük potansiyelini ve yerli halkın gururlu özgürlüğünü kutladılar. Pintard’ın grubu, Creek ve Onedia uluslarından gelen heyetleri resmi ziyaretlerde ağırlayarak ve sahte Yerli kostümü içinde Tammany “cesurları” pozu vererek bu (hayali) bağlantıyı kucaklayacaktı.

Pintard bu Tammany vizyonunu, monarşi, dini baskı, sürekli savaş, bilimin bastırılması gibi Eski Dünya yükü olmayan, Avrupalı (ama İngiliz değil) mirasına bağlı olan kişilerle birleştirmek istedi. Yeni Dünya’nın Avrupalı “kâşifi” Kristof Kolomb’u yükseltti ve kardeşlik grubu resmi olarak Tammany Topluluğu veya Kristof Düzeni olarak tanındı. “Özgürlük standardını ilk kez Batı Kıyılarına diken” adamın şerefine kadeh kaldırarak her yıl bir konuşma düzenlediler. Pintard, Kolomb’u halkın zihnine de yerleştirmek istiyordu ve kâşifin Amerika’ya gelişinin 300. yıldönümü onun fırsatıydı.

Sömürge döneminde büyük ölçüde göz ardı edilen Kolomb, Amerikalı şair ve konuşmacılar tarafından Devrim sırasında sembolik bir figür olarak konuşlandırılmıştı. Ancak Pintard’ın Kolomb’un toplumuyla olan evliliği tuhaf bir eşleşmeydi. Onların vatansever amaçları ilk başta yabancı düşmanlığı ve Katolik karşıtı duygularla karıştırıldı. Tam üyelik sadece “Ülkelerinin özgürlüğüne ve insan doğasının siyasi haklarına bağlı olduğu bilinen Amerikalı kardeşler” için ayrılmıştı. Tammany Topluluğu, İngiliz yanlısı sempatiyi kontrol altında tutmaya ve “yabancı zorbaların kölelerinin ve ajanlarının entrikalarını” engellemeye çalıştı. İrlandalı Katolik göçmenler ve İspanya gibi Katolik uluslar listede üst sıralardaydı. O halde İspanya Katolik istihdamında İtalyan bir Katolik olan Kolomb, Amerikan özgürlüğünü nasıl temsil etti? Bunun yanıtı, Pintard’ın 12 Ekim 1792 – Kolomb’un ilk halka açık anıtının yıldönümü için yaratmaya çalıştığı anıtta bulunacaktı.

John Pintard’a göre bir anıt, Kolomb’un Amerikalı yoldaşların kalbindeki yerini (kelimenin tam anlamıyla) sağlamlaştıracaktı. Ancak bu tür halka açık anıtlar, Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk zamanlarında neredeyse hiç bilinmiyordu. 1776’daki ilk isyan hareketlerinden biri, New York City’deki Kral III. George heykelini aşağı çekip başını kesmek oldu. Devrimden sonra Amerikalılar bu tür gösterilere gönülsüzdü. O zamanlardaki tek halka açık anıt devrim anısına yapılan Boston’daki Beacon Hill Anıt Sütunu idi. Yaklaşık 18 metre uzunluğunda, tepesinde yaldızlı tahta bir kartal bulunan, taş ve tuğladan yapılmış bir sütundu. Pintard, Boston’a özellikle maliyet ve boyut arayışıyla haber gönderdi; onun Kolomb anıtı da hemen hemen aynı ölçüde olacaktı.

Nihayet 12 Ekim 1792 geldiğinde, Tammany Topluluğu bir geçit töreni, “Birleşik Kolomb Devletleri” şerefine kadeh kaldırılan özenli bir ziyafet ve Kolomb’un hayatını keşfeden bir konuşma düzenledi. Ancak şehrin dikkatini çeken şey yeni anıttı. “Halkın merakını gidermek için” günün erken saatinde tanıtıldı. Ancak dördüncü “Kolomb Yüzyılını” müjdeleyen anıt, Pintard’ın aslında istediği boyuttan daha kısaydı. Yaklaşık 4 metre uzunluğunda ahşaptan yapılmış, taşa benzemesi için boyanmıştı. Bu küçük anıtın avantajları vardı. Taşınabilirdi, Tammany Topluluğu’nun şehrin etrafında sergilemesi için müsaitti. Kolomb’un hayatından özenli sahneler içeriden fenerle aydınlatılıyor, seyredenlerin gözü önünde adeta büyülü bir parıltıyla aydınlatılıyordu.

Bu sahneler, Kolomb’u Katolik İspanya’nın sömürgeleştirici ajanından proto-Amerikan özgürlük öncüsüne dönüştüren neredeyse sihirli bir dönüşümü de tasvir ediyordu. Dikilitaşta, tarih figürü perde çekerek Kolomb’un hayatından anları açığa çıkardı. İlk olarak, bilim ruhu genç Kolomb’a navigasyon ve geometri konusunda talimat verir. Daha sonra, yerli halk bakarken, Kolomb’un adamlarının onun önünde “hayranlıkla” diz çökmesiyle keşif gezisinin Guanahani Adası’na inişi karşımıza çıkıyor. Üçüncü sahne, Kolomb’un dönüşünden sonra İspanyol mahkemesindeki sunumunu gösterir ve son panel, Kolomb’u eski patronları tarafından hapsedilmiş olarak bulur, zincirlerinde “Kralların Minnettarlığı” yazılıdır. Özgürlük ruhu, onu rahatlatmak için şerefine yapılmış anıtı işeret ederek bakışlarını geleceğe yöneltir. Bunun üzerinde, yükselen bir kartal “İnsan Hakları” sloganını kavrarken, aşağıda yerli figürler bir anma töreninde yas tutuyor.

Bu, Pintard ve diğerlerinin Amerikan hırslarına uyacak şekilde hazırladıkları, tarihsel gerçektiğe pek benzemeyen bir figür olan Kolomb idi. Burada hiçbir sömürü tasvir edilmedi, imparatorluğun acımasız doğuşu, toplumun ve çoğu Amerikalının korktuğu ve tiksindiği Katolik inancına dair hiçbir ipucu yoktu. Burada, Aydınlanma Çağı’nın bilim ve bireycilik değerlerini paylaşan, yozlaşmış hükümdarlar tarafından kurban edilen, hem yerli Amerikalıların hem de Avrupalıların sevdiği bir lider olan inşa edilmiş bir Kolomb vardı. Parıldayan bir özgürlük figürü doğrudan izleyicilerine parıldadı.

Anıt ve verdiği mesaj, birkaç yıl daha Pintard’ın kurduğu müzenin en önemli parçası olarak halka açık bir şekilde sergilenmeye devam etti. Müze, yeni sahiplerine geçtikten sonra ortadan kaybolduğunda; özel günlerde aydınlatılan anıt, 1800’lü yıllarına kadar yıllık anma törenlerinin odak noktası oldu. Temizlenmiş ve aydınlanmış Kolomb’u Amerikan halkına satmak için yaratılan anıtın sadece açıklamaları kalmıştı. Toplumun Amerikan panteonuna “Büyük Navigatörü” yerleştirme çabalarına rağmen, Amerika’nın geri kalanı onu takip etmekte yavaştı. 1840’larda ABD Kongre Binası’na, bir zamanlar Tammany Topluluğu üyesi olan John Vanderlyn tarafından çizilen rotunda sahnesi de dahil olmak üzere bazı Kolombiyalı haraçlar dikilecekti. Ancak 1892 yıl dönümünde, Columbus anıtları daha sık ortaya çıktı; bazı durumlarda Katolik göçmenlerin Amerikan vatandaşlığı iddiası John Pintard’ı dehşete düşüren bir şeydi.

Pintard’ın kendisi anıtın tamamlandığını muhtemelen hiç görmemişti. 1792’nin başlarında ilk Amerikan borsası çöküşüne yakalandığı için, alacaklılarından kaçmak amacıyla New York’u terk etmek zorunda kaldı. 1800’de geri döndüğünde müzesi satılmıştı ve vatansever toplumu siyasi bir ağa dönüştüğünde, ulusun tarihini koruma çabalarına yeniden başlayacaktı. Pintard 1804 yılında New York Tarih Derneğini kurdu. Ve aynı zamanda bir etkileyici olarak yeniden başladı.

John Pintard, başka bir Eski Dünya Katolik figürünü popülerleştiren, biri de efsaneye sarılmış ve yıllık bir kutlamaya bağlanan broşürler yayınlamaya başladı. Onu, tıpkı Kolomb’da olduğu gibi, gelecekteki hırsları için  onu yeniden şekillendirirken, Amerika’nın kültürel geçmişine bir bağlantı olarak tanıttı. Pintard bu sefer kimi seçti? Aziz Nikolas.

*Kolomb’un ilk anıtı, Fransız konsolos olan Charles Francis Adrian le Paulmier Chevalier d’Anmour tarafından Baltimore’un kuzeyindeki mülkünde özel olarak dikilidi. Tammany anıtından iki ay önce 1792 Ağustos’unda yerinde olan, Kolomb’un anısına yazılmış, yaklaşık 12 metre yüksekliğinde basit bir dikilitaş görevlendirdi. Neredeyse bir asırdır unutulan Chevalier d’Anmour’un şimdi yeniden yerleştirilen anıtı hala duruyor; ancak bu tür birçok anıt gibi, Kolomb ile olan ilişkisi Baltimore şehrinin halkı tarafından yeniden değerlendiriliyor.

Tim Winkle, müzenin Kültür ve Toplum Yaşamı Bölümü’nde müze müdürüdür.

Yazar: Timothy Winkle

Kaynak: National Museum of American History

Çeviren: İlayda Gülsümoğlu

Düzenleyen: İrem Güneş