Klasikler rehberi: Alice Harikalar Diyarında — hâlâ sapkınlar, hayalperestler ve isyankârlar için

Klasikler rehberi: Alice Harikalar Diyarında — hâlâ sapkınlar, hayalperestler ve isyankârlar için

Alice! Al bu çocuksu hikayeyi

Ve nazik ellerle

Çocukluk rüyalarının sarılı olduğu yere ser

Anıların mistik bandına

Bir seyyahın solmuş çiçek çelengi gibi

Uzak ülkelerden toplanmış

Bizleri hem toplumsal hem kişisel olarak Alice Harikalar Diyarında’ya, kısaca Alice’e geri getiren şey nedir? Edebiyat eleştirmeni Harold Bloom’un sözlerine göre Alice’i, Shakespeare gibi, “bizim için bir tür kutsal kitap” yapan şey nedir?

Çünkü biz her zaman geri geliyoruz. Lewis Carroll’un hikayesi, İngiltere’deki 1865 basımından beri hiçbir zaman basımdan kalkmamış ve yaklaşık 100 dile çevrilmiştir.

Hikayeden ilham alınmış sayısız film adaptasyonu ve de pek çok farklı yapıt ortaya konuldu. Belki de bunlardan en iyisi, Amerika Birleşik Devletleri Sağlık, Eğitim ve Refah Bakanlığının çocuklara uyuşturucudan uzak durmalarına teşvik etmek için yaptığı az tanınan 1971 kısa filmidir.

Filmin istenilen etkiyi yaratmadığından korkabiliriz: hız bağımlısı Mart Tavşanı, tercih ettiği uyuşturucunun ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğini yararlı bir şekilde göstermişken, Çılgın Şapkacı’nın LSD performansı biraz fazla merak uyandırıyor.

Sayfalar ve ekranların ötesinde, Google aramaları, grafitiden Dali’ye Alice’ten ilham alınmış sanat, dövmeler, müzik, bilgisayar oyunları ve mağazaları ortaya koyuyor.

Alice’in güçlü bir popüler medya cazibesi var; bu da Disney’in 1951 filmi Alice Harikalar Diyarında (kitabın başlığının yanlış bilinmesinden de sorumlu olan) tarafından güçlendirildi. Bunun yanında, Alice, pek çok alt kültür için ikonik bir hale geldi, özellikle de daha kasvetli olmaya eğilim gösterenler için. “Zombi Alice” veya “gotik Alice”i araştırmayı, ya da Tokyo’da geçen yeni Netflix dizisi Alice in Borderland’ı (Alice, Japonya’da bayağı popüler) izlemeyi deneyin.

Bu da bizi yeniden konuşmanın en başına döndürüyor (bilim adamları için bir Alice göndermesi): Bizi geri getiren şey nedir?

Yetişkin dünyasına bir darbe vurma

Hikaye, ablasıyla beraber nehir kenarında sıkılarak oturan yedi yaşındaki Alice ile başlıyor. Alice, resimleri olmadığı için ablasının okuduğu kitaba pek ilgi göstermiyor. Uykuya dalıp, zıplayan ama telaşlı bir tavşanı, tavşan deliğine, oradan da Harikalar Diyarına takip ediyor.

Harikalar Diyarında, nargile içen Tırtıl, Düşes, Çılgın Şapkacı, Cheshire Kedisi ve Kupa Kraliçesi gibi pek çok karakter ile sözlü olarak itiştiği, ancak bağlantı kurmakta zorlandığı bir dizi gerçeküstü hikayeden hikayeye geçer.

iç mekan, kişi içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Alice ve bu unutulmaz karakterler arasındaki birinci kalite sohbetle kitaba geri dönüyoruz. Aşağıdakilerin Çılgın Şapkacı’nın çay partisinden olduğunu göz önünde bulundurun:

“O zaman ne demek istiyorsan onu söylemelisin,” diye devam etti Mart Tavşanı.

“Söylüyorum,” diye alelacele cevap verdi Alice; “en azından… en azından ne söylüyorsam onu demek istiyorum, ikisi de aynı şey.”

“Hiç de aynı şey değil!” dedi Şapkacı. “O zaman ‘yediğimi görüyorum’ ile ‘gördüğümü yiyorum’un aynı şey olduğunu söyleyebilirsin!”

“O zaman,” diye ekledi Mart Tavşanı, “Bulduğumu severim’le ‘sevdiğimi bulurum’un da aynı şey olduğunu söyleyebilirsin!”

“O zaman,” diye ekledi uykusunda konuşuyor gibi gözüken Fındıkfaresi, “‘uyurken nefes alırım’ ile ‘nefes alırken uyurum’un aynı şey olduğunu söyleyebilirsin!”

“Sana göre hepsi aynı şey!” dedi Şapkacı[.]

Dikkatimizi çekiyor ki Alice’in karşılaştığı yaratıkların çoğunun, onu azarlaması, ona emir vermesi, ahlak öğretmeye çalışması ve şiir okutmaya çalışması hayatındaki gerçek yetişkinleri temsil ettiğini gösteriyor.

Bizi geri çeken şeylerden biri, yetişkin dünyasının çatlak bir yere dönüşümü ile bir çocuğun bakış açısının yüceltilmesidir. Alice’i çocuk olarak değil de yetişkin olarak okuduğumuzda, en azından bazılarımızın hiçbir zaman tam olarak uyum sağlayamadığı yetişkin dünyasına bir darbe vururuz.

Harikalar Diyarının aslında yetişkin dünyası olduğuna dair en büyük ithamı Cheshire Kedisi, Alice’e “burada hepimiz deliyiz” dediğinde ortaya koyuyor. Kedi, kitapta Alice ile bağlantı kuran tek yaratıktır. Okurlar, şunu not edin ki: Çocuklarla bağlantı kurabilen kişi, aynı zamanda dünyayı olduğu gibi görebilen kişidir- deli!

Çocukluğun Şampiyonu

Batı’nın, çocukluğu romantize ettiği uzun bir tarihi var. Wordsworth, 1807 Ölümsüzlük Şiirinde yazar ki:

Cennet bebekliğimizde içimizde yatar!

Hapishanenin gölgeleri yakınlaşmaya başlar

Büyüyen çocuğun üzerine

“Romantik çocukluk”, Wordsworth ve Carroll gibi burjuva 19. yüzyıl İngiltere’sinin kreasyonu olsa bile, güçlü ve tartışmaya açık bir şekilde asil bir kavramdır. Öyleyse, tavşan deliğinin biraz daha aşağısana gidelim.

Alice, Harikalar Diyarındaki çılgın yetişkinlere karşı çıktığı için hikayenin çocuk kahramanı olsa da, kendisi de yetişkinliğin eşiğindedir.

Bu trajediye, gerçek Alice, Alice Liddell’a adanan ve kitabın başında yer alan şiirde de gönderme yapılıyor (ana kıtası bu makalenin başında yer alıyor).

Liddell, çocukluğunda Carroll’un arkadaşıydı. Alice’ın ilk versiyonu 1862 Oxford’da Liddell ve iki kız kardeşine Thames’te bir tekne gezisinde anlatılmıştı.

Büyümenin trajedisi hikayenin kendisinde de pekiştiriliyor. Alice’in hayal gücü Harikalar Diyarını yaratabilmiş olsa da devamını getirtemiyor. Harikalar Diyarındaki son sahnede Alice, birçok karakterin kağıt oyunu oynadığı bir duruşmayı izliyor. Bu mantıksız duruşma yüzünden bıkıp, “Siz bir deste kağıttan başka bir şey değilsiniz!” diye bağırıyor ve gerçek dünyaya geri dönüyor.

Bu bizi, Harikalar Diyarının kendisinin Alice’in kahramanı olduğunu düşünmeye itiyor: çocukluğun şampiyonu. Çılgın Şapkacının çay partisinden öğrendiğimize göre Harikalar Diyarında zaman duruyor ve de orada otoritenin bir etkisi yok. Kraliçe “kellesini uçurun” emrini sürekli tekrarlasa da aslında hiç kimse ölmüyor.

‘Carroll efsanesi’

metin, kişi, takım içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu Ancak, Alice ve Harikalar Diyarının ötesinde Carroll’ın kendisi var. Karoline Leach’in “Carroll efsanesi” hakkındaki dikkate değer kitabında yazdığı gibi, Alice’in merkezinde “Carroll’ın imajı; hikayede akıldan çıkmayan bir varoluş, altın öğleden sonralarının değişken rüya gibi izlenimleri, kokmuşluk, gizem, güneşi dalgalandıran suya dalan kürekler” yatar.

Lewis Carroll, Oxford’ta matematik öğretmenliği yapan ve söylemesi Lewis Carroll kadar kolay olmayan Charles Lutwidge Dodgson’ın takma adıdır.

19. yüzyılda da şimdi olduğu kadar çekici olan “Carroll efsanesi”, Dodgson, ikinci kişiliği Carroll ve çocuklarla, özellikle Alice Liddell’le olan birçok (erdemli) ilişkisi aracılığıyla Wordsworth’ün bahsettiği çocukluğun ölümsüzlüğünün yolunu bulmuştur.

Yani, Alice okuduğumuzda, esasında bu hayali Carroll ile sohbet ediyoruz, bu da hiç hafif bir şey değil.

Troll dindarlık

Şakalaşmaların ve çocukluğa hürmetin ötesinde, Alice’e geri çekiliyoruz çünkü kendi kültür savaşlarımızın 1860’lardaki versiyonuna ebedi bir katkı içeriyor. Bizim politik doğruculuğumuz varken, 19. yüzyıl Anglofon dünyası, zaman zaman çocuklara ve yetişkinlere ayet yoluyla kendini empoze eden oyunbozan bir dindarlığa sahipti.

19. yüzyıl Amerikan şairi David Bates, şimdi neyse ki unutulmuş olan Nazikçe Konuş adlı şiirden muhtemelen sorumludur (“Küçük çocuğa nazikçe konuşun! / Sevgisini mutlaka kazanın / Yumuşak ve nazik aksanlarla öğretin: / Uzun süre kalmayabilir.)

6. bölümde Düşes, ihmalkâr bir anne, tarafından söylenen Carroll’un muhteşem parodisi şöyledir ki;

Küçük oğluna sertçe konuş,

Ve hapşurduğunda onu döv:

Sadece rahatsız etmek için yapıyor

Çünkü biliyor ki sinir ediyor.

Burada ve “Sen Yaşlısın Peder William” gibi diğer Alice şiirlerinde Carroll, dindarlığın güç için bir maske olduğu herkesle dalga geçiyor. Ve de dindarlar gibi, politik doğrucular da iyilik yapmaktan çok kendi üstünlüğünü önemsiyor.

O zamanın ve şimdinin arasındaki bağı güçlendirmek için, Stephen Fry’ın politik doğruculuğa son zamanlardaki itirazından alıntı yapmaya değer. Sanki Fry bize Alice’in ve hatta Carroll’ın kendisinin anahtarını veriyor. ‘Kendimi klasik bir liberten olarak sınıflandırmazdım” diyen Fry,

ama günah işlemekten zevk alıyorum ve de derinden ve içgüdüsel olarak baş eğmeye ve ortodoksluğa güvenmiyorum. Gelişim vaizler ve ahlak bekçileri tarafından değil ama […] deliler, keşişler, sapkınlar, hayalperestler, isyancılar ve şüpheciler tarafından sağlanır.

Alice Harikalar Diyarında’ya geri dönüyoruz çünkü onu okuduğumuzda, bizler dünyayı değiştiren sapkınlar, hayalperestler ve isyankarlara dönüşüyoruz.

Yazar: Jamie Q Roberts

Çeviren: Rüya Çınar

Düzenleyen: Hicriye Alptekin

Kaynak: TheConversation

Leave a comment